Ranking of Kings yaparken yapılan hatalar: Karakter gelişimini etkiliyor: WTF?!

Ranking of Kings'i çok mu sevdin? Dur bi' dakika! Bu hatalar karakter gelişimini nasıl baltaladı? Gel de beraber bakalım!

Şubat 21, 2026 - 12:29
Şubat 21, 2026 - 12:29
 0  1
Ranking of Kings yaparken yapılan hatalar: Karakter gelişimini etkiliyor: WTF?!

1. Bojji'nin Aşırı Pasifliği - Ya Biraz Atak Ol Be Abi!

Abi Bojji'yi sevmeyen var mı ya? O minnoşluğu, o kalbi... Ama dur bir dakika! Koskoca anime boyunca sürekli birilerinin onu kurtarmasını beklemek nedir ya? Tamam, başta güçsüzdü anladık da, sonradan da bir türlü o beklenen "patlamayı" yapamadı. Sürekli Kage'nin, Daida'nın, Hiling'in falan yardımıyla bir şeyleri başarması, kendi ayaklarının üzerinde duramaması biraz sıktı beni açıkçası. Hani tamam, destek alması güzel de, biraz da kendi çabasıyla bir şeyler yapsaydı keşke. Yoksa "Ranking of Kings yaparken yapılan hatalar: Karakter gelişimini etkiliyor" başlığına da gerek kalmayacaktı.

Düşünsene, Naruto sürekli Sakura'yı beklemiş, Luffy sürekli Zoro'nun gazına gelmiş... Olmazdı değil mi? Bojji'de de o potansiyel vardı aslında. O kadar azimli, o kadar iyi kalpli ki, kendi başına bir şeyler başarması inanılmaz gaz olurdu. Ama senaristler nedense bu potansiyeli tam olarak kullanamadı. Belki de ikinci sezonda bu durumu düzeltirler, kim bilir? Ama şu anki haliyle Bojji, biraz fazla "yardıma muhtaç" bir karakter olarak kaldı bence.

Ya bak şimdi, finalde Miranjo'yu kurtarması falan güzeldi, orası ayrı. Ama o noktaya gelene kadar o kadar çok "başkasının yardımıyla" bir şeyler yaptı ki, o final sahnesi bile biraz sönük kaldı. Hani "Helal be Bojji, sonunda kendi başardı!" diyemedim tam olarak. Umarım bu eleştirilerim yapımcıların kulağına gider de, ikinci sezonda Bojji'yi daha aktif, daha güçlü bir karakter olarak görürüz.

Delirten Detay: Bojji'nin o meşhur "gülümsemesi". Tamam, tatlı falan da, her durumda aynı tepkiyi vermesi biraz gerçekçilikten uzak değil mi?

Kimler Sevecek?: Sürekli kurtarılmaya ihtiyaç duyan karakterleri sevenler, "kawaii" şeylere bayılanlar.


2. Kage'nin Aşırı Sadakati - Bu Kadar Kör Olunmaz Ki!

Kage'yi de çok seviyorum, yanlış anlaşılmasın. Bojji'ye olan bağlılığı, arkadaşlığı falan çok hoşuma gidiyor. Ama bazen diyorum ki, "Ya bu kadar da kör olunmaz ki!" Yani Bojji'nin her dediğine sorgusuz sualsiz inanması, her kararını desteklemesi falan biraz fazla değil mi? Hani tamam, arkadaşlık güzel bir şey de, biraz da eleştirel yaklaşsaydı keşke. Sonuçta Bojji de insan, o da hata yapabilir. Ama Kage sanki Bojji'yi bir tanrı gibi görüyor, hiçbir yanlışını kabul etmiyor gibi.

Özellikle dizinin başlarında, Bojji'nin ne kadar saf olduğunu, insanların onu nasıl kullandığını gördükten sonra, Kage'nin biraz daha dikkatli olması gerekirdi bence. Ama o sürekli Bojji'nin yanında, sürekli onu destekliyor, sürekli onun için fedakarlıklar yapıyor. Tamam da, nereye kadar? Arkadaşlık fedakarlık ister, eyvallah da, bu kadar da kendini feda etmemek lazım. Sonuçta Kage'nin de kendi hayatı, kendi hedefleri var. Ama sanki bunları tamamen Bojji'ye adamış gibi.

Belki de Kage'nin bu kadar sadık olmasının sebebi, geçmişte yaşadığı travmalarla alakalıdır. Sonuçta klanı yok edildi, ailesini kaybetti, yalnız kaldı. Bojji ona bir umut ışığı oldu, bir aile oldu. Bu yüzden de ona bu kadar sıkı sıkıya bağlanmış olabilir. Ama yine de, biraz daha eleştirel olması, Bojji'yi hatalarından uyarması gerekirdi bence. Yoksa "Ranking of Kings yaparken yapılan hatalar: Karakter gelişimini etkiliyor" başlığına da gerek kalmayacaktı.

Delirten Detay: Kage'nin o "gölge" formuna dönüşmesi. İlk başlarda çok havalıydı, ama sonra sürekli aynı şeyi yapması biraz sıradanlaştı.

Kimler Sevecek?: Sadık dostları sevenler, "bromance" hikayelerine bayılanlar.


3. Daida'nın Ani Değişimi - Ne Oldu Bu Çocuğa?

Daida'yı başlarda tam bir pislik olarak tanıdık. Kibirli, egoist, bencil... Hatta Bojji'ye karşı o kadar acımasızdı ki, "Bu çocuktan adam olmaz" diye düşünmüştüm. Ama sonra ne oldu? Birdenbire değişti, iyi kalpli oldu, Bojji'nin en büyük destekçisi oldu. Abi bu kadar ani değişim olur mu ya? Tamam, karakter gelişimi güzel bir şey de, bu kadar hızlı olması biraz inandırıcı gelmedi bana. Yani bir gecede nasıl bu kadar değişebilir bir insan?

Belki de Daida'nın bu kadar hızlı değişmesinin sebebi, annesi Hiling'in etkisiyle alakalıdır. Sonuçta Hiling, Daida'yı sürekli manipüle ediyor, onu kendi çıkarları için kullanıyordu. Daida da annesinin etkisi altında kalarak kötü bir insan olmuştu. Ama sonra annesinin gerçek yüzünü görünce, birdenbire aydınlandı ve iyi bir insan olmaya karar verdi. Belki de bu kadar ani değişimin sebebi budur. Ama yine de, biraz daha yavaş, daha organik bir değişim olsaydı daha iyi olurdu bence.

Düşünsene, bir insan hayatı boyunca kötü olmuş, sonra birdenbire iyi olmaya karar veriyor. Bu biraz gerçek hayatta pek karşılaşılan bir durum değil. Genelde insanların değişimi zaman alır, sancılı bir süreçtir. Ama Daida'da bu süreç o kadar hızlı oldu ki, biraz şaşırdım açıkçası. Umarım ikinci sezonda Daida'nın bu değişimi daha detaylı bir şekilde işlenir, daha inandırıcı hale getirilir.

Delirten Detay: Daida'nın o zırhı. Başlarda çok karizmatikti, ama sonra sürekli aynı zırhı giymesi biraz sıkıcı oldu.

Kimler Sevecek?: Ani değişimleri sevenler, "redemption arc" hikayelerine bayılanlar.


4. Miranjo'nun Motivasyonları - Neden Bu Kadar Kötü?

Miranjo, dizinin en tartışmalı karakterlerinden biri. Kimisi onu çok seviyor, kimisi nefret ediyor. Ben de tam olarak karar veremedim açıkçası. Bir yandan çok zeki, çok güçlü, çok karizmatik. Ama bir yandan da o kadar kötü, o kadar acımasız ki, bazen diyorum ki, "Bu kadar da olmaz ki!" Yani tamam, geçmişte yaşadığı travmalar onu kötü bir insan yapmış olabilir de, bu kadar kötülüğün sebebi ne?

Dizide Miranjo'nun geçmişiyle ilgili bazı ipuçları verildi. Klanının yok edilmesi, ailesini kaybetmesi falan... Bunlar tabii ki çok üzücü olaylar. Ama bu olaylar Miranjo'yu bu kadar kötü yapmaya yeter mi? Bence yetmez. Yani tamam, intikam almak istemesi anlaşılabilir bir şey de, bu kadar masum insanın canını yakması, bu kadar kötülük yapması biraz fazla. Belki de Miranjo'nun motivasyonları tam olarak açıklanmadığı için, karakteri tam olarak anlayamıyoruz.

Umarım ikinci sezonda Miranjo'nun geçmişi daha detaylı bir şekilde işlenir, motivasyonları daha net bir şekilde açıklanır. Yoksa "Ranking of Kings yaparken yapılan hatalar: Karakter gelişimini etkiliyor" başlığına da gerek kalmayacaktı. Yani Miranjo'yu sevmek ya da nefret etmek önemli değil. Önemli olan, karakteri anlamak. Eğer karakteri anlayamazsak, onunla empati kuramayız ve hikaye de eksik kalır.

Delirten Detay: Miranjo'nun o kukla gibi hareketleri. Başlarda gizemliydi, ama sonra sürekli aynı şeyleri yapması biraz sinir bozucu oldu.

Kimler Sevecek?: Kötü karakterleri sevenler, "complex villain" hikayelerine bayılanlar.


5. Yan Karakterlerin Unutulması - Nerede Bu Herifler?

Ranking of Kings'de o kadar çok yan karakter var ki, saymakla bitmez. Hiling, Bosse, Bebin, Apeas, Domas... Bunların hepsi dizinin ilk bölümlerinde önemli roller oynamışlardı. Ama sonra ne oldu? Birdenbire unutuldular, hikayeden kayboldular. Yani tamam, ana karakterlere odaklanmak önemli de, yan karakterleri de tamamen unutmak olmaz ki! Sonuçta yan karakterler de hikayenin bir parçası, onlar da hikayeye renk katıyorlar.

Özellikle Bosse'nin hikayesi çok merak ediliyordu. Neden bu kadar güçlüydü? Neden bu kadar hırslıydı? Neden Bojji'yi güçsüz olarak doğurmuştu? Bunların hepsi cevap bekleyen sorular. Ama Bosse dizinin sonlarına doğru o kadar az göründü ki, bu soruların cevabını alamadık. Umarım ikinci sezonda Bosse'nin hikayesi daha detaylı bir şekilde işlenir, karakteri daha iyi anlarız.

Aynı şey Hiling, Bebin, Apeas, Domas için de geçerli. Onların da kendi hikayeleri, kendi motivasyonları vardı. Ama bu hikayeler tam olarak işlenmedi, karakterler tam olarak geliştirilmedi. Bu da dizinin genel kalitesini biraz düşürdü bence. Yani "Ranking of Kings yaparken yapılan hatalar: Karakter gelişimini etkiliyor" başlığına da gerek kalmayacaktı. Çünkü yan karakterler de en az ana karakterler kadar önemli.

Delirten Detay: Yan karakterlerin isimlerinin sürekli unutulması. Yani her bölüm başında isimlerini tekrar hatırlamak zorunda kalmak biraz yorucu oldu.

Kimler Sevecek?: Yan karakterleri umursamayanlar, sadece ana karakterlere odaklananlar.


6. Güç Seviyelerindeki Tutarsızlık - Kim Daha Güçlü Anlamadım!

Anime ve mangalarda güç seviyeleri her zaman tartışma konusu olmuştur. Ranking of Kings'de de bu durum farklı değil. Dizide o kadar çok güçlü karakter var ki, kimin daha güçlü olduğunu anlamak bazen çok zor oluyor. Yani bir bölümde bir karakter çok güçlü gösteriliyor, diğer bölümde aynı karakter çok güçsüz gösteriliyor. Bu da güç seviyelerindeki tutarsızlığı ortaya çıkarıyor.

Özellikle Bosse'nin gücü çok tartışmalı. Dizinin başlarında o kadar güçlü gösteriliyordu ki, "Bu adamı kim yenebilir ki?" diye düşünmüştüm. Ama sonra Miranjo tarafından kontrol edildi, Bojji tarafından yenildi. Yani bu kadar güçlü bir karakterin bu kadar kolay yenilmesi biraz inandırıcı gelmedi bana. Belki de Bosse'nin gücü tam olarak açıklanmadığı için, karakteri tam olarak anlayamıyoruz.

Aynı şey diğer karakterler için de geçerli. Domas, Apeas, Bebin... Bunların hepsi güçlü karakterler. Ama güçleri sürekli değişiyor, sürekli tutarsızlıklar yaşanıyor. Bu da dizinin genel kalitesini biraz düşürüyor bence. Yani "Ranking of Kings yaparken yapılan hatalar: Karakter gelişimini etkiliyor" başlığına da gerek kalmayacaktı. Çünkü güç seviyelerindeki tutarsızlık, hikayenin inandırıcılığını azaltıyor.

Delirten Detay: Karakterlerin güçlerinin sürekli artması. Yani her bölümde yeni bir güç keşfetmeleri biraz abartı oldu.

Kimler Sevecek?: Güç seviyelerini umursamayanlar, sadece aksiyona odaklananlar.


7. Mantık Hataları - Ne Diyorsun Abi Sen?

Anime ve mangalarda mantık hataları her zaman olur. Ama bazı mantık hataları o kadar barizdir ki, görmezden gelmek mümkün olmaz. Ranking of Kings'de de bu durum farklı değil. Dizide o kadar çok mantık hatası var ki, saymakla bitmez. Yani bazı olaylar o kadar saçma, o kadar mantıksız ki, "Ne diyorsun abi sen?" demekten kendimi alamıyorum.

Özellikle Miranjo'nun hayatta kalması çok mantıksız. Dizinin başlarında o kadar çok ölüm tehlikesi atlattı ki, "Bu kadın kesin ölür" diye düşünmüştüm. Ama sonra bir şekilde hayatta kalmayı başardı. Yani tamam, kötü karakterlerin hayatta kalması güzel bir şey de, bu kadar mantıksız bir şekilde hayatta kalması biraz sinir bozucu oldu.

Aynı şey diğer olaylar için de geçerli. Bojji'nin güçlenmesi, Daida'nın değişmesi, Kage'nin sadakati... Bunların hepsi mantıklı olaylar. Ama bazı olaylar o kadar mantıksız ki, dizinin inandırıcılığını azaltıyor. Yani "Ranking of Kings yaparken yapılan hatalar: Karakter gelişimini etkiliyor" başlığına da gerek kalmayacaktı. Çünkü mantık hataları, hikayenin keyfini kaçırıyor.

Delirten Detay: Karakterlerin sürekli aynı hataları yapması. Yani bir hatadan ders çıkarmamaları biraz sinir bozucu oldu.

Kimler Sevecek?: Mantık hatalarını umursamayanlar, sadece eğlenmeye odaklananlar.


8. Finalin Tatmin Etmemesi - Ne Bu Şimdi?

Bir anime veya manganın finali, o eserin genel kalitesini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Eğer final tatmin edici olmazsa, izleyicilerde büyük bir hayal kırıklığı yaratır. Ranking of Kings'in finali de maalesef bu kategoriye giriyor. Yani tamam, bazı olaylar güzeldi, bazı karakterler mutlu oldu. Ama genel olarak final o kadar aceleye getirilmiş, o kadar yüzeyseldi ki, "Ne bu şimdi?" demekten kendimi alamadım.

Özellikle Miranjo'nun kurtarılması çok aceleye getirilmişti. Dizinin başlarında o kadar kötü gösteriliyordu ki, "Bu kadını kim kurtarabilir ki?" diye düşünmüştüm. Ama sonra Bojji tarafından kolayca kurtarıldı. Yani bu kadar kötü bir karakterin bu kadar kolay kurtarılması biraz inandırıcı gelmedi bana. Belki de Miranjo'nun geçmişi tam olarak açıklanmadığı için, karakteri tam olarak anlayamıyoruz.

Aynı şey diğer olaylar için de geçerli. Bojji'nin kral olması, Daida'nın değişmesi, Kage'nin sadakati... Bunların hepsi güzel olaylar. Ama final o kadar aceleye getirilmişti ki, bu olayların tadını çıkaramadık. Yani "Ranking of Kings yaparken yapılan hatalar: Karakter gelişimini etkiliyor" başlığına da gerek kalmayacaktı. Çünkü final, hikayenin en önemli parçası.

Delirten Detay: Finalde açıkta kalan soruların cevapsız kalması. Yani bazı soruların cevabını alamamak biraz sinir bozucu oldu.

Kimler Sevecek?: Finalleri umursamayanlar, sadece yolculuğa odaklananlar.


9. Karakter Gelişimindeki Eksiklikler - Neden Böyle Oldu?

Ranking of Kings'in en büyük sorunlarından biri, karakter gelişimindeki eksiklikler. Dizide o kadar çok karakter var ki, hepsinin gelişimini takip etmek zor. Ama bazı karakterlerin gelişimi o kadar yetersiz ki, "Neden böyle oldu?" diye sormadan edemiyorum. Yani bazı karakterler dizinin başlarında çok farklıydı, sonlarında çok farklı oldu. Ama bu değişim o kadar ani, o kadar yüzeyseldi ki, karakteri tam olarak anlayamadım.

Özellikle Daida'nın gelişimi çok yetersizdi. Dizinin başlarında o kadar kötüydü ki, "Bu çocuktan adam olmaz" diye düşünmüştüm. Ama sonra birdenbire değişti, iyi oldu, Bojji'nin en büyük destekçisi oldu. Yani bu kadar ani bir değişim olması biraz inandırıcı gelmedi bana. Belki de Daida'nın geçmişi tam olarak açıklanmadığı için, karakteri tam olarak anlayamıyoruz.

Aynı şey diğer karakterler için de geçerli. Bojji'nin güçlenmesi, Kage'nin sadakati, Miranjo'nun kurtarılması... Bunların hepsi önemli olaylar. Ama bu olaylar karakterlerin gelişimini tam olarak yansıtmıyor. Yani "Ranking of Kings yaparken yapılan hatalar: Karakter gelişimini etkiliyor" başlığına da gerek kalmayacaktı. Çünkü karakter gelişimi, hikayenin en önemli parçası.

Delirten Detay: Karakterlerin sürekli aynı hataları yapması. Yani bir hatadan ders çıkarmamaları biraz sinir bozucu oldu.

Kimler Sevecek?: Karakter gelişimini umursamayanlar, sadece aksiyona odaklananlar.


10. Genel Atmosferin Çocuksu Olması - Biraz Daha Ciddiyet Lütfen!

Ranking of Kings'in genel atmosferi biraz çocuksu. Yani tamam, hikaye güzel, karakterler sevimli. Ama bazı olaylar o kadar basit, o kadar yüzeyseldi ki, "Biraz daha ciddiyet lütfen!" demekten kendimi alamadım. Yani bazı sahneler o kadar komik, o kadar absürttü ki, dizinin dramatik etkisini azalttı. Belki de yapımcılar diziyi daha geniş bir kitleye hitap ettirmek için böyle bir tercih yaptılar. Ama bence bu tercih dizinin kalitesini biraz düşürdü.

Özellikle karakterlerin tasarımları çok çocuksu. Bojji'nin minnoşluğu, Kage'nin sevimliği, Daida'nın yakışıklılığı... Bunların hepsi güzel özellikler. Ama karakterlerin tasarımları o kadar abartılıydı ki, gerçekçilikten uzaklaştı. Belki de yapımcılar karakterlerin tasarımlarını daha sevimli hale getirerek, dizinin popülaritesini artırmak istediler. Ama bence bu tercih dizinin ciddiyetini azalttı.

Aynı şey diğer unsurlar için de geçerli. Müzikler, renkler, animasyonlar... Bunların hepsi güzel unsurlar. Ama bu unsurlar o kadar abartılıydı ki, dizinin atmosferini çocuksu hale getirdi. Yani "Ranking of Kings yaparken yapılan hatalar: Karakter gelişimini etkiliyor" başlığına da gerek kalmayacaktı. Çünkü genel atmosfer, hikayenin etkisini artırır veya azaltır.

Delirten Detay: Karakterlerin sürekli aynı mimikleri yapması. Yani bir mimikten sıkılmak biraz sinir bozucu oldu.

Kimler Sevecek?: Çocuksu atmosferi sevenler, sadece eğlenmeye odaklananlar.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.