Who Made Me A Princess (Webtoon): Claude'un Hafızasını Kaybettiği Dönem: Aman Tanrım! Kalbim Dayanmıyor!
Who Made Me A Princess'teki Claude'un hafıza kaybı mı? Yoksa o masum bakışlar, o tatlı haller? Bu listeyi okuduktan sonra seriye baştan başlayacaksınız, garanti!
1: Claude'un Bebeğe Dönüşü: O Soğuk Kuzeyli Gitti, Yerine Pamuk Şeker Geldi!
Arkadaşlar, itiraf ediyorum, Claude'un hafızasını kaybettiği dönem benim için Who Made Me A Princess'in zirve noktası! Normalde buz gibi, mesafeli, hatta bazen acımasız olan imparatorumuz, birdenbire beş yaşındaki bir çocuk gibi davranmaya başlıyor. Düşünsenize, o koca adam, o otorite timsali, Athanasia'nın eteğine yapışıp duruyor, sürekli ilgi bekliyor, en ufak bir şeyde trip atıyor. Ya o masum bakışları? Normalde insanı donduracak kadar keskin olan o bakışlar, şimdi şaşkınlık ve merakla dolu. Resmen eridim bittim!
Ama işin komik tarafı, Claude'un bu halleri sadece sevimli değil, aynı zamanda inanılmaz derecede de dokunaklı. Geçmişte yaşadığı travmalar, kayıplar, pişmanlıklar... Hepsi bir anda siliniveriyor ve ortaya kırılgan, savunmasız bir çocuk çıkıyor. Athanasia'nın ona şefkatle yaklaşması, onunla ilgilenmesi, ona yeniden sevgiyi öğretmesi... Kalbim paramparça oldu! Özellikle o uyku sahneleri yok mu? Athanasia, Claude'u kucağına yatırıp ona masallar anlatıyor, ninni söylüyor. O sahnelerde gözyaşlarıma hakim olamadım, resmen hüngür hüngür ağladım.
Ve tabii ki, bu durumun yarattığı komik anları da unutmamak lazım. Claude'un sarayda çocuk gibi koşuşturması, her şeye merakla dokunması, hizmetlileri çileden çıkarması... Tam bir komedi şöleni! Özellikle Felix'in Claude'la başa çıkmaya çalıştığı sahneler efsaneydi. Felix, bir yandan imparatoruna saygısını korumaya çalışıyor, bir yandan da onun çocukça kaprisleriyle uğraşıyor. Adamcağız resmen iki kişilik yaşıyordu!
Delirten Detay: Claude'un Athanasia'ya "Anne" demesi! O buz gibi adamdan böyle bir kelime duymak, resmen kalbime ok gibi saplandı.
Kimler Sevecek?: Dram, komedi ve bolca duygusallık içeren hikayeleri sevenler, baba-kız ilişkisine odaklanan yapımlara bayılanlar, karakter gelişimini yakından takip etmekten hoşlananlar.
2: Athanasia'nın Annelik İçgüdüleri: Prensesimiz Resmen Süper Kahraman Oldu!
Athanasia'nın bu dönemdeki performansı tek kelimeyle muazzamdı! Normalde biraz çekingen, utangaç ve babasıyla iletişim kurmakta zorlanan prensesimiz, birdenbire süper bir anneye dönüşüyor. Claude'un çocuklaşmasıyla birlikte, Athanasia'nın içindeki şefkat, merhamet ve koruma içgüdüsü adeta patlama yaşıyor. O, artık sadece bir prenses değil, aynı zamanda Claude'un annesi, arkadaşı, sırdaşı ve en büyük destekçisi.
Athanasia'nın Claude'a olan sevgisi, bu dönemde bambaşka bir boyuta ulaşıyor. Onu sabırla dinliyor, ona oyunlar oynuyor, ona masallar anlatıyor, onu her türlü tehlikeden koruyor. Claude'un ihtiyaçlarını herkesten daha iyi anlıyor ve ona her zaman destek oluyor. Özellikle Claude'un hafızasıyla ilgili sorunlar yaşadığı anlarda, Athanasia'nın sakinliği ve kararlılığı beni çok etkiledi. O, ne olursa olsun babasının yanında olmaya kararlı ve onu iyileştirmek için elinden gelen her şeyi yapmaya hazır.
Ve tabii ki, Athanasia'nın bu dönemdeki fedakarlıkları da göz ardı edilemez. O, kendi mutluluğunu ve rahatını bir kenara bırakıp tamamen Claude'a odaklanıyor. Onun iyiliği için her türlü zorluğa katlanıyor ve hiçbir zaman pes etmiyor. Athanasia'nın bu fedakarlıkları, onun ne kadar güçlü ve sevgi dolu bir karakter olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Resmen hayran kaldım!
Delirten Detay: Athanasia'nın Claude'u uyuturken söylediği ninniler! O tatlı sesi, o şefkat dolu sözleri... Kalbim eridi!
Kimler Sevecek?: Güçlü kadın karakterleri sevenler, fedakarlık ve sevgi temasına odaklanan hikayelere bayılanlar, Athanasia'nın karakter gelişimini yakından takip etmekten hoşlananlar.
3: Romantizm Alarmı! Claude ve Athanasia Arasındaki Bağ Yeniden Tanımlanıyor!
Tamam, biliyorum, Who Made Me A Princess'te romantizm çok ön planda değil. Ama Claude'un hafıza kaybettiği dönemde, Athanasia ile arasındaki bağın yeniden tanımlandığına şahit oluyoruz. O, artık sadece bir baba-kız ilişkisi değil, aynı zamanda derin bir sevgi ve şefkat ilişkisi. Athanasia, Claude'a annelik yapıyor, arkadaşlık ediyor, sırdaşlık ediyor ve ona yeniden sevgiyi öğretiyor. Claude ise, Athanasia'ya tamamen güveniyor, ona bağlanıyor ve onunla birlikte yeniden hayata tutunuyor.
Bu dönemde, Claude ve Athanasia arasındaki fiziksel temaslar da dikkat çekici bir şekilde artıyor. Athanasia, Claude'u sürekli kucaklıyor, ona sarılıyor, onun elini tutuyor. Claude ise, Athanasia'nın kucağına yatıp uyuyor, ona yaslanıyor ve onunla birlikte güvende hissediyor. Bu temaslar, onların arasındaki bağın ne kadar güçlü ve derin olduğunu gösteriyor. Özellikle o sarılma sahneleri yok mu? Resmen içim ısındı!
Ve tabii ki, bu durumun yarattığı romantik gerilimi de unutmamak lazım. Claude'un hafızası geri geldiğinde, Athanasia'ya olan hisleri nasıl değişecek? Ona yeniden aşık olacak mı? Yoksa onu sadece bir kız çocuğu olarak mı görecek? Bu sorular, serinin ilerleyen bölümlerinde cevabını bulacak ve beni şimdiden heyecanlandırıyor!
Delirten Detay: Claude'un Athanasia'ya olan o masum bakışları! Resmen içimi eritiyor.
Kimler Sevecek?: Romantik gerilim sevenler, baba-kız ilişkisine odaklanan yapımlara bayılanlar, Claude ve Athanasia arasındaki bağın nasıl geliştiğini merak edenler.
4: Felix'in Çaresizliği: İmparatora Bebek Bakmak mı? Yoksa Dünyayı Kurtarmak mı Daha Kolay?
Felix Robane, nam-ı diğer İmparator'un sağ kolu ve sadık şövalyesi! Ama bu seferki görevi biraz farklı: İmparator Claude'a bebek bakıcılığı yapmak! Düşünsenize, o asil duruşlu, her zaman ciddi ve görevine odaklı Felix, bir anda kendini çocuk bakıcısı gibi hissediyor. Claude'un kaprisleriyle uğraşmak, onu eğlendirmek ve sarayda ortalığı karıştırmasını engellemek... Adamcağız resmen saçını başını yoluyor!
Felix'in bu durumdaki çaresizliği, serinin en komik anlarından bazılarını oluşturuyor. Claude, Felix'i sürekli peşinden koşturuyor, ona türlü türlü oyunlar oynuyor ve onu delirtiyor. Felix ise, bir yandan imparatoruna saygısını korumaya çalışıyor, bir yandan da onun çocukça kaprisleriyle uğraşıyor. Özellikle Claude'un Felix'in kılıcını oyuncak olarak kullanmaya çalıştığı sahne efsaneydi. Felix, kılıcını korumak için canını dişine takıyor, ama Claude'un ısrarlarına da dayanamıyor. Adamcağız resmen ikiye bölünmüştü!
Ama işin komik tarafı, Felix'in bu durumdan gizlice keyif alması. Claude'un çocuklaşmasıyla birlikte, Felix, imparatorunun daha insani bir yönünü görme fırsatı buluyor. Onunla daha yakın bir ilişki kuruyor ve ona daha çok bağlanıyor. Ve tabii ki, Felix'in Athanasia'ya olan hayranlığı da bu dönemde daha da belirginleşiyor. Athanasia'nın Claude'la olan ilişkisine hayranlıkla bakıyor ve onun ne kadar güçlü ve sevgi dolu bir prenses olduğunu bir kez daha anlıyor.
Delirten Detay: Felix'in Claude'a masal okumaya çalıştığı sahne! O ciddi ses tonuyla çocuk masalları okuması, resmen komedi şöleniydi.
Kimler Sevecek?: Komedi sevenler, Felix'in karakterini sevenler, saray hayatının perde arkasını merak edenler.
5: Jennette'in Gözünden Dünya: Üvey Ablasıyla Babasının Tuhaf İlişkisi!
Jennette Margarita, nam-ı diğer üvey kardeş ve ikinci başrol! Jennette'in bu dönemdeki bakış açısı, hikayeye bambaşka bir boyut katıyor. O, bir yandan üvey ablası Athanasia'yı kıskanıyor, bir yandan da babası Claude'un tuhaf davranışlarını anlamaya çalışıyor. Claude'un hafıza kaybettiğini bilmiyor ve onun Athanasia'ya olan ilgisini yanlış yorumluyor. Bu durum, Jennette'in kafasını karıştırıyor ve onu daha da mutsuz ediyor.
Jennette, Athanasia'nın Claude'la olan ilişkisini kıskanıyor çünkü o da babasının sevgisini kazanmak istiyor. Ama Claude, Jennette'e karşı her zaman mesafeli ve soğuk davranıyor. Bu durum, Jennette'in özgüvenini zedeliyor ve onu daha da yalnızlaştırıyor. Özellikle Athanasia ve Claude'un birlikte mutlu oldukları sahneleri gördüğünde, Jennette'in kalbi kırılıyor ve gözleri doluyor.
Ama işin ilginç tarafı, Jennette'in Athanasia'ya karşı beslediği kıskançlığın altında aslında bir hayranlık yatması. Jennette, Athanasia'nın ne kadar zeki, yetenekli ve sevgi dolu bir prenses olduğunu görüyor ve ona hayran kalıyor. Ama aynı zamanda, Athanasia'nın babasının sevgisini kazanmış olmasını da kıskanıyor. Bu karmaşık duygular, Jennette'in karakterini daha da derinleştiriyor ve onu daha da ilgi çekici hale getiriyor.
Delirten Detay: Jennette'in Athanasia'ya gizlice hayranlık duyduğu anlar! O karmaşık duyguları yüzünden okumak, resmen beni benden aldı.
Kimler Sevecek?: Karmaşık karakterleri sevenler, aile ilişkilerine odaklanan yapımlara bayılanlar, Jennette'in hikayesini merak edenler.
6: Büyülü Kaos: Sarayda Sihirler Havada Uçuşuyor!
Who Made Me A Princess, sadece duygusal anlar ve komik sahnelerle dolu değil, aynı zamanda büyülü bir dünyaya da sahip. Claude'un hafıza kaybettiği dönemde, sarayda sihirler daha da ön plana çıkıyor. Athanasia, Claude'u iyileştirmek için elinden gelen her türlü büyüyü kullanıyor ve bu durum, sarayda ilginç ve komik durumlara yol açıyor. Özellikle Athanasia'nın yanlışlıkla yaptığı büyüler yok mu? Resmen kahkaha krizine girdim!
Athanasia, Claude'un hafızasını geri getirmek için türlü türlü büyülü iksirler hazırlıyor, büyülü nesneler kullanıyor ve hatta zamanda yolculuk yapmaya çalışıyor. Ama bu büyüler çoğu zaman ters tepiyor ve sarayda kaosa neden oluyor. Örneğin, bir keresinde Athanasia, Claude'u iyileştirmek için hazırladığı bir iksiri yanlışlıkla içiyor ve kendini kediye dönüştürüyor! O sahnede, Athanasia'nın kedi halleri, Claude'un şaşkın bakışları ve Felix'in çaresizliği... Tam bir komedi şöleniydi!
Ama işin ilginç tarafı, bu büyülü kaosun aslında Claude ve Athanasia arasındaki bağı güçlendirmesi. Athanasia, Claude'u iyileştirmek için elinden gelen her şeyi yaparken, ona olan sevgisini ve bağlılığını bir kez daha kanıtlıyor. Claude ise, Athanasia'nın büyülü yeteneklerine hayran kalıyor ve ona daha çok güveniyor. Bu büyülü anlar, onların arasındaki ilişkiyi daha da özel ve unutulmaz kılıyor.
Delirten Detay: Athanasia'nın kediye dönüştüğü sahne! O minik patileri, o kocaman gözleri... Resmen kalbimi çaldı!
Kimler Sevecek?: Fantastik öğeleri sevenler, büyülü dünyalara bayılanlar, sihir ve komedinin bir arada olduğu hikayelere düşkün olanlar.
7: Kara Büyü Tehlikesi: Claude'un Geçmişi Hortluyor!
Claude'un hafıza kaybı, sadece komik ve duygusal anlara yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda karanlık bir sırrı da gün yüzüne çıkarıyor. Claude'un geçmişinde yaşadığı travmalar, kara büyüler ve ihanetler, onun hafızasının kaybolmasına neden oluyor ve bu durum, sarayı büyük bir tehlikeye sürüklüyor. Athanasia, Claude'u kurtarmak için bu karanlık sırlarla yüzleşmek zorunda kalıyor ve bu durum, onu büyük bir maceraya sürüklüyor.
Athanasia, Claude'un geçmişini araştırırken, onun yaşadığı acıları, kayıpları ve ihanetleri öğreniyor. Claude'un annesinin ölümü, kardeşleriyle olan rekabeti ve sevgilisi Diana'nın trajik ölümü... Hepsi birer kara leke gibi Claude'un geçmişine yapışmış durumda. Athanasia, Claude'u bu karanlık geçmişten kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapmaya kararlı ve bu durum, onu daha da güçlü ve kararlı bir prensese dönüştürüyor.
Ama işin tehlikeli tarafı, Claude'un geçmişiyle ilgili sırların sadece onun hafızasını etkilemekle kalmaması. Bu sırlar, sarayda kara büyülerin ortaya çıkmasına ve Athanasia'nın hayatını tehlikeye atmasına neden oluyor. Athanasia, hem babasını kurtarmak hem de kendini korumak için kara büyülerle savaşmak zorunda kalıyor ve bu durum, onu büyük bir sınavdan geçiriyor.
Delirten Detay: Claude'un geçmişindeki o karanlık sahneler! Resmen tüylerim diken diken oldu.
Kimler Sevecek?: Gerilim sevenler, gizemli hikayelere bayılanlar, kara büyü ve tehlike temasına ilgi duyanlar.
8: İlişkiler Ağı: Saraydaki Entrikalar Durmak Bilmiyor!
Who Made Me A Princess, sadece ana karakterlerin hikayesine odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda saraydaki diğer karakterlerin de hayatına ışık tutuyor. Claude'un hafıza kaybettiği dönemde, saraydaki ilişkiler daha da karmaşık hale geliyor ve entrikalar durmak bilmiyor. Athanasia, hem babasını kurtarmak hem de saraydaki entrikalarla başa çıkmak zorunda kalıyor ve bu durum, onu daha da zeki ve stratejik bir prensese dönüştürüyor.
Athanasia, saraydaki diğer prenslerle, soylularla ve hizmetlilerle olan ilişkilerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyor. Bazı karakterler, Athanasia'ya destek olurken, bazıları da onun kuyusunu kazmaya çalışıyor. Athanasia, kimin dost, kimin düşman olduğunu anlamak ve ona göre hareket etmek zorunda kalıyor. Özellikle o sinsi soyluların entrikaları yok mu? Resmen sinirlerim bozuldu!
Ama işin ilginç tarafı, bu entrikaların aslında Athanasia'nın karakterini güçlendirmesi. Athanasia, saraydaki entrikalarla başa çıkarken, daha zeki, daha stratejik ve daha kararlı bir prensese dönüşüyor. O, artık sadece sevimli bir kız çocuğu değil, aynı zamanda güçlü bir lider adayı. Ve bu durum, beni çok heyecanlandırıyor!
Delirten Detay: O sinsi soyluların Athanasia'ya kurduğu tuzaklar! Resmen kanım dondu.
Kimler Sevecek?: Entrika sevenler, saray hayatına meraklı olanlar, karakterlerin ilişkilerini yakından takip etmekten hoşlananlar.
9: Moda İkonu Athanasia: Elbiseler Konuşuyor, Kalpler Çalınıyor!
Who Made Me A Princess, sadece hikayesiyle değil, aynı zamanda görsel şöleniyle de büyüleyici bir yapım. Athanasia'nın giydiği birbirinden güzel elbiseler, serinin en dikkat çekici özelliklerinden biri. Claude'un hafıza kaybettiği dönemde, Athanasia'nın elbiseleri daha da ön plana çıkıyor ve onun duygusal durumunu yansıtıyor. Özellikle o pastel renkli, uçuş uçuş elbiseler yok mu? Resmen gözlerim kamaştı!
Athanasia, Claude'u etkilemek ve ona moral vermek için birbirinden güzel elbiseler giyiyor. Bu elbiseler, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Athanasia'nın duygusal durumunu da yansıtıyor. Örneğin, Athanasia'nın üzgün olduğu zamanlarda giydiği koyu renkli elbiseler, onun iç dünyasındaki karanlığı simgeliyor. Mutlu olduğu zamanlarda giydiği pastel renkli elbiseler ise, onun neşesini ve umudunu yansıtıyor.
Ama işin ilginç tarafı, Athanasia'nın elbiselerinin sadece Claude'u etkilemekle kalmaması. Bu elbiseler, aynı zamanda saraydaki diğer karakterlerin de dikkatini çekiyor ve Athanasia'ya olan hayranlıklarını artırıyor. Athanasia, elbiseleriyle bir moda ikonu haline geliyor ve saraydaki herkes onu örnek almaya çalışıyor. Ve bu durum, beni çok eğlendiriyor!
Delirten Detay: Athanasia'nın o muhteşem balo elbisesi! Resmen nefesim kesildi.
Kimler Sevecek?: Moda tutkunları, görsel şölen sevenler, Athanasia'nın stilini merak edenler.
10: Finalde Gözyaşları Sel Oldu: Claude'un Hafızası Geri Geliyor mu?
Ve geldik sona! Claude'un hafızasını kaybettiği dönemin finali, tam bir duygusal patlama! Athanasia'nın çabaları sonuç veriyor ve Claude'un hafızası yavaş yavaş geri gelmeye başlıyor. Ama bu süreç, acı, gözyaşı ve fedakarlıklarla dolu. Athanasia, Claude'un hafızasını geri getirmek için her şeyini feda etmeye hazır ve bu durum, beni derinden etkiliyor.
Claude'un hafızası geri geldikçe, geçmişindeki travmalar da yeniden gün yüzüne çıkıyor. Claude, yaşadığı acıları, kayıpları ve ihanetleri hatırladıkça, daha da öfkeli ve umutsuz bir hale geliyor. Athanasia, Claude'u bu karanlık geçmişten kurtarmak ve ona yeniden umut vermek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Özellikle o sarılma sahneleri yok mu? Resmen hüngür hüngür ağladım!
Ama işin en heyecanlı tarafı, Claude'un hafızası tamamen geri geldiğinde ne olacağı. Claude, Athanasia'ya olan hislerini hatırlayacak mı? Ona yeniden aşık olacak mı? Yoksa onu sadece bir kız çocuğu olarak mı görecek? Bu sorular, serinin ilerleyen bölümlerinde cevabını bulacak ve beni şimdiden sabırsızlandırıyor! Who Made Me A Princess'i izlemediyseniz, daha ne duruyorsunuz? Hemen başlayın ve bu muhteşem maceraya ortak olun!
Delirten Detay: Claude'un Athanasia'ya "Seni seviyorum" dediği o an! Resmen kalbim durdu.
Kimler Sevecek?: Duygusal finaller sevenler, karakterlerin gelişimini yakından takip etmekten hoşlananlar, Claude ve Athanasia'nın hikayesini merak edenler.
Tepkiniz Nedir?