Suikast Sınıfı gibi duygusal ve aksiyon dolu anime arayanlar için liste: Ağlamaktan gözler şişecek, aksiyondan yerinde duramayacaksın!

Suikast Sınıfı bittiyse boşluğa düşme! Duygusal bağ kuracağın, aksiyonla coşacağın anime önerileri burada. Mendilleri hazırlayın, ekran başına geçin!

Şubat 21, 2026 - 12:07
Şubat 21, 2026 - 12:07
 0  1
Suikast Sınıfı gibi duygusal ve aksiyon dolu anime arayanlar için liste: Ağlamaktan gözler şişecek, aksiyondan yerinde duramayacaksın!

1. Re:Zero - Starting Life in Another World: Ölüm Döngüsüne Hazır Ol!

Abi Re:Zero'ya başlarsan hayatın değişir, net! Tamam, tamam sakin ol, abartmıyorum. Bak şimdi, ana karakterimiz Subaru aniden kendini bambaşka bir dünyada buluyor. Fantastik yaratıklar, şövalyeler, prensesler falan... İlk başta "oha oyun dünyasına geldim" diye seviniyor ama kısa sürede taşlar yerine oturuyor. Subaru'nun süper gücü falan yok, bildiğin bizden biri. Ama öldüğü zaman zamanda geri dönebiliyor! Yani her hatasında başa sarıyor, bu da onu psikolojik olarak mahvediyor. İşte olay da burada kopuyor zaten. Duygusal yoğunluk, karakter gelişimi, aksiyon... Re:Zero hepsini mükemmel harmanlıyor. Özellikle Rem'in Subaru'ya olan bağlılığı, Emilia'nın gizemli halleri... Bunlar seni ekrana kilitleyecek. Sakın ilk bölümlere bakıp "eh işte" deme, sabret biraz. Olaylar patladıktan sonra bırakamayacaksın. Ben sana söyleyeyim, Re:Zero izledikten sonra "keşke benim de böyle bir gücüm olsa" diye düşüneceksin ama sonra Subaru'nun çektiği acıları hatırlayıp vazgeçeceksin. İşte anime böyle bir şey!

Re:Zero'nun en büyük numarası, karakterlerin derinliği. Her birinin geçmişi, motivasyonları, korkuları var. Hiçbir karakter "iyi" ya da "kötü" değil, hepsi kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Bu da hikayeyi çok daha gerçekçi ve etkileyici kılıyor. Subaru'nun sürekli ölmesi ve hatalarından ders çıkarması, onun karakter gelişimini inanılmaz bir şekilde gözler önüne seriyor. Özellikle ikinci sezon, psikolojik gerilim açısından zirve yapıyor. İzlerken resmen tırnaklarını yiyeceksin!

Delirten Detay: Rem'in o meşhur itiraf sahnesi var ya? İşte o sahne anime tarihine altın harflerle yazılmalı! Daha duygusal bir an görmedim ben. Rem'i sevmeyen de ne bileyim...

Kimler Sevecek?: Dark fantasy, psikolojik gerilim, karakter odaklı hikayeler sevenler, Re:Zero'ya bayılacak. Ayrıca "isekai" türüne de bir şans vermek isteyenler için harika bir başlangıç noktası.


2. Code Geass: Lelouch of the Rebellion: Zeka Oyunları ve Büyük Fedakarlıklar!

Code Geass, anime dünyasının gelmiş geçmiş en iyi strateji animelerinden biri! Lelouch, zeki mi zeki, karizmatik mi karizmatik bir öğrenci. Ama aslında o, Britanya İmparatorluğu'na karşı gizli bir isyancı! Bir gün, Geass adında inanılmaz bir güç elde ediyor: Herkese istediği emri verebiliyor! Tabii ki bu gücü imparatorluğu yıkmak için kullanmaya karar veriyor. Ama işler hiç de sandığı kadar kolay olmuyor. Lelouch'un planları zekice, aksiyon sahneleri nefes kesici, karakterler unutulmaz. Özellikle Lelouch ve Suzaku arasındaki o karmaşık ilişki, animenin en önemli unsurlarından biri. İkisi de aynı amaca hizmet etmek istiyor ama farklı yollardan gidiyorlar. Bu da aralarında sürekli bir gerilim yaratıyor. Son bölümdeki o sürpriz son ise... Hala aklıma geldikçe tüylerim diken diken oluyor! Code Geass, sadece aksiyon değil, aynı zamanda siyasi entrikalar, felsefi tartışmalar ve derin karakter analizleri sunuyor. İzlerken hem eğlenecek hem de düşüneceksin. Başka ne isteyebilirsin ki?

Code Geass'ın en güçlü yanı, hikayesinin katmanlı yapısı. İlk başta sadece basit bir intikam hikayesi gibi görünse de, ilerledikçe çok daha karmaşık ve derin bir hale geliyor. Lelouch'un kararları, eylemleri, fedakarlıkları... Hepsi bir amaca hizmet ediyor ama bu amaç, onu sürekli olarak zor durumlara sokuyor. Özellikle ikinci sezon, olayların iyice karıştığı, karakterlerin sınırlarının zorlandığı bir dönem. İzlerken "acaba Lelouch bu işin altından nasıl kalkacak?" diye düşünmekten kendini alamayacaksın.

Delirten Detay: Lelouch'un o meşhur "All hail Britannia!" repliği var ya? İşte o replik, anime tarihine damga vurdu! Sırf o replik için bile Code Geass izlenir.

Kimler Sevecek?: Strateji, siyasi entrika, zeka oyunları sevenler, Code Geass'a bayılacak. Ayrıca "anti-kahraman" karakterleri sevenler için de harika bir seçenek.


3. Steins;Gate: Zaman Yolculuğu Mu, Kader Mi?

Steins;Gate, zaman yolculuğu temasını en iyi işleyen animelerden biri. Ana karakterimiz Okabe, kendini "çılgın bilim adamı" olarak tanımlayan, biraz garip bir tip. Arkadaşlarıyla birlikte geleceği değiştirebilecek bir cihaz icat ediyorlar. Tabii ki bu durum, hiç de iyi sonuçlar doğurmuyor. Okabe, sürekli olarak farklı zaman çizgilerinde sıkışıp kalıyor ve sevdiklerini kurtarmak için elinden geleni yapıyor. Ama zaman yolculuğu, sandığı kadar basit bir şey değil. Her değişiklik, farklı sonuçlara yol açıyor ve Okabe, sürekli olarak zor kararlar vermek zorunda kalıyor. Steins;Gate, ilk bölümlerde biraz yavaş ilerliyor olabilir. Ama sabret, olaylar patladıktan sonra bırakamayacaksın. Özellikle Kurisu'nun karakteri, animenin en önemli unsurlarından biri. Onun zekası, Okabe'ye olan desteği, animenin duygusal derinliğini artırıyor. Son bölümlerde gözyaşlarına hakim olmak imkansız!

Steins;Gate'in en büyük başarısı, bilim kurgu temasını duygusal bir hikayeyle harmanlaması. Zaman yolculuğu kavramı, sadece bir araç olarak kullanılıyor. Asıl odak noktası, karakterlerin ilişkileri, fedakarlıkları ve umutları. Okabe'nin sevdiklerini kurtarmak için verdiği mücadele, izleyiciyi derinden etkiliyor. Özellikle Mayuri'nin sürekli ölmesi ve Okabe'nin çaresizliği, animenin en unutulmaz anlarından biri.

Delirten Detay: Okabe'nin o meşhur "El Psy Kongroo" repliği var ya? İşte o replik, anime dünyasının en ikonik repliklerinden biri!

Kimler Sevecek?: Bilim kurgu, zaman yolculuğu, duygusal hikayeler sevenler, Steins;Gate'e bayılacak. Ayrıca "mindfuck" animelerden hoşlananlar için de harika bir seçenek.


4. Erased (Boku Dake ga Inai Machi): Geçmişe Dönüş ve Çocukluk Travmaları!

Erased, gizem ve gerilim dolu bir anime. Ana karakterimiz Satoru, geçmişe kısa süreliğine dönebilme yeteneğine sahip. Bu yeteneği, genellikle bir felaketi önlemek için kullanıyor. Ama bir gün, annesi öldürülüyor ve Satoru, 18 yıl öncesine, çocukluğuna geri dönüyor! Amacı, hem annesinin katilini bulmak hem de çocukluk arkadaşı Kayo'yu kurtarmak. Erased, sürükleyici hikayesi, gizemli atmosferi ve duygusal derinliğiyle öne çıkıyor. Satoru'nun çocuk haliyle yaşadığı zorluklar, Kayo'nun travmatik geçmişi, animenin duygusal yükünü artırıyor. İzlerken sürekli olarak "katil kim?" diye düşüneceksin ve son bölüme kadar cevabını öğrenemeyeceksin. Erased, sadece bir cinayet gizemi değil, aynı zamanda çocukluk travmaları, aile ilişkileri ve arkadaşlık gibi önemli temaları da ele alıyor. Sakın kaçırmayın!

Erased'in en güçlü yanı, hikayesinin temposu. Her bölüm, yeni bir ipucu ortaya çıkarıyor ve izleyiciyi sürekli olarak meraklandırıyor. Satoru'nun geçmişteki hatalarını düzeltmeye çalışması, Kayo'yu kurtarmak için verdiği mücadele, animenin duygusal yoğunluğunu artırıyor. Özellikle final bölümü, hem tatmin edici hem de hüzünlü bir şekilde bitiyor.

Delirten Detay: Kayo'nun o yalnız ve çaresiz bakışları var ya? İşte o bakışlar, anime tarihine kazınmalı!

Kimler Sevecek?: Gizem, gerilim, suç draması sevenler, Erased'e bayılacak. Ayrıca çocukluk travmaları ve aile ilişkileri gibi temalara ilgi duyanlar için de harika bir seçenek.


5. Your Lie in April (Shigatsu wa Kimi no Uso): Müzik, Aşk ve Kayıp!

Your Lie in April, müzik temalı bir anime olmasına rağmen, aslında çok daha fazlası. Ana karakterimiz Kousei, yetenekli bir piyanist. Ama annesinin ölümünden sonra, piyano çalmayı bırakıyor. Çünkü piyano çalarken artık sesleri duyamıyor! Bir gün, Kaori adında enerjik ve özgür ruhlu bir kemancı ile tanışıyor. Kaori, Kousei'yi yeniden piyano çalmaya teşvik ediyor ve ona hayatın güzelliklerini gösteriyor. Your Lie in April, müzik, aşk ve kayıp gibi temaları harmanlayan, duygusal bir anime. Kousei'nin piyano çalarken yaşadığı zorluklar, Kaori'nin hastalığı, animenin duygusal yükünü artırıyor. İzlerken hem gözyaşlarına boğulacak hem de müzikle coşacaksın. Your Lie in April, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir sanat eseri. Müzikleri, çizimleri, karakterleri... Her şey mükemmel!

Your Lie in April'in en büyük başarısı, müzikle duyguyu birleştirmesi. Klasik müzik parçaları, karakterlerin duygusal durumlarını yansıtıyor ve izleyiciyi derinden etkiliyor. Kousei'nin piyano çalarken yaşadığı dönüşüm, Kaori'nin kemanıyla hayata tutunması, animenin en unutulmaz anlarından biri.

Delirten Detay: Kaori'nin o meşhur keman solosu var ya? İşte o solo, anime tarihine altın harflerle yazılmalı!

Kimler Sevecek?: Müzik, romantizm, drama sevenler, Your Lie in April'a bayılacak. Ayrıca klasik müzik sevenler için de harika bir seçenek.


6. Anohana: The Flower We Saw That Day: Unutulmayan Bir Yaz ve Kayıp Bir Arkadaş!

Anohana, arkadaşlık, kayıp ve geçmişle yüzleşme temalarını işleyen, yürek burkan bir anime. Çocukken çok yakın arkadaş olan bir grup, Menma'nın ölümüyle dağılıyor. Yıllar sonra, Jinta adındaki karakter, Menma'nın hayaletiyle karşılaşıyor. Menma, bir dileği gerçekleşmediği için huzur içinde öbür dünyaya gidemiyor. Jinta ve arkadaşları, Menma'nın dileğini gerçekleştirmek için yeniden bir araya geliyorlar. Anohana, nostaljik atmosferi, duygusal hikayesi ve unutulmaz karakterleriyle öne çıkıyor. Her karakterin Menma'nın ölümüyle başa çıkma şekli farklı ve bu da hikayeye derinlik katıyor. İzlerken hem çocukluğunu özleyecek hem de gözyaşlarına boğulacaksın. Anohana, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir terapi seansı gibi.

Anohana'nın en güçlü yanı, karakterlerin samimiyeti. Her birinin geçmişi, pişmanlıkları ve umutları var. Menma'nın hayaleti, sadece bir sembol değil, aynı zamanda arkadaşlığın ve kaybın bir yansıması. Jinta ve arkadaşlarının Menma'nın dileğini gerçekleştirmek için verdiği mücadele, animenin duygusal yoğunluğunu artırıyor. Özellikle final bölümü, mendilleri hazırlamanı gerektirecek kadar duygusal.

Delirten Detay: Menma'nın o meşhur "Buldum!" repliği var ya? İşte o replik, anime tarihine damga vurdu!

Kimler Sevecek?: Drama, arkadaşlık, kayıp temaları sevenler, Anohana'ya bayılacak. Ayrıca nostaljik hikayelerden hoşlananlar için de harika bir seçenek.


7. Angel Beats!: Ölümden Sonraki Hayat ve Yarım Kalan İşler!

Angel Beats!, ölümden sonraki hayatta geçen, aksiyon, komedi ve dramı harmanlayan bir anime. Ana karakterimiz Otonashi, hafızasını kaybetmiş bir şekilde bu dünyaya geliyor. Bu dünya, hayattayken yarım kalan işleri olan insanların toplandığı bir yer. Otonashi, burada Yurippe liderliğindeki bir grupla tanışıyor. Bu grup, Tanrı'ya karşı savaş açmış durumda. Angel Beats!, aksiyon dolu sahneleri, komik diyalogları ve duygusal derinliğiyle öne çıkıyor. Karakterlerin trajik geçmişleri, animenin duygusal yükünü artırıyor. İzlerken hem gülecek hem de ağlayacaksın. Angel Beats!, sadece bir anime değil, aynı zamanda hayatın anlamı üzerine bir sorgulama.

Angel Beats!'in en güçlü yanı, karakterlerin çeşitliliği. Her birinin farklı bir geçmişi, farklı bir motivasyonu var. Yurippe'nin liderlik vasıfları, Kanade'nin gizemli halleri, animenin ilgi çekiciliğini artırıyor. Otonashi'nin hafızasını geri kazanmaya çalışması, arkadaşlarıyla kurduğu bağ, animenin duygusal yoğunluğunu artırıyor. Özellikle final bölümü, beklenmedik bir şekilde duygusal bir kapanış yapıyor.

Delirten Detay: Kanade'nin o meşhur "Mapo Tofu" repliği var ya? İşte o replik, anime dünyasının en komik repliklerinden biri!

Kimler Sevecek?: Aksiyon, komedi, drama sevenler, Angel Beats!'e bayılacak. Ayrıca ölümden sonraki hayat ve hayatın anlamı gibi temalara ilgi duyanlar için de harika bir seçenek.


8. Violet Evergarden: Duyguları Anlamlandırma Yolculuğu!

Violet Evergarden, savaş sonrası dönemde geçen, duygusal ve görsel açıdan etkileyici bir anime. Violet, savaşta bir asker olarak büyümüş, duygularını ifade etmekte zorlanan bir kız. Savaş bittikten sonra, Auto Memories Doll adında, insanların duygularını mektuplara döken bir işte çalışmaya başlıyor. Violet, bu iş sayesinde duyguları anlamlandırmayı ve ifade etmeyi öğreniyor. Violet Evergarden, muhteşem çizimleri, etkileyici müzikleri ve duygusal hikayesiyle öne çıkıyor. Violet'in duygusal gelişimi, animenin en önemli unsurlarından biri. İzlerken hem Violet'le birlikte duygulanacak hem de hayata farklı bir gözle bakacaksın. Violet Evergarden, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir sanat şöleni.

Violet Evergarden'in en güçlü yanı, duyguları derinlemesine işlemesi. Her bölümde, farklı insanların farklı duygularıyla karşılaşıyoruz. Violet'in bu duyguları anlamlandırmaya çalışması, animenin duygusal yoğunluğunu artırıyor. Özellikle Violet'in savaşta kaybettiği Major Gilbert'la olan ilişkisi, animenin en dokunaklı anlarından biri.

Delirten Detay: Violet'in o meşhur "Seni seviyorum" demeyi öğrenme çabası var ya? İşte o çaba, anime tarihine kazınmalı!

Kimler Sevecek?: Drama, duygusal hikayeler, görsel şölen sevenler, Violet Evergarden'a bayılacak. Ayrıca mektup yazmayı sevenler için de harika bir seçenek.


9. Banana Fish: New York Sokaklarında Hayatta Kalma Mücadelesi!

Banana Fish, New York sokaklarında geçen, aksiyon, suç ve dramı harmanlayan bir anime. Ash Lynx, zeki ve karizmatik bir sokak çetesi lideri. Bir gün, "Banana Fish" adında gizemli bir kelimeyle karşılaşıyor. Bu kelimenin sırrını çözmeye çalışırken, Japon fotoğrafçı Eiji ile tanışıyor. Ash ve Eiji, birlikte Banana Fish'in sırrını çözmek için tehlikeli bir maceraya atılıyorlar. Banana Fish, sürükleyici hikayesi, aksiyon dolu sahneleri ve duygusal derinliğiyle öne çıkıyor. Ash ve Eiji arasındaki ilişki, animenin en önemli unsurlarından biri. İzlerken hem gerilimden tırnaklarını yiyecek hem de karakterlere bağlanacaksın. Banana Fish, sadece bir anime değil, aynı zamanda New York sokaklarının karanlık yüzünü gösteren bir ayna.

Banana Fish'in en güçlü yanı, karakterlerin gerçekçiliği. Ash'in zorlu geçmişi, Eiji'nin saf ve iyi niyetli olması, animenin ilgi çekiciliğini artırıyor. İkisi arasındaki bağ, animenin duygusal yoğunluğunu artırıyor. Özellikle final bölümü, beklenmedik bir şekilde hüzünlü bir kapanış yapıyor.

Delirten Detay: Ash'in o meşhur "This isn't my war" repliği var ya? İşte o replik, anime tarihine damga vurdu!

Kimler Sevecek?: Aksiyon, suç draması, LGBT temaları sevenler, Banana Fish'e bayılacak. Ayrıca New York sokaklarının karanlık yüzünü merak edenler için de harika bir seçenek.


10. Death Parade: Ölümden Sonraki Barda Hesaplaşma!

Death Parade, ölümden sonraki bir barda geçen, psikolojik gerilim ve dramı harmanlayan bir anime. Ölen insanlar, buraya geliyor ve Decim adındaki barmen tarafından karşılanıyor. Decim, ölenlerin hayatlarını ortaya çıkarmak ve yargılamak için onlara oyunlar oynatıyor. Death Parade, sıra dışı konusu, gizemli atmosferi ve karakterlerin derinliğiyle öne çıkıyor. Her bölümde, farklı insanların farklı hayat hikayelerini izliyoruz. Decim'in ölenleri yargılama şekli, animenin etik ve felsefi boyutunu artırıyor. İzlerken hem gerilecek hem de hayatın anlamı üzerine düşüneceksin. Death Parade, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir psikolojik deney.

Death Parade'in en güçlü yanı, karakterlerin karmaşıklığı. Decim'in duyguları anlamlandırma çabası, Chiyuki'nin geçmişiyle yüzleşmesi, animenin ilgi çekiciliğini artırıyor. Her bölüm, farklı bir insan hikayesi sunuyor ve izleyiciyi derinden etkiliyor. Özellikle final bölümü, beklenmedik bir şekilde umut dolu bir kapanış yapıyor.

Delirten Detay: Decim'in o meşhur "Oyun başlasın" repliği var ya? İşte o replik, anime dünyasının en ürkütücü repliklerinden biri!

Kimler Sevecek?: Psikolojik gerilim, drama, felsefi temalar sevenler, Death Parade'e bayılacak. Ayrıca ölümden sonraki hayat ve hayatın anlamı gibi konulara ilgi duyanlar için de harika bir seçenek.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.