Pseudo Harem yaparken kaçınılması gereken klişeler: Senaryo ipuçları: Aman Diyim!
Pseudo Harem mi yazıyorsun? Sakın bu hatalara düşme! İzleyiciyi/okuyucuyu kendinden soğutma! İşte kaçınman gereken tuzaklar!
1. Ana Karakterin Aptallığı: Yok Artık Lebron!
Ya abi, Pseudo Harem'in en büyük düşmanı ana karakterin inanılmaz derecede aptal olması! Hani dersin ya, "Bu kadar da olmaz!" İşte tam o kıvamda. Kızlar resmen üzerine atlıyor, her türlü sinyali veriyor, çocuk hala odun! Sanki romantizmden bihaber bir mağara adamı. Bu durum, izleyiciyi/okuyucuyu çileden çıkarır, net!
Düşünsene, kızlar her bölümde türlü türlü hallere giriyor, türlü fedakarlıklar yapıyor, ana karakter hala "Acaba arkadaşça mı davranıyor?" triplerinde. Bu, hem komik olmaktan çok uzak, hem de karakter gelişimini sıfıra indiriyor. Karakterin aptallığı, hikayenin ilerlemesini engelliyor, olay örgüsünü tekrara sokuyor. Bir yerden sonra "Yeter artık!" dedirtiyor insana.
Bunun yerine, ana karakterin biraz olsun farkında olması, en azından bazı sinyalleri yakalaması lazım. Belki çekingen olabilir, belki kararsızdır ama en azından aptal olmasın! Biraz zeka kırıntısı, biraz empati yeteneği yeterli. İzleyici/okuyucu, karakterle bağ kurabilsin, onun adına utanmasın. Unutma, ana karakterin aptallığı, Pseudo Harem'in ölüm fermanıdır!
Delirten Detay: Karakterin aptallığı o kadar ileri gidebiliyor ki, kızların ona olan ilgisini başka nedenlere yoruyor. "Kesin bana acıyorlar", "Herhalde bir iyilikleri dokunacak" gibi saçma sapan düşüncelere kapılıyor. Bu durum, karakteri hem komik duruma düşürüyor, hem de izleyici/okuyucunun sabrını taşıyor.
Kimler Sevecek?: Aptal karakterlerden nefret eden, zeki ve farkında ana karakterler görmek isteyenler bu klişeden kaçınan yapımlara bayılacak.
2. Karakterlerin Tek Boyutluluğu: Karton Gibi!
Abi bak, Pseudo Harem'de en sık yapılan hatalardan biri de karakterlerin tek boyutlu olması. Sanki hepsi aynı kalıptan çıkmış gibi. Bir tane utangaç kız, bir tane tsundere, bir tane çocuksu tip, bir tane de olgun abla... Hepsi aynı özellikleri taşıyor, hiç farklılık yok. Bu durum, hikayeyi inanılmaz derecede tahmin edilebilir hale getiriyor.
Her karakterin kendine özgü bir geçmişi, motivasyonu, hayalleri, korkuları olmalı. Sadece ana karaktere aşık olmak dışında da bir amaçları olmalı. Karakterlerin derinliği, hikayenin zenginliğini artırır, izleyiciyi/okuyucuyu daha çok bağlar. Düşünsene, her karakterin kendi içinde bir hikayesi var, kendi sorunlarıyla boğuşuyor... Bu, Pseudo Harem'i sadece bir romantik komedi olmaktan çıkarır, çok daha fazlası yapar.
Karakterleri geliştirirken, klişelerden uzak durmaya çalış. Utangaç kızın aslında çok cesur bir yanı olabilir, tsundere'nin içinde aslında çok kırılgan bir kalp saklanıyor olabilir. Karakterlere sürprizler kat, izleyiciyi/okuyucuyu şaşırt. Unutma, karakterlerin derinliği, Pseudo Harem'in kalbidir!
Delirten Detay: Karakterlerin tek boyutluluğu, diyaloglara da yansıyor. Sanki hepsi aynı şeyleri söylüyor, aynı tepkileri veriyor. Bu durum, diyalogları inanılmaz derecede sıkıcı ve tahmin edilebilir hale getiriyor.
Kimler Sevecek?: Derin karakterlere önem veren, karmaşık ilişkilerden hoşlanan, sürprizlerle dolu hikayeler arayanlar bu klişeden kaçınan yapımlara hasta olacak.
3. Mantık Hataları: Gerçekten mi Ya?
Ya bak, Pseudo Harem'lerde bazen öyle mantık hataları oluyor ki, insan "Gerçekten mi ya?" demekten kendini alamıyor. Sanki senaristler/yazarlar, hikayeyi yazarken mantığı bir kenara bırakmışlar gibi. Olaylar o kadar saçma sapan gelişiyor ki, izleyici/okuyucu hikayeye olan inancını kaybediyor.
Örneğin, ana karakterin etrafında sürekli kızlar varken, kimsenin bunu garipsememesi, kimsenin bir şey sormaması çok saçma. Veya, karakterlerin geçmişiyle ilgili çelişkili bilgiler verilmesi, olay örgüsünün tutarsız olması da büyük bir hata. Mantık hataları, hikayenin inandırıcılığını zedeler, izleyiciyi/okuyucuyu uzaklaştırır.
Hikayeyi yazarken, olayların mantıklı bir şekilde gelişmesine özen göster. Karakterlerin davranışlarının, geçmişleriyle ve kişilikleriyle tutarlı olmasına dikkat et. Eğer mantık hataları yapmaktan kaçınırsan, hikayenin çok daha inandırıcı ve keyifli olacaktır. Unutma, mantık, Pseudo Harem'in omurgasıdır!
Delirten Detay: Mantık hataları, karakterlerin motivasyonlarını da etkiliyor. Karakterler, mantıksız nedenlerle hareket ediyor, saçma sapan kararlar alıyor. Bu durum, karakterlerin inandırıcılığını zedeliyor.
Kimler Sevecek?: Mantığa önem veren, tutarlı hikayelerden hoşlanan, detaylara dikkat edenler bu klişeden kaçınan yapımlara bayılacak.
4. Gereksiz Drama: Ağlamaktan Gözümüz Şişti!
Abi, Pseudo Harem'lerde bazen öyle gereksiz dramalar oluyor ki, insan "Yeter artık ağlamaktan gözümüz şişti!" demekten kendini alamıyor. Sanki senaristler/yazarlar, hikayeye biraz duygu katmak için her fırsatı değerlendiriyorlar. Ancak bu durum, hikayeyi boğucu ve sıkıcı hale getiriyor.
Elbette, hikayede bazı dramatik anlar olabilir, karakterlerin zorluklarla karşılaşması normal. Ancak bu dramaların dozunu iyi ayarlamak gerekiyor. Sürekli ağlayan, sürekli mutsuz olan karakterler, izleyiciyi/okuyucuyu yorar. Hikayede biraz da eğlence, biraz da umut olmalı.
Dramatik anları kullanırken, karakterlerin geçmişiyle ve kişilikleriyle bağlantılı olmasına dikkat et. Anlamsız, sebepsiz dramalar yaratmaktan kaçın. Eğer dramayı doğru kullanırsan, hikayenin duygusal etkisini artırabilirsin. Unutma, drama, Pseudo Harem'in baharatıdır!
Delirten Detay: Gereksiz dramalar, hikayenin temposunu düşürüyor. Olay örgüsü yavaşlıyor, izleyici/okuyucu sıkılıyor.
Kimler Sevecek?: Dengeli dramayı seven, eğlenceli ve umutlu hikayelerden hoşlanan, aşırı duygusallıktan kaçınanlar bu klişeden kaçınan yapımlara bayılacak.
5. Fanservice'in Dozunu Kaçırmak: Gözümüz Kanadı!
Ya abi, Pseudo Harem'lerde fanservice'in dozunu kaçırmak, hikayeyi mahvetmenin en garantili yollarından biri. Sürekli iç çamaşırı gösteren, gereksiz yere soyunan karakterler, hikayenin ciddiyetini zedeler. Fanservice, sadece bir dikkat dağıtıcıdır, hikayeye hiçbir katkısı yoktur.
Elbette, biraz fanservice olabilir, özellikle de komik anlarda. Ancak bu fanservice'in hikayeyle ve karakterlerle uyumlu olması gerekiyor. Anlamsız, sebepsiz fanservice, sadece ucuz bir numaradır. İzleyici/okuyucu, hikayeye odaklanmak yerine, sürekli olarak bu tür sahnelerle karşılaşmaktan rahatsız olur.
Fanservice'i kullanırken, ölçülü olmaya özen göster. Hikayenin önüne geçmesine izin verme. Eğer fanservice'i doğru kullanırsan, hikayeye biraz renk katabilirsin. Unutma, fanservice, Pseudo Harem'in makyajıdır!
Delirten Detay: Fanservice'in dozu kaçınca, karakterlerin kişilikleri silikleşiyor. Sanki hepsi sadece birer seks objesi gibi davranıyor.
Kimler Sevecek?: Hikayeye odaklanan, karakter gelişimine önem veren, gereksiz çıplaklıktan hoşlanmayanlar bu klişeden kaçınan yapımlara bayılacak.
6. Aşk Üçgeninden Çok Aşk Kareleri, Beşgenleri: Matematiğe Döndük!
Abi, Pseudo Harem'lerde aşk üçgeni tamam da, aşk kareleri, beşgenleri falan... Yok artık Lebron! Bir yerden sonra kim kiminle, neyin nesi belli olmuyor. Hikaye, aşk hesaplamalarından ibaret hale geliyor. İzleyici/okuyucu, kimin kimi sevdiğini takip etmekten yoruluyor, hikayeye olan ilgisini kaybediyor.
Elbette, rekabet olabilir, karakterler arasında çekişme olabilir. Ancak bu rekabetin ve çekişmenin mantıklı bir zeminde olması gerekiyor. Anlamsız, sebepsiz rekabet, sadece hikayeyi karmaşık hale getirir. Karakterler, sadece ana karaktere aşık olmak için var olmuş gibi davranıyor.
Aşk ilişkilerini geliştirirken, karakterlerin duygularını ve motivasyonlarını dikkate al. Her karakterin kendine özgü bir aşk hikayesi olsun. Eğer aşk ilişkilerini doğru kurgularsan, hikayenin duygusal etkisini artırabilirsin. Unutma, aşk ilişkileri, Pseudo Harem'in motorudur!
Delirten Detay: Aşk ilişkileri o kadar karmaşık hale geliyor ki, karakterler birbirleriyle konuşmayı bile unutuyor. Herkes kendi köşesinde, kendi aşk acısıyla boğuşuyor.
Kimler Sevecek?: Basit ve anlaşılır aşk hikayelerinden hoşlanan, karakterler arasındaki iletişime önem veren, karmaşık ilişkilerden kaçınanlar bu klişeden kaçınan yapımlara bayılacak.
7. Finalin Belirsizliği: Ne Oldu Şimdi?
Ya abi, Pseudo Harem'lerde en sinir bozucu şeylerden biri de finalin belirsizliği. Sanki senaristler/yazarlar, bir karar vermekten korkuyorlar. Hikayeyi açık uçlu bırakıyorlar, izleyiciyi/okuyucuyu merakta bırakıyorlar. Ancak bu durum, hayal kırıklığı yaratıyor.
Elbette, her şeyin mükemmel bir şekilde sonuçlanması gerekmiyor. Ancak en azından bir kapanış, bir sonuç olması gerekiyor. Karakterlerin geleceğiyle ilgili bir fikir edinmek istiyoruz. Kimin kiminle birlikte olduğunu, kimin ne yaptığını bilmek istiyoruz. Finalin belirsizliği, hikayenin anlamını yitirmesine neden oluyor.
Finali yazarken, karakterlerin gelişimini dikkate al. Hikayenin temasına uygun bir sonuç yaratmaya çalış. Eğer finali doğru yazarsan, hikayenin unutulmaz olmasını sağlayabilirsin. Unutma, final, Pseudo Harem'in imzasıdır!
Delirten Detay: Final o kadar belirsiz ki, karakterlerin birbirlerini tanıyıp tanımadığı bile belli değil.
Kimler Sevecek?: Net sonuçlardan hoşlanan, karakterlerin geleceğiyle ilgili bilgi edinmek isteyen, açık uçlu finallerden nefret edenler bu klişeden kaçınan yapımlara bayılacak.
8. Komedinin Zorlama Olması: Gülmekten Çenem Ağrıdı (Ama Acıdan)!
Abi, Pseudo Harem'lerde komedinin zorlama olması, hikayeyi çekilmez hale getirebiliyor. Sanki senaristler/yazarlar, komik olmak için her şeyi yapıyorlar. Ancak bu durum, komik olmaktan çok acınası duruma düşürüyor hikayeyi. Espiriler o kadar yapmacık ve tahmin edilebilir ki, gülmekten çok utanıyoruz.
Elbette, komedi olması gerekiyor, ama doğal ve samimi bir şekilde. Karakterlerin davranışlarından, diyaloglarından kaynaklanan komik anlar yaratmak gerekiyor. Zorlama espiriler yerine, durum komedisine odaklanmak gerekiyor. Komedinin hikayeye ve karakterlere hizmet etmesi gerekiyor.
Komedi yazarken, karakterlerin kişiliklerini dikkate al. Her karakterin kendine özgü bir mizah anlayışı olsun. Eğer komediyi doğru kullanırsan, hikayenin eğlence dozunu artırabilirsin. Unutma, komedi, Pseudo Harem'in neşesidir!
Delirten Detay: Komedi o kadar zorlama ki, karakterler sürekli birbirlerine bağırıyor, saçma sapan hareketler yapıyor.
Kimler Sevecek?: Doğal ve samimi komediden hoşlanan, zorlama espirilerden nefret eden, karakter odaklı komedi sevenler bu klişeden kaçınan yapımlara bayılacak.
9. Karakter Gelişiminin Olmaması: Başladığımız Yerdeyiz!
Ya abi, Pseudo Harem'lerde karakter gelişiminin olmaması, hikayeyi anlamsız hale getiriyor. Sanki karakterler, hikaye boyunca hiç değişmiyorlar, hiç öğrenmiyorlar, hiç büyümüyorlar. Başladıkları yerde kalıyorlar, aynı hataları tekrarlıyorlar. Bu durum, izleyiciyi/okuyucuyu hayal kırıklığına uğratıyor.
Karakterlerin hikaye boyunca değişmesi, gelişmesi, öğrenmesi gerekiyor. Zorluklarla karşılaşmaları, hatalar yapmaları, bu hatalardan ders çıkarmaları gerekiyor. Karakterlerin gelişimini görmek, izleyiciyi/okuyucuyu hikayeye daha çok bağlıyor. Karakterlerin gelişimini sağlamak için, onlara meydan okuyan durumlar yaratmak gerekiyor.
Karakter gelişimini yazarken, karakterlerin geçmişini ve kişiliklerini dikkate al. Her karakterin kendine özgü bir gelişim süreci olsun. Eğer karakter gelişimini doğru yazarsan, hikayenin derinliğini artırabilirsin. Unutma, karakter gelişimi, Pseudo Harem'in ruhudur!
Delirten Detay: Karakterler o kadar değişmiyor ki, sanki her bölüm aynı olayları tekrar yaşıyorlar.
Kimler Sevecek?: Karakter gelişimine önem veren, karakterlerin değişimini görmek isteyen, derin ve anlamlı hikayeler arayanlar bu klişeden kaçınan yapımlara bayılacak.
10. Ana Karakterin Herkese İyi Davranması: Aziz Mi Mübarek Mi?
Abi, Pseudo Harem'lerde ana karakterin herkese iyi davranması, hikayeyi gerçeklikten uzaklaştırıyor. Sanki ana karakter, bir aziz ya da mübarek bir insan. Kimseye hayır diyemiyor, herkesi memnun etmeye çalışıyor. Bu durum, karakteri inandırıcı olmaktan çıkarıyor.
Elbette, ana karakter iyi biri olabilir, yardımsever olabilir. Ancak bu iyiliğin ve yardımseverliğin sınırları olması gerekiyor. Herkese iyi davranmak yerine, bazı karakterlere daha yakın, bazı karakterlere daha mesafeli olması gerekiyor. Ana karakterin de kusurları, hataları olması gerekiyor.
Ana karakteri yazarken, gerçekçi olmaya özen göster. Herkese iyi davranmak yerine, kendi çıkarlarını da düşünen, kendi kararlarını veren bir karakter yarat. Eğer ana karakteri doğru yazarsan, hikayenin inandırıcılığını artırabilirsin. Unutma, ana karakter, Pseudo Harem'in yüzüdür!
Delirten Detay: Ana karakter o kadar iyi ki, kendisine kötülük yapanlara bile iyi davranıyor.
Kimler Sevecek?: Gerçekçi karakterlerden hoşlanan, kusurlu kahramanlar görmek isteyen, mükemmeliyetçilikten kaçınanlar bu klişeden kaçınan yapımlara bayılacak.
Tepkiniz Nedir?