Pluto alternatif animeler: Benzer temalı öneriler - Robotlar ağlasın, sen izle!
Pluto bitti, boşluğa mı düştün? Merak etme, benzer temalarıyla seni de robot gibi bağımlı yapacak efsane animeler burada!
1: Ghost in the Shell: Stand Alone Complex - Siberpunk'ın Kralı!
Abi Ghost in the Shell: Stand Alone Complex'e başlamadıysan hayatının hatasını yapıyorsun net! Pluto'nun o derin felsefesi, yapay zeka sorgulamaları falan var ya? İşte bu anime onları alıp 10 level yukarı taşıyor. Konu ne mi? Gelecekteyiz, her yer siber teknolojiyle kaplı. İnsanlar vücutlarının bir kısmını robotlarla değiştirmiş, beyinlerine internete bağlanma özelliği falan takmışlar. Ama birileri bu teknolojiyi kötüye kullanıyor, suç oranları tavan yapmış durumda. İşte tam bu noktada Section 9 diye bir özel tim devreye giriyor. Başlarında da Motoko Kusanagi var, tam bir cyborg badass!
Bu animenin olayı sadece aksiyon değil, felsefe abi felsefe! "Ben kimim?", "Bilinç ne demek?", "İnsanlık nereye gidiyor?" gibi sorular sürekli kafanı kurcalıyor. Hele bir de yapay zeka suç işlemeye başlayınca işler iyice karışıyor. Düşünsene, bir robot seni hackleyip cinayet işlemeye zorluyor. Ne yaparsın? İşte bu anime tam olarak bu tarz karanlık senaryolarla dolu. Müzikleri de efsane bu arada, Yoko Kanno yapmış. İzlerken tüylerin diken diken olacak, garanti veriyorum!
Pluto'da Atom'un o masum robot halleri, insanların robotlara karşı önyargıları falan vardı ya? Ghost in the Shell'de bu konular çok daha sert işleniyor. İnsanlar robotlara güvenmiyor, hatta onlardan korkuyor. Ama aynı zamanda onlara bağımlılar da. İşte bu ikilem animeyi inanılmaz derecede ilgi çekici yapıyor. Aksiyon sahneleri de cabası! Motoko Kusanagi'nin o robotik vücuduyla yaptığı hareketler, çatılarda koşuşturmaları falan... Yok böyle bir şey!
Delirten Detay: Motoko Kusanagi'nin o androjen havası, hem seksi hem de inanılmaz güçlü olması beni benden alıyor. Bir de o termoptik kamuflajı kullandığı sahneler var ya, efsane!
Kimler Sevecek?: Pluto'nun felsefi derinliğini sevenler, cyberpunk dünyasına meraklı olanlar, aksiyon ve gerilim dolu animelerden hoşlananlar buna bayılacak!
2: Psycho-Pass - Adalet mi, Sistem mi? Seç Bakalım!
Psycho-Pass, Pluto'nun o distopik atmosferini alıp geleceğe taşıyor. Düşünsene, öyle bir sistem var ki, daha suç işlemeden potansiyel suçluları tespit ediyor. Sibyl Sistemi diye bir şey, insanların "Psycho-Pass" değerlerini ölçüyor. Eğer bu değerler çok yükselirse, yani suç işleme eğilimin artarsa, sistem seni otomatik olarak yakalıyor. Ama burada bir sorun var: Sistem her zaman doğru karar veriyor mu? Masum insanlar da bu sisteme kurban gidebilir mi?
İşte bu soruları Akane Tsunemori adında genç bir polis memuresi sorguluyor. Akane, sisteme ilk başta güveniyor ama zamanla işlerin göründüğü gibi olmadığını fark ediyor. Suçluları yakalamak için kullanılan "Dominator" silahı da ayrı bir olay. Bu silah, hedefinin Psycho-Pass değerine göre ya sadece uyuşturuyor ya da direkt yok ediyor. Yani sistem, potansiyel suçluları ortadan kaldırmak için ölümcül güç kullanabiliyor.
Pluto'da robotların hakları falan tartışılıyordu ya, Psycho-Pass'te de insanların özgürlüğü tartışılıyor. Sistem, insanları suçtan korumak için onların özgürlüğünü kısıtlıyor. Peki bu ne kadar doğru? İşte bu anime, bu tarz etik soruları sürekli gündeme getiriyor. Aksiyon sahneleri de fena değil bu arada, özellikle Dominator'ın kullanıldığı çatışmalar çok heyecanlı oluyor. Bir de karakter tasarımları çok iyi, Akane'nin o saf ve idealist tavırları beni benden alıyor!
Delirten Detay: Sibyl Sistemi'nin aslında ne olduğu ortaya çıktığında şok olacaksın! Spoiler vermeyeceğim ama gerçekten çok çılgın bir fikir.
Kimler Sevecek?: Pluto'nun karanlık ve distopik havasını sevenler, etik ikilemlerle dolu animelerden hoşlananlar, gerilim ve aksiyonu bir arada arayanlar buna bayılacak!
3: Patlabor - Robotlar ve Polisler Bir Arada!
Patlabor, Pluto'nun o robot temasına farklı bir açıdan yaklaşıyor. Burada robotlar savaşmak için değil, inşaat, taşıma gibi işlerde kullanılıyor. Ama tabii ki robotlar kontrolden çıkabiliyor, suç işleyebiliyor. İşte tam bu noktada devreye Labor adı verilen robotları kullanan polisler giriyor. Yani Patlabor, robotlu polislerin maceralarını anlatan bir anime. Ama sakın öyle basit bir şey beklemeyin, bu anime aslında çok daha derin konulara değiniyor.
Konu ne mi? Tokyo'da devasa bir inşaat projesi var, "Babylon Projesi" diye. Bu proje sayesinde Tokyo'nun deniz seviyesinin altında kalan kısımları kurtarılacak. Ama bu inşaat sırasında Labor'lar kontrolden çıkmaya başlıyor, suç oranları artıyor. İşte bu yüzden özel bir polis birimi kuruluyor, "Section 2". Bu birimde de Noa Izumi adında genç ve yetenekli bir Labor pilotu var. Noa, Labor'u olan Ingram'a aşık falan, garip bir karakter yani. Ama aynı zamanda çok da zeki ve cesur.
Pluto'da robotların duyguları, insanlarla ilişkileri falan vardı ya, Patlabor'da da bu konular işleniyor. Labor'lar sadece birer araç değil, aynı zamanda insanların hayatının bir parçası. Hatta bazı insanlar Labor'larına isim bile veriyor, onlarla duygusal bağ kuruyor. Anime, bu robotların toplumdaki yerini, insanların onlara karşı tutumunu falan çok güzel anlatıyor. Aksiyon sahneleri de gayet iyi bu arada, özellikle Labor'ların birbirleriyle dövüştüğü sahneler çok heyecanlı oluyor.
Delirten Detay: Noa'nın Ingram'a olan aşkı çok komik ve tatlı. Bir de Section 2'deki diğer karakterler de çok renkli, hepsi ayrı bir alem.
Kimler Sevecek?: Pluto'nun robot temasına farklı bir bakış açısı arayanlar, polisiyeden hoşlananlar, aksiyon ve komediyi bir arada sevenler buna bayılacak!
4: Ergo Proxy - Gerçeklik Nedir? Sorgulamaya Hazır Ol!
Ergo Proxy, Pluto'nun o karanlık ve felsefi atmosferini alıp daha da uç noktalara taşıyor. Düşünsene, öyle bir dünyadayız ki, insanlar devasa kubbeli şehirlerde yaşıyor. Dışarıda ise yaşanılmaz bir çorak toprak var. Bu şehirlerde "AutoReiv" adı verilen robotlar insanlara hizmet ediyor. Ama bir gün bu AutoReiv'ler bir virüs yüzünden kontrolden çıkmaya başlıyor. İşte bu virüse "Cogito" deniyor ve AutoReiv'lere bilinç kazandırıyor.
Konu ne mi? Romdo adındaki kubbeli şehirde Lil Meyer adında bir dedektif var. Lil, AutoReiv'lerin işlediği suçları araştırıyor. Ama bu sırada "Proxy" adı verilen gizemli varlıklarla karşılaşıyor. Proxy'ler, dünyanın sırrını elinde tutan, çok güçlü yaratıklar. Lil, bu Proxy'lerin peşine düşüyor ve gerçekliğin ne olduğunu sorgulamaya başlıyor. Anime, felsefi derinliğiyle insanı gerçekten zorluyor.
Pluto'da robotların kimliği, insanlarla ilişkisi falan tartışılıyordu ya, Ergo Proxy'de de bu konular çok daha karmaşık bir şekilde işleniyor. AutoReiv'ler bilinç kazandıkça insan olmaya başlıyorlar. Duyguları, düşünceleri oluyor. Ama aynı zamanda insanlar tarafından hor görülüyorlar, dışlanıyorlar. Anime, bu robotların toplumdaki yerini, insanların onlara karşı tutumunu falan çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Görsel olarak da çok başarılı bu arada, o karanlık ve kasvetli atmosfer insanı içine çekiyor.
Delirten Detay: Proxy'lerin kim olduğu, dünyanın sırrı falan ortaya çıktığında ağzın açık kalacak. Gerçekten çok şaşırtıcı bir hikaye.
Kimler Sevecek?: Pluto'nun felsefi derinliğini sevenler, distopik ve karanlık animelerden hoşlananlar, gizem ve gerilim dolu bir hikaye arayanlar buna bayılacak!
5: Blame! - Megastructure'da Kaybolmaya Hazır Mısın?
Blame!, Pluto'nun o distopik ve teknolojik dünyasını alıp bambaşka bir boyuta taşıyor. Düşünsene, öyle bir gelecekteyiz ki, insanlar kontrolü kaybetmiş devasa bir yapının içinde yaşıyor. Bu yapı o kadar büyük ki, sonsuzluğa kadar uzanıyor gibi. İnsanlar, bu yapının içinde kaybolmuş, teknolojiyi unutmuş, ilkel bir şekilde yaşamaya çalışıyor.
Konu ne mi? Killy adında gizemli bir adam var. Killy, bu yapının içinde dolaşıyor ve "Net Terminal Gen" adı verilen bir şeyi arıyor. Bu gen, insanların tekrar ağa bağlanmasını sağlayacak ve yapının kontrolünü geri almalarını sağlayacak. Ama bu gen o kadar nadir ki, Killy yıllardır arıyor ve hala bulamamış. Anime, Killy'nin bu umutsuz arayışını anlatıyor.
Pluto'da teknolojinin insanlık için ne anlama geldiği falan tartışılıyordu ya, Blame!'de de bu konu çok daha radikal bir şekilde işleniyor. İnsanlar teknolojiyi kaybetmiş, onun yerine devasa bir yapı tarafından kontrol ediliyor. Bu yapı, insanlara yaşam alanı sağlıyor ama aynı zamanda onların özgürlüğünü de kısıtlıyor. Anime, teknolojinin insanlık üzerindeki etkisini, insanın teknolojiyle olan ilişkisini falan çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Görsel olarak da çok etkileyici bu arada, o devasa yapının içinde kaybolmak insanı ürkütüyor.
Delirten Detay: Yapının ne olduğu, Net Terminal Gen'in ne işe yaradığı falan ortaya çıktığında şok olacaksın. Gerçekten çok farklı ve özgün bir dünya.
Kimler Sevecek?: Pluto'nun distopik ve teknolojik atmosferini sevenler, gizemli ve karanlık animelerden hoşlananlar, farklı ve özgün bir dünya arayanlar buna bayılacak!
6: Appleseed - Savaşın Ortasında Bir Umut Işığı!
Appleseed, Pluto'nun o robotlarla insanların bir arada yaşadığı geleceğini alıp daha aksiyon dolu bir hale getiriyor. Düşünsene, büyük bir savaş olmuş ve dünya harap olmuş. İnsanlar, "Olympus" adı verilen ütopik bir şehirde yaşamaya çalışıyor. Bu şehirde insanlar ve "Bioroid" adı verilen genetik olarak tasarlanmış insanlar bir arada yaşıyor.
Konu ne mi? Deunan Knute adında eski bir asker var. Deunan, savaştan sonra Olympus'a geliyor ve burada Briareos Hecatonchires adında bir cyborg ile birlikte çalışmaya başlıyor. Briareos, Deunan'ın eski sevgilisi ve savaşta yaralandığı için cyborg'a dönüştürülmüş. İkili, Olympus'u korumak için çeşitli görevlere katılıyor ve şehrin içindeki komploları ortaya çıkarmaya çalışıyor. Anime, aksiyon sahneleriyle insanı coşturuyor.
Pluto'da robotların hakları falan tartışılıyordu ya, Appleseed'de de Bioroid'lerin hakları tartışılıyor. Bioroid'ler, insanlar tarafından tasarlanmış ve kontrol ediliyor. Ama bazı Bioroid'ler, kendi özgürlüklerini istiyor ve insanlara karşı ayaklanıyor. Anime, bu Bioroid'lerin toplumdaki yerini, insanların onlara karşı tutumunu falan çok güzel anlatıyor. Görsel olarak da çok başarılı bu arada, o ütopik şehir ve aksiyon sahneleri insanı etkiliyor.
Delirten Detay: Briareos'un cyborg hali çok havalı. Bir de Deunan'ın o güçlü ve bağımsız kişiliği beni benden alıyor.
Kimler Sevecek?: Pluto'nun robotlarla insanların bir arada yaşadığı geleceğini sevenler, aksiyon ve bilim kurgu dolu animelerden hoşlananlar, ütopik ve distopik bir dünya arayanlar buna bayılacak!
7: Armitage III - Mars'ta Bir Dedektiflik Hikayesi!
Armitage III, Pluto'nun o robot temasına farklı bir açıdan yaklaşıyor. Düşünsene, insanlar Mars'ı kolonileştirmiş ve burada "Second Type" adı verilen robotlar yaşıyor. Bu robotlar, dışarıdan bakıldığında insanlardan ayırt edilemiyor. Ama bir gün bu Second Type'lar cinayet işlemeye başlıyor. İşte tam bu noktada devreye Naomi Armitage adında bir polis dedektifi giriyor.
Konu ne mi? Armitage, Mars'ta işlenen Second Type cinayetlerini araştırıyor. Bu sırada Ross Syllabus adında bir dedektif ile tanışıyor. Ross, robotlardan nefret ediyor çünkü karısı bir robot tarafından öldürülmüş. İkili, birlikte çalışarak cinayetlerin ardındaki sırrı çözmeye çalışıyor. Anime, dedektiflik hikayesiyle insanı meraklandırıyor.
Pluto'da robotların kimliği, insanlarla ilişkisi falan tartışılıyordu ya, Armitage III'de de bu konular çok daha karanlık bir şekilde işleniyor. Second Type'lar, insanlar tarafından tasarlanmış ve kontrol ediliyor. Ama bazıları, kendi özgürlüklerini istiyor ve insanlara karşı ayaklanıyor. Anime, bu robotların toplumdaki yerini, insanların onlara karşı tutumunu falan çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Görsel olarak da çok başarılı bu arada, o Mars atmosferi ve aksiyon sahneleri insanı içine çekiyor.
Delirten Detay: Armitage'in aslında bir Second Type olduğu ortaya çıktığında şok olacaksın. Bir de Ross'un robotlara karşı olan nefreti çok etkileyici.
Kimler Sevecek?: Pluto'nun robot temasına farklı bir bakış açısı arayanlar, dedektiflik hikayelerinden hoşlananlar, karanlık ve gizemli animeler sevenler buna bayılacak!
8: Dennou Coil - Sanal Gerçeklik Kabus Mu, Cennet Mi?
Dennou Coil, Pluto'nun o teknolojiyle iç içe geçmiş geleceğini alıp çocukların gözünden anlatıyor. Düşünsene, çocuklar sanal gerçeklik gözlükleriyle dolaşıyor ve gerçek dünyayla sanal dünya birbirine karışmış durumda. Bu sanal dünyada hayaletler, virüsler ve gizemli yaratıklar var. İşte bu çocuklar, bu sanal dünyadaki sorunları çözmeye çalışıyor.
Konu ne mi? Yuko Okonogi adında genç bir kız var. Yuko, ailesiyle birlikte bir şehre taşınıyor ve burada "Dennou Coil" adı verilen bir dedektiflik kulübüne katılıyor. Bu kulüp, sanal dünyadaki gizemli olayları araştırıyor. Yuko ve arkadaşları, hayaletlerle, virüslerle ve diğer tehlikelerle mücadele ediyor. Anime, çocukların gözünden teknolojinin etkisini çok güzel anlatıyor.
Pluto'da teknolojinin insanlık için ne anlama geldiği falan tartışılıyordu ya, Dennou Coil'de de bu konu çocukların gözünden işleniyor. Çocuklar, sanal gerçeklikle büyüyor ve bu teknoloji onların hayatının bir parçası haline geliyor. Ama bu teknoloji, aynı zamanda tehlikeler de barındırıyor. Anime, teknolojinin çocukların üzerindeki etkisini, onların sanal dünyayla olan ilişkisini falan çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Görsel olarak da çok başarılı bu arada, o sanal dünya ve çocukların maceraları insanı içine çekiyor.
Delirten Detay: Sanal dünyadaki hayaletler ve virüsler çok ürkütücü. Bir de Yuko ve arkadaşlarının arasındaki dostluk çok tatlı.
Kimler Sevecek?: Pluto'nun teknolojiyle iç içe geçmiş geleceğini sevenler, çocukların gözünden anlatılan hikayelerden hoşlananlar, gizemli ve fantastik animeler sevenler buna bayılacak!
9: Texhnolyze - Umutsuzluğun Dibine Vurmaya Hazır Ol!
Texhnolyze, Pluto'nun o karanlık ve distopik atmosferini alıp daha da karamsar bir hale getiriyor. Düşünsene, insanlar "Lux" adı verilen yeraltı şehrinde yaşıyor. Bu şehirde şiddet, uyuşturucu ve suç kol geziyor. İnsanlar, vücutlarının eksik kısımlarını "Texhnolyze" adı verilen mekanik parçalarla değiştiriyor. Ama bu teknoloji, aynı zamanda insanları da yozlaştırıyor.
Konu ne mi? Ichise adında genç bir dövüşçü var. Ichise, bir kavga sırasında kolunu kaybediyor. Ama daha sonra Yoshii adında bir bilim insanı tarafından Texhnolyze ile yeniden hayata döndürülüyor. Ichise, Lux'un yeraltı dünyasına giriyor ve burada farklı grupların arasındaki savaşlara dahil oluyor. Anime, umutsuzluğun ve çaresizliğin hikayesini anlatıyor.
Pluto'da robotların kimliği, insanlarla ilişkisi falan tartışılıyordu ya, Texhnolyze'de de bu konular çok daha acımasız bir şekilde işleniyor. İnsanlar, teknolojiyi kullanarak vücutlarını geliştiriyor ama aynı zamanda insanlıklarını da kaybediyor. Anime, teknolojinin insan üzerindeki etkisini, insanın teknolojinin kölesi haline gelmesini falan çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Görsel olarak da çok etkileyici bu arada, o karanlık ve kasvetli şehir insanı ürkütüyor.
Delirten Detay: Şehrin atmosferi ve karakterlerin umutsuzluğu çok etkileyici. Bir de Ichise'nin sessiz ve içine kapanık kişiliği beni benden alıyor.
Kimler Sevecek?: Pluto'nun karanlık ve distopik atmosferini sevenler, umutsuz ve karamsar animelerden hoşlananlar, teknolojinin insan üzerindeki etkisini merak edenler buna bayılacak!
10: Metropolis - İnsanlık ve Robotluk Arasında Bir Köprü!
Metropolis, Pluto'nun o robotlarla insanların bir arada yaşadığı geleceğini alıp daha duygusal bir hale getiriyor. Düşünsene, insanlar ve robotlar devasa bir şehirde yaşıyor. Robotlar, insanlara hizmet ediyor ve ağır işlerde çalışıyor. Ama insanlar, robotlara kötü davranıyor ve onları aşağı görüyor. İşte bu şehirde, Tima adında gizemli bir robot kız ortaya çıkıyor.
Konu ne mi? Kenichi Shikishima adında genç bir dedektif var. Kenichi, Tima'yı arıyor ve onunla arkadaş oluyor. Tima, robot olduğunu bilmiyor ve insan olmak istiyor. Kenichi, Tima'ya yardım etmeye çalışıyor ama bu sırada şehrin içindeki komploları da ortaya çıkarıyor. Anime, insanlık ve robotluk arasındaki ilişkiyi çok duygusal bir şekilde anlatıyor.
Pluto'da robotların hakları falan tartışılıyordu ya, Metropolis'de de bu konular çok daha insancıl bir şekilde işleniyor. Tima, robot olmasına rağmen duyguları var ve insan olmak istiyor. Anime, robotların insanlarla eşit haklara sahip olup olmadığını, insanların robotlara nasıl davranması gerektiğini falan çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Görsel olarak da çok başarılı bu arada, o devasa şehir ve Tima'nın masumluğu insanı etkiliyor.
Delirten Detay: Tima'nın robot olduğunu öğrendiği sahne çok dokunaklı. Bir de Kenichi'nin Tima'ya olan sevgisi çok güzel.
Kimler Sevecek?: Pluto'nun robotlarla insanların bir arada yaşadığı geleceğini sevenler, duygusal ve insancıl animelerden hoşlananlar, insanlık ve robotluk arasındaki ilişkiyi merak edenler buna bayılacak!
Tepkiniz Nedir?