Skeç komedi anime: Türk izleyicisinin beklentileri analizi: Kahkahadan kırılmaya hazır mıyız?
Skeç komedi animesi mi dedin? Türk izleyicisinin radarına girmek için nelere ihtiyacın var? İşte 10 bomba maddeyle beklentiler analizi! Gülmekten yerlere yatacaksın, garanti!
1. Absürt Mizahın Kralı Olmak
Abi bak şimdi, Türk insanı olarak absürt mizahı seviyoruz, net! Ama bu "random" komedi falan değil, olay örgüsünde bir mantık aramıyoruz ama karakterlerin tepkileri, olayların gelişimi falan acayip saçma sapan olacak. Düşünsene, bir karakter var, her sabah kalkıp kendini kedi mamasıyla yıkıyor ve bunu dünyanın en normal şeyi gibi yapıyor. İşte bu! İşte bu absürtlüğe bayılırız biz! Bu tarz bir absürtlük, Türk izleyicisinin kalbini çalmak için birebir. Hatta o karakterin neden kedi mamasıyla yıkandığını hiç açıklamaman bile daha iyi. Gizemli absürtlük, işte bu!
Şimdi diyeceksin ki "Abi bu çok mu saçma?". Evet, aşırı saçma! Ama komedi dediğin şey zaten biraz saçmalık değil mi? Bizim millet olarak hayata bakış açımızda da biraz "gül geç" durumu var ya, o yüzden absürtlüğe açığız. Hatta ne kadar absürt o kadar iyi! Ama dikkat et, absürtlük dediğim şey "zeka yoksunu" komedi değil. Aksine, zekice kurgulanmış, ince detaylarla süslenmiş bir absürtlük arıyoruz. Yani demem o ki, absürt komedi yapacaksan, işini ciddiye alacaksın!
Düşünsene, karakterler normal hayatlarına devam ederken bir anda uzaylılar iniyor ve kimse şaşırmıyor. Sadece "Aa, uzaylılar gelmiş, neyse ben kahvemi içeyim" falan diyorlar. İşte bu tepkisizlik, bu umursamazlık da absürtlüğün tuzu biberi. Yani demem o ki, absürt komedi yapacaksan, Türk izleyicisinin beklentilerini aşman lazım. Onları şaşırtman, güldürmen ve "Ulan bu neydi şimdi?" dedirtmen lazım.
Delirten Detay: Karakterlerin en normal durumlarda bile inanılmaz derecede absürt tepkiler vermesi.
Kimler Sevecek?: Monty Python, Monthy Python and the Holy Grail, The Naked Gun (Çıplak Silah) ve Uzay Yolu (Spaceballs) tarzı filmleri sevenler buna bayılır!
2. Güncel Referanslarla Coşturmak
Abi, Türk internetini ve gündemini takip etmeyen anime yapmasın! Güncel memeler, olaylar, ünlüler... Ne varsa animeye yedireceksin. Ama öyle sırıtmayacak, doğal bir şekilde olacak. Mesela bir karakter var, sürekli "Ay çenem düştü" diyor. Ya da bir olay oluyor, herkes "Oha Aleyna Tilki şokta!" falan diyor. Anladın mı? Güncel referanslarla animeyi canlandıracaksın. Bu, Türk izleyicisinin "Aaa, bunlar da bizden!" demesini sağlayacak.
Şimdi diyeceksin ki "Abi bu çok mu basit?". Hayır, tam tersi! Güncel referansları kullanmak çok zordur. Çünkü güncel dediğin şey, bir gün sonra eskiyor. O yüzden referansları seçerken çok dikkatli olacaksın. Kalıcı olacak, uzun süre güldürecek referansları bulman lazım. Mesela, "Yılan Hikayesi" dizisindeki Memoli karakterini referans alsan, kimse "Bu ne ya?" demez. Çünkü o karakter hala akıllarda. Ama geçen hafta popüler olan bir memeyi alsan, bir hafta sonra kimse hatırlamaz.
Düşünsene, bir karakter var, sürekli "Aşkım napiyon?" diye konuşuyor. Ya da bir olay oluyor, herkes "Yok artık Lebron James!" falan diyor. İşte bu referanslar, Türk izleyicisinin animeyle bağ kurmasını sağlayacak. Onlar da "Aynen ya, bu da bizim gibi konuşuyor" diyecekler. Yani demem o ki, güncel referansları kullanacaksan, işini ciddiye alacaksın. Türk internetini ve gündemini yakından takip edeceksin.
Delirten Detay: En beklenmedik anda, en absürt referansların ortaya çıkması.
Kimler Sevecek?: Cem Yılmaz skeçlerini, sosyal medyada dönen komik videoları ve güncel memleri takip eden herkes bu animeye bayılır!
3. Karakterlerle Empati Kurdurmak
Abi, karakterler kartondan olmasın! Onların da dertleri olsun, sevinçleri olsun, hayalleri olsun. Türk izleyicisi olarak duygusalız, biliyorsun. Karakterlerle empati kurmak isteriz. Onların sorunlarına ortak olmak, onların sevinçlerine katılmak isteriz. Mesela bir karakter var, sürekli sınavlara hazırlanıyor ve bir türlü istediği notları alamıyor. Ya da bir karakter var, aşık oluyor ama aşkı karşılıksız. İşte bu karakterler, Türk izleyicisinin kalbine dokunacak.
Şimdi diyeceksin ki "Abi bu komedi anime, duygusallık ne alaka?". İşte tam da bu yüzden önemli! Komedinin içine biraz duygusallık katarsan, anime daha da unutulmaz olur. Çünkü izleyici sadece gülmekle kalmaz, aynı zamanda karakterlerle bağ kurar. Onların hayatlarına ortak olur. Mesela, bir karakter var, sürekli sakar ve beceriksiz. Ama aslında çok iyi niyetli ve yardımsever. İşte bu karakter, izleyicinin sevgisini kazanacak.
Düşünsene, bir karakter var, sürekli ailesiyle sorunlar yaşıyor. Ya da bir karakter var, arkadaşları tarafından dışlanıyor. İşte bu karakterler, Türk izleyicisinin kendi hayatından bir şeyler bulmasını sağlayacak. Onlar da "Aynen ya, ben de böyle hissediyorum" diyecekler. Yani demem o ki, karakterlerle empati kurduracaksan, onların insan gibi olmasını sağlayacaksın. Onların da kusurları, hataları, zaafları olacak.
Delirten Detay: Karakterlerin en komik anlarda bile içten içe yaşadığı duygusal çatışmalar.
Kimler Sevecek?: Genco, Leyla ile Mecnun ve İşler Güçler dizilerini sevenler, duygusal derinliği olan komedi yapımlarına bayılanlar bu animeye kesinlikle bayılır!
4. Müziklerle Atmosferi Yükseltmek
Abi, müzikler çok önemli! Animeye uygun, enerjik, coşkulu müzikler kullanacaksın. Türk pop müziği, arabesk, halay... Ne giderse animeye yedireceksin. Ama öyle sırıtmayacak, doğal bir şekilde olacak. Mesela bir karakter var, üzgünken arabesk dinliyor. Ya da bir olay oluyor, herkes halay çekmeye başlıyor. Anladın mı? Müziklerle animeyi canlandıracaksın. Bu, Türk izleyicisinin "Oha, bu müzik de çok iyi!" demesini sağlayacak.
Şimdi diyeceksin ki "Abi bu çok mu basit?". Hayır, tam tersi! Müzikleri seçmek çok zordur. Çünkü müziklerin animeyle uyumlu olması lazım. Ayrıca, müziklerin telif haklarına da dikkat etmen lazım. O yüzden müzikleri seçerken çok dikkatli olacaksın. Kaliteli, telifsiz müzikler bulman lazım. Mesela, anime için özel müzikler bestelersen, çok daha iyi olur.
Düşünsene, bir karakter var, mutlu olduğunda Türk pop müziği dinliyor. Ya da bir olay oluyor, herkes horon tepmeye başlıyor. İşte bu müzikler, Türk izleyicisinin animeyle bağ kurmasını sağlayacak. Onlar da "Aynen ya, bu müzik de bizim gibi!" diyecekler. Yani demem o ki, müziklerle atmosferi yükselteceksen, işini ciddiye alacaksın. Animeye uygun, enerjik, coşkulu müzikler seçeceksin.
Delirten Detay: En beklenmedik anda, en absürt müziklerin ortaya çıkması.
Kimler Sevecek?: Geniş bir müzik zevki olan, her türden müziği dinlemeyi seven ve özellikle Türk müziğine aşina olan herkes bu animeye bayılır!
5. Seslendirme Kadrosuyla Şov Yapmak
Abi, seslendirme çok önemli! Anime karakterlerine hayat verecek, yetenekli, komik seslendirme sanatçıları bulacaksın. Onların da animeye kendi yorumlarını katmasına izin vereceksin. Mesela bir karakter var, sürekli argo konuşuyor. Ya da bir karakter var, sürekli şive yapıyor. Anladın mı? Seslendirme kadrosuyla animeyi canlandıracaksın. Bu, Türk izleyicisinin "Oha, bu seslendirme de çok iyi!" demesini sağlayacak.
Şimdi diyeceksin ki "Abi bu çok mu basit?". Hayır, tam tersi! Seslendirme sanatçılarını bulmak çok zordur. Çünkü seslendirme sanatçılarının anime karakterlerine uygun olması lazım. Ayrıca, seslendirme sanatçılarının telaffuzunun da düzgün olması lazım. O yüzden seslendirme sanatçılarını seçerken çok dikkatli olacaksın. Yetenekli, komik seslendirme sanatçıları bulman lazım. Mesela, ünlü komedyenleri seslendirme kadrosuna dahil edersen, çok daha iyi olur.
Düşünsene, bir karakter var, sürekli Karadeniz şivesiyle konuşuyor. Ya da bir karakter var, sürekli İstanbul ağzıyla konuşuyor. İşte bu seslendirme, Türk izleyicisinin animeyle bağ kurmasını sağlayacak. Onlar da "Aynen ya, bu seslendirme de bizim gibi!" diyecekler. Yani demem o ki, seslendirme kadrosuyla şov yapacaksan, işini ciddiye alacaksın. Yetenekli, komik seslendirme sanatçıları bulacaksın.
Delirten Detay: Seslendirme sanatçılarının karakterlere kattığı beklenmedik, komik yorumlar.
Kimler Sevecek?: Zeki Müren, Münir Özkul, Adile Naşit gibi efsanevi ses sanatçılarına hayran olanlar ve dublaj sanatına önem veren herkes bu animeye bayılır!
6. Mekanları Tanıdık Tutmak
Abi, anime mekanları Türkiye'den olsun! İstanbul'un kalabalık sokakları, Ankara'nın gri binaları, İzmir'in deniz kenarı... Ne varsa animeye yedireceksin. Ama öyle sırıtmayacak, doğal bir şekilde olacak. Mesela bir karakter var, İstanbul'da simit yiyor. Ya da bir karakter var, Ankara'da Anıtkabir'i ziyaret ediyor. Anladın mı? Mekanlarla animeyi canlandıracaksın. Bu, Türk izleyicisinin "Oha, bu da bizim memleket!" demesini sağlayacak.
Şimdi diyeceksin ki "Abi bu çok mu basit?". Hayır, tam tersi! Mekanları çizmek çok zordur. Çünkü mekanların gerçekçi olması lazım. Ayrıca, mekanların telif haklarına da dikkat etmen lazım. O yüzden mekanları çizerken çok dikkatli olacaksın. Gerçekçi, telifsiz mekanlar çizmen lazım. Mesela, Google Haritalar'dan ilham alabilirsin.
Düşünsene, bir karakter var, Kapadokya'da balon turuna katılıyor. Ya da bir karakter var, Antalya'da denize giriyor. İşte bu mekanlar, Türk izleyicisinin animeyle bağ kurmasını sağlayacak. Onlar da "Aynen ya, burası da bizim memleket!" diyecekler. Yani demem o ki, mekanları tanıdık tutacaksan, işini ciddiye alacaksın. Türkiye'den mekanlar seçeceksin.
Delirten Detay: En beklenmedik anda, en tanıdık mekanların ortaya çıkması.
Kimler Sevecek?: Türkiye'yi gezip görmeyi seven, memleketine aşık olan ve Türk kültürüne ilgi duyan herkes bu animeye bayılır!
7. Yemekleri Abartmak
Abi, yemekler çok önemli! Türk mutfağı desen derya deniz. Döner, kebap, lahmacun, baklava... Ne varsa animeye yedireceksin. Ama öyle sırıtmayacak, doğal bir şekilde olacak. Mesela bir karakter var, Adana'da kebap yiyor. Ya da bir karakter var, Gaziantep'te baklava yiyor. Anladın mı? Yemeklerle animeyi canlandıracaksın. Bu, Türk izleyicisinin "Oha, canım çekti!" demesini sağlayacak.
Şimdi diyeceksin ki "Abi bu çok mu basit?". Hayır, tam tersi! Yemekleri çizmek çok zordur. Çünkü yemeklerin iştah açıcı olması lazım. Ayrıca, yemeklerin telif haklarına da dikkat etmen lazım. O yüzden yemekleri çizerken çok dikkatli olacaksın. İştah açıcı, telifsiz yemekler çizmen lazım. Mesela, yemek tariflerinden ilham alabilirsin.
Düşünsene, bir karakter var, Karadeniz'de mıhlama yiyor. Ya da bir karakter var, Ege'de zeytinyağlı yiyor. İşte bu yemekler, Türk izleyicisinin animeyle bağ kurmasını sağlayacak. Onlar da "Aynen ya, ben de şimdi bundan yesem!" diyecekler. Yani demem o ki, yemekleri abartacaksan, işini ciddiye alacaksın. Türk mutfağından yemekler seçeceksin.
Delirten Detay: En beklenmedik anda, en iştah kabartan yemeklerin ortaya çıkması.
Kimler Sevecek?: Yemek yemeyi seven, Türk mutfağına hayran olan ve gurme olan herkes bu animeye bayılır!
8. Aile Kavramına Değinmek
Abi, Türk toplumu olarak aileye çok önem veririz. Anime karakterlerinin de aileleriyle ilişkileri olsun. Kavgalar, tartışmalar, sevgi, şefkat... Ne varsa animeye yedireceksin. Ama öyle sırıtmayacak, doğal bir şekilde olacak. Mesela bir karakter var, annesiyle sürekli tartışıyor. Ya da bir karakter var, babasıyla çok iyi anlaşıyor. Anladın mı? Aile kavramıyla animeyi canlandıracaksın. Bu, Türk izleyicisinin "Aynen ya, benim ailem de böyle!" demesini sağlayacak.
Şimdi diyeceksin ki "Abi bu çok mu basit?". Hayır, tam tersi! Aile ilişkilerini yazmak çok zordur. Çünkü aile ilişkileri karmaşıktır. Ayrıca, aile ilişkilerinin telif haklarına da dikkat etmen lazım. O yüzden aile ilişkilerini yazarken çok dikkatli olacaksın. Gerçekçi, telifsiz aile ilişkileri yazman lazım. Mesela, kendi ailenden ilham alabilirsin.
Düşünsene, bir karakter var, kardeşiyle sürekli kavga ediyor. Ya da bir karakter var, dedesiyle çok iyi anlaşıyor. İşte bu aile ilişkileri, Türk izleyicisinin animeyle bağ kurmasını sağlayacak. Onlar da "Aynen ya, benim ailem de böyle!" diyecekler. Yani demem o ki, aile kavramına değineceksen, işini ciddiye alacaksın. Gerçekçi, karmaşık aile ilişkileri yazacaksın.
Delirten Detay: En beklenmedik anda, en duygusal aile anlarının ortaya çıkması.
Kimler Sevecek?: Ailesine düşkün olan, aile kavramına önem veren ve aile dizilerini seven herkes bu animeye bayılır!
9. Arkadaşlığı Kutsallaştırmak
Abi, Türk toplumu olarak arkadaşlığa da çok önem veririz. Anime karakterlerinin de arkadaşlıkları olsun. Dostluk, dayanışma, fedakarlık... Ne varsa animeye yedireceksin. Ama öyle sırıtmayacak, doğal bir şekilde olacak. Mesela bir karakter var, arkadaşı için kendini feda ediyor. Ya da bir karakter var, arkadaşıyla çok iyi anlaşıyor. Anladın mı? Arkadaşlığı kutsallaştırarak animeyi canlandıracaksın. Bu, Türk izleyicisinin "Aynen ya, benim arkadaşlarım da böyle!" demesini sağlayacak.
Şimdi diyeceksin ki "Abi bu çok mu basit?". Hayır, tam tersi! Arkadaşlık ilişkilerini yazmak çok zordur. Çünkü arkadaşlık ilişkileri özeldir. Ayrıca, arkadaşlık ilişkilerinin telif haklarına da dikkat etmen lazım. O yüzden arkadaşlık ilişkilerini yazarken çok dikkatli olacaksın. Gerçekçi, telifsiz arkadaşlık ilişkileri yazman lazım. Mesela, kendi arkadaşlıklarından ilham alabilirsin.
Düşünsene, bir karakter var, arkadaşıyla birlikte zorlukların üstesinden geliyor. Ya da bir karakter var, arkadaşıyla birlikte hayallerini gerçekleştiriyor. İşte bu arkadaşlık ilişkileri, Türk izleyicisinin animeyle bağ kurmasını sağlayacak. Onlar da "Aynen ya, benim arkadaşlarım da böyle!" diyecekler. Yani demem o ki, arkadaşlığı kutsallaştıracaksan, işini ciddiye alacaksın. Gerçekçi, özel arkadaşlık ilişkileri yazacaksın.
Delirten Detay: En beklenmedik anda, en fedakar arkadaşlık anlarının ortaya çıkması.
Kimler Sevecek?: Arkadaşlarına düşkün olan, arkadaşlık kavramına önem veren ve arkadaşlık filmlerini seven herkes bu animeye bayılır!
10. Espriyi Geciktirmek
Abi, Türk insanı olarak hazır cevaba bayılırız ama espriyi biraz geciktirerek vuracaksın. Olay örgüsü iyice gerilecek, herkes bir şey bekleyecek, sonra BAM! Espri patlayacak! Bu, Türk izleyicisinin "Oha, beklemiyordum!" demesini sağlayacak. Mesela bir karakter var, sürekli bir şey anlatıyor ve sonunda çok komik bir şey söylüyor. Anladın mı? Espriyi geciktirerek animeyi canlandıracaksın.
Şimdi diyeceksin ki "Abi bu çok mu basit?". Hayır, tam tersi! Espriyi geciktirmek çok zordur. Çünkü espriyi doğru zamanda patlatman lazım. Ayrıca, espriyi abartmamak lazım. O yüzden espriyi yazarken çok dikkatli olacaksın. Komik, abartısız espriler yazman lazım. Mesela, kendi esprilerinden ilham alabilirsin.
Düşünsene, bir karakter var, sürekli bir şey anlatıyor ve sonunda çok komik bir espri yapıyor. Ya da bir karakter var, sürekli bir şey soruyor ve sonunda çok komik bir cevap veriyor. İşte bu espriler, Türk izleyicisinin animeyle bağ kurmasını sağlayacak. Onlar da "Aynen ya, ben de böyle espri yaparım!" diyecekler. Yani demem o ki, espriyi geciktireceksen, işini ciddiye alacaksın. Komik, abartısız espriler yazacaksın.
Delirten Detay: En beklenmedik anda, en komik esprilerin ortaya çıkması.
Kimler Sevecek?: Zekice esprileri seven, komik filmleri seven ve espri yeteneği olan herkes bu animeye bayılır!
Tepkiniz Nedir?