Prince of Tennis: Grand Slam Kazanan Tenisçilerden Esinlenen Karakterler: Tenis Kortunda Efsaneleşmeye Hazır Mısın?!

Prince of Tennis'in efsane karakterleri hangi gerçek Grand Slam şampiyonlarından ilham aldı? Gel, kortları titreten bu müthiş tenisçileri yakından tanıyalım!

Şubat 21, 2026 - 12:36
Şubat 21, 2026 - 12:36
 0  2
Prince of Tennis: Grand Slam Kazanan Tenisçilerden Esinlenen Karakterler: Tenis Kortunda Efsaneleşmeye Hazır Mısın?!

1. Ryoma Echizen: Roger Federer'in Genç ve Asi Hali!

Oha diyorum! Ryoma Echizen'i bilmeyen var mı ya? Prince of Tennis'in bu cool, yetenekli ve bir o kadar da ukala baş karakteri, resmen Roger Federer'in animeye uyarlanmış hali! Tamam, belki Federer'in o sakin ve zarif tavırlarından biraz uzak ama korttaki o müthiş yeteneği, kendine olan sonsuz güveni ve rakiplerini adeta çıldırtan oyun stili... İşte bunlar direkt Federer vibes'ı veriyor! Ryoma'nın "Mada mada dane" (daha çok yolun var) repliği, tenis dünyasının efsanevi isimlerine meydan okuyan o genç ve asi ruhunu mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Federer de gençliğinde kortta fırtınalar estirirken, rakiplerine aynı özgüvenle bakıyordu. Ryoma'nın Twist Serve'ü, Drive B'si falan tamamen gerçek tenis tekniklerinden esinlenilmiş. Adamlar bildiğin tenis dersi veriyor animeyle! Özellikle Nationals serisinde Ryoma'nın gücünün zirvesine ulaştığı maçları izlerken tüylerim diken diken oluyor. Sakın kaçırmayın!

Federer'in o eşsiz bilek hareketleri, korttaki zekası ve her duruma adapte olabilme yeteneği Ryoma'da da fazlasıyla mevcut. Ryoma'nın maçlarını izlerken, Federer'in gençlik yıllarındaki o hırslı ve durdurulamaz enerjisini görüyorum resmen. İkisi de kortta adeta sanat yapıyor! Bir de şu var, Ryoma'nın babası Nanjiro Echizen de efsane bir tenisçi. Federer'in de antrenörleri ve onu destekleyen bir ekibi var. Yani bu tenis dehası olma olayı genetik olabilir mi acaba?

Ryoma'nın karakter gelişimini izlemek de ayrı bir keyif. Başlangıçta sadece yeteneğine güvenen bir çocukken, zamanla takım arkadaşlarıyla birlikte çalışmayı, zorluklarla başa çıkmayı ve gerçek bir tenisçi olmayı öğreniyor. Bu süreçte Federer'in de kariyerinde yaşadığı iniş çıkışları, sakatlıkları ve yeniden zirveye dönüşlerini hatırlıyorum. İşte bu yüzden Ryoma, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Delirten Detay: Ryoma'nın şapkası! Sürekli ters takması ve maçlarda bile çıkarmaması ayrı bir karizma ya! Federer'in de kendine has tarzı ve duruşu var, ikisi de stil ikonu resmen!

Kimler Sevecek?: Tenis tutkunları, spor anime sevenler, cool karakterlere hayran olanlar ve "benim de böyle yeteneğim olsa" diye iç geçiren herkes Ryoma'ya bayılacak!


2. Kunimitsu Tezuka: Rafael Nadal'ın Disiplin Abidesi!

Kunimitsu Tezuka... Seigaku'nun buz gibi kaptanı! Bu adam resmen Rafael Nadal'ın anime versiyonu. Nadal'ın o inanılmaz disiplini, azmi ve korttaki savaşçı ruhu Tezuka'da vücut bulmuş gibi. Tezuka, takımı için her şeyi yapmaya hazır, asla pes etmeyen ve rakiplerine karşı acımasız bir lider. Nadal da kortta aynı şekilde mücadele ediyor, her topa yetişiyor ve asla havlu atmıyor. Tezuka'nın sakatlığına rağmen maçlara çıkması, takımını desteklemesi ve kendi sınırlarını zorlaması, Nadal'ın kariyerindeki zorluklara rağmen zirvede kalma çabasıyla birebir örtüşüyor. Özellikle Tezuka Zone'u kullandığı maçlarda, Nadal'ın korttaki o kontrolcü ve dominant tavırlarını görüyorum resmen!

Tezuka'nın antrenmanlarına bir baksanıza! Adam resmen kendini paralıyor. Nadal da aynı şekilde, sürekli antrenman yapıyor, kendini geliştiriyor ve her maçına en iyi şekilde hazırlanıyor. İkisinin de tek amacı var: daha iyi olmak, daha güçlü olmak ve rakiplerini yenmek. Tezuka'nın o sert bakışları, Nadal'ın korttaki o odaklanmış hali... İkisi de rakiplerine adeta gözdağı veriyor. Tezuka'nın mükemmeliyetçiliği, Nadal'ın da her zaman en iyisini hedeflemesiyle aynı kapıya çıkıyor. Bu adamlar resmen tenis için doğmuş!

Tezuka'nın takım arkadaşlarına olan bağlılığı da takdire şayan. Nadal da İspanya Milli Takımı için her zaman elinden geleni yapıyor, ülkesini temsil etmekten gurur duyuyor. Tezuka'nın Seigaku'yu Nationals'a taşıma çabası, Nadal'ın da İspanya'yı tenis dünyasında zirveye taşıma çabasıyla aynı motivasyona sahip. İkisi de liderlik vasıflarıyla ön plana çıkıyor ve çevrelerindeki insanlara ilham veriyor. Tezuka'nın o kararlı duruşu, Nadal'ın korttaki o sarsılmaz iradesi... İşte bu yüzden Tezuka, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis idolünün anime dünyasındaki yansıması!

Delirten Detay: Tezuka'nın sol kolu! Sakat olmasına rağmen o koluyla efsanevi vuruşlar yapması ve acıya rağmen pes etmemesi inanılmaz ya! Nadal'ın da sakatlıklarla dolu bir kariyeri var ama o da her seferinde geri dönmeyi başarıyor.

Kimler Sevecek?: Disiplinli karakterlere hayran olanlar, liderlik vasıflarını takdir edenler, mücadeleyi sevenler ve "ben de böyle güçlü olsam" diye iç geçiren herkes Tezuka'ya bayılacak!


3. Shusuke Fuji: Novak Djokovic'in Zeki ve Esprili Hali!

Shusuke Fuji... Seigaku'nun dahi tenisçisi! Bu adam resmen Novak Djokovic'in anime versiyonu. Djokovic'in o zekası, esprili tavırları ve korttaki stratejik dehası Fuji'de vücut bulmuş gibi. Fuji, rakiplerini analiz ederek, zayıf noktalarını bularak ve onlara karşı en etkili taktikleri uygulayarak maçları kazanıyor. Djokovic de aynı şekilde, rakiplerini inceliyor, oyunlarını çözüyor ve onlara karşı en iyi stratejiyi geliştiriyor. Fuji'nin o gizemli gülümsemesi, Djokovic'in korttaki o şakacı tavırları... İkisi de rakiplerini hem yetenekleriyle hem de zekalarıyla alt ediyor. Özellikle Fuji'nin Triple Counter'ları kullandığı maçlarda, Djokovic'in korttaki o zekice hamlelerini görüyorum resmen!

Fuji'nin rahat tavırlarına aldanmayın! Adam aslında çok çalışıyor, sürekli kendini geliştiriyor ve rakiplerine karşı her zaman hazırlıklı oluyor. Djokovic de aynı şekilde, sürekli antrenman yapıyor, beslenmesine dikkat ediyor ve her maçına en iyi şekilde hazırlanıyor. İkisinin de tek amacı var: daha zeki olmak, daha stratejik olmak ve rakiplerini şaşırtmak. Fuji'nin o sakin duruşu, Djokovic'in korttaki o esnekliği... İkisi de rakiplerine adeta ders veriyor. Fuji'nin yaratıcılığı, Djokovic'in de her zaman yeni şeyler denemesiyle aynı kapıya çıkıyor. Bu adamlar resmen tenis dahisi!

Fuji'nin arkadaşlarına olan desteği de takdire şayan. Djokovic de tenis dünyasında birçok arkadaşı var, onlarla birlikte antrenman yapıyor, birbirlerine destek oluyorlar. Fuji'nin Seigaku'yu Nationals'a taşıma çabası, Djokovic'in de tenis dünyasında örnek bir sporcu olma çabasıyla aynı motivasyona sahip. İkisi de zekalarıyla ve yetenekleriyle ön plana çıkıyor ve çevrelerindeki insanlara ilham veriyor. Fuji'nin o zeki bakışları, Djokovic'in korttaki o esprili tavırları... İşte bu yüzden Fuji, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis dehasının anime dünyasındaki yansıması!

Delirten Detay: Fuji'nin gözleri! Maçlarda açtığı zaman rakiplerinin tüyleri diken diken oluyor ya! Djokovic'in de bakışları çok şey anlatıyor, ikisi de rakiplerine resmen meydan okuyor.

Kimler Sevecek?: Zeki karakterlere hayran olanlar, strateji oyunlarını sevenler, espri anlayışı gelişmiş olanlar ve "ben de böyle zeki olsam" diye iç geçiren herkes Fuji'ye bayılacak!


4. Seiji Ijuin: Andy Murray'nin Taktik Dehası!

Seiji Ijuin, Shitenhoji'nin beyni! Bu adam tam bir Andy Murray vibe'ı veriyor. Murray'nin o taktiksel zekası, oyun kurma becerisi ve her duruma adapte olabilme yeteneği, Ijuin'de resmen vücut bulmuş. Ijuin, rakiplerini analiz edip zayıf noktalarını tespit ederek, onlara karşı en etkili stratejileri geliştiriyor. Murray de kortta aynı şekilde, rakiplerini inceliyor, oyunlarını okuyor ve onlara karşı en iyi taktikleri uyguluyor. Ijuin'in sakin ve soğukkanlı duruşu, Murray'nin korttaki o odaklanmış hali... İkisi de rakiplerini hem zekalarıyla hem de stratejileriyle alt ediyor. Özellikle Ijuin'in illüzyonlu oyunları, Murray'nin korttaki o beklenmedik hamleleri... İkisi de rakiplerini şaşırtmayı çok seviyor!

Ijuin'in takım arkadaşlarına olan desteği de takdire şayan. Murray de tenis dünyasında birçok arkadaşı var, onlarla birlikte antrenman yapıyor, birbirlerine destek oluyorlar. Ijuin'in Shitenhoji'yi Nationals'a taşıma çabası, Murray'nin de İngiltere'yi tenis dünyasında temsil etme çabasıyla aynı motivasyona sahip. İkisi de zekalarıyla ve stratejileriyle ön plana çıkıyor ve çevrelerindeki insanlara ilham veriyor. Ijuin'in o keskin bakışları, Murray'nin korttaki o kararlı duruşu... İşte bu yüzden Ijuin, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis stratejistinin anime dünyasındaki yansıması!

Ijuin'in sakatlıklarla başa çıkma şekli de Murray'e çok benziyor. İkisi de kariyerlerinde birçok sakatlık yaşamış olsalar da, asla pes etmiyorlar ve geri dönmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ijuin'in o azmi ve kararlılığı, Murray'nin de korttaki o savaşçı ruhuyla aynı kapıya çıkıyor. İkisi de tenis oynamayı çok seviyor ve bu spora adeta aşıklar. Ijuin'in o zeki hamleleri, Murray'nin korttaki o stratejik dehası... İşte bu yüzden Ijuin, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Delirten Detay: Ijuin'in gözlükleri! Gözlüklerini taktığı zaman resmen bir dahiye dönüşüyor ya! Murray'nin de kortta taktığı şapka ona ayrı bir hava katıyor, ikisi de stil sahibi sporcular.

Kimler Sevecek?: Zeki karakterlere hayran olanlar, strateji oyunlarını sevenler, tenis taktiklerine ilgi duyanlar ve "ben de böyle stratejik olsam" diye iç geçiren herkes Ijuin'e bayılacak!


5. Eishiro Kite: Stan Wawrinka'nın Güçlü ve Karizmatik Hali!

Eishiro Kite, Higa'nın gururu! Bu adam resmen Stan Wawrinka'nın anime versiyonu. Wawrinka'nın o inanılmaz gücü, karizmatik duruşu ve tekniği, Kite'da vücut bulmuş gibi. Kite, rakiplerini ezip geçmek için inanılmaz bir güce sahip ve bu gücünü benzersiz teknikleriyle birleştiriyor. Wawrinka da kortta aynı şekilde, rakiplerini güçlü vuruşlarıyla baskı altına alıyor ve onları adeta çaresiz bırakıyor. Kite'ın Okinawa'nın gururu olması, Wawrinka'nın da İsviçre'yi temsil etmekten gurur duymasıyla aynı paralelde. İkisinin de tek amacı var: daha güçlü olmak, daha iyi olmak ve rakiplerini yenmek. Kite'ın agresif oyun stili, Wawrinka'nın da korttaki o saldırgan tavırlarıyla aynı kapıya çıkıyor. Bu adamlar resmen tenis için doğmuş!

Kite'ın o kendine güvenen duruşu, Wawrinka'nın korttaki o karizmatik tavırlarıyla birebir örtüşüyor. İkisi de rakiplerine adeta gözdağı veriyor ve onları psikolojik olarak da etkiliyor. Kite'ın takım arkadaşlarına olan desteği de takdire şayan. Wawrinka da tenis dünyasında birçok arkadaşı var, onlarla birlikte antrenman yapıyor, birbirlerine destek oluyorlar. Kite'ın Higa'yı Nationals'a taşıma çabası, Wawrinka'nın da tenis dünyasında örnek bir sporcu olma çabasıyla aynı motivasyona sahip. İkisi de güçleriyle ve karizmalarıyla ön plana çıkıyor ve çevrelerindeki insanlara ilham veriyor. Kite'ın o sert bakışları, Wawrinka'nın korttaki o kararlı duruşu... İşte bu yüzden Kite, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Kite'ın o benzersiz tekniği, Wawrinka'nın da korttaki o kendine has vuruşlarıyla aynı paralelde. İkisi de rakiplerini şaşırtmayı ve onları zor durumda bırakmayı çok seviyor. Kite'ın o kendine olan sonsuz inancı, Wawrinka'nın da korttaki o özgüveniyle aynı kapıya çıkıyor. İkisi de tenis oynamayı çok seviyor ve bu spora adeta aşıklar. Kite'ın o güçlü vuruşları, Wawrinka'nın korttaki o tekniği... İşte bu yüzden Kite, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Delirten Detay: Kite'ın o karizmatik gülüşü! Rakiplerinin aklını başından alıyor ya! Wawrinka'nın da kortta attığı o havalı bakışlar, ikisi de karizma abidesi resmen.

Kimler Sevecek?: Güçlü karakterlere hayran olanlar, karizmatik duruşu sevenler, tenis tekniklerine ilgi duyanlar ve "ben de böyle güçlü olsam" diye iç geçiren herkes Kite'a bayılacak!


6. Keigo Atobe: John McEnroe'nun Şovmen Ruhlu Hali!

Keigo Atobe, Hyotei'nin kralı! Bu adam resmen John McEnroe'nun anime versiyonu. McEnroe'nun o şovmen ruhu, kendine olan aşırı güveni ve sahada yarattığı atmosfer, Atobe'de vücut bulmuş gibi. Atobe, kortta sadece tenis oynamakla kalmıyor, aynı zamanda bir şov yapıyor, tribünleri coşturuyor ve rakiplerini psikolojik olarak baskı altına alıyor. McEnroe da kortta aynı şekilde, seyircilerle etkileşim kuruyor, hakemlerle tartışıyor ve rakiplerini sinirlendirerek avantaj sağlıyor. Atobe'nin "Be beauty!" repliği, McEnroe'nun da korttaki o kendine has tavırlarıyla aynı paralelde. İkisinin de tek amacı var: kazanmak ve eğlendirmek. Atobe'nin o teatral hareketleri, McEnroe'nun da korttaki o şovmenliğiyle aynı kapıya çıkıyor. Bu adamlar resmen tenis için doğmuş!

Atobe'nin o kendine olan sonsuz güveni, McEnroe'nun korttaki o özgüveniyle birebir örtüşüyor. İkisi de rakiplerine adeta meydan okuyor ve onları psikolojik olarak da etkiliyor. Atobe'nin takım arkadaşlarına olan desteği de takdire şayan. McEnroe da tenis dünyasında birçok arkadaşı var, onlarla birlikte antrenman yapıyor, birbirlerine destek oluyorlar. Atobe'nin Hyotei'yi Nationals'a taşıma çabası, McEnroe'nun da tenis dünyasında örnek bir sporcu olma çabasıyla aynı motivasyona sahip. İkisi de şovmenlikleriyle ve yetenekleriyle ön plana çıkıyor ve çevrelerindeki insanlara ilham veriyor. Atobe'nin o karizmatik duruşu, McEnroe'nun korttaki o enerjisi... İşte bu yüzden Atobe, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Atobe'nin o benzersiz tekniği, McEnroe'nun da korttaki o kendine has vuruşlarıyla aynı paralelde. İkisi de rakiplerini şaşırtmayı ve onları zor durumda bırakmayı çok seviyor. Atobe'nin o kendine olan sonsuz inancı, McEnroe'nun da korttaki o özgüveniyle aynı kapıya çıkıyor. İkisi de tenis oynamayı çok seviyor ve bu spora adeta aşıklar. Atobe'nin o teatral hareketleri, McEnroe'nun korttaki o şovmenliği... İşte bu yüzden Atobe, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Delirten Detay: Atobe'nin gözyaşı benleri! Onlar olmadan Atobe, Atobe olmazdı ya! McEnroe'nun da o ikonik saç bandı, ikisi de stil sahibi sporcular resmen.

Kimler Sevecek?: Şovmen karakterlere hayran olanlar, teatral hareketleri sevenler, tenis dünyasının renkli simalarına ilgi duyanlar ve "ben de böyle havalı olsam" diye iç geçiren herkes Atobe'ye bayılacak!


7. Seiichi Yukimura: Björn Borg'un Sakin ve Acımasız Hali!

Seiichi Yukimura, Rikkaidai'nin tanrısı! Bu adam resmen Björn Borg'un anime versiyonu. Borg'un o sakin duruşu, acımasız oyun stili ve korttaki soğukkanlılığı, Yukimura'da vücut bulmuş gibi. Yukimura, rakiplerini psikolojik olarak çökertmek için inanılmaz bir yeteneğe sahip ve bu yeteneğini benzersiz teknikleriyle birleştiriyor. Borg da kortta aynı şekilde, rakiplerini sakinliğiyle ve hatasız oyunuyla baskı altına alıyor ve onları adeta çaresiz bırakıyor. Yukimura'nın Rikkaidai'nin gururu olması, Borg'un da İsveç'i temsil etmekten gurur duymasıyla aynı paralelde. İkisinin de tek amacı var: kazanmak ve rakiplerini ezmek. Yukimura'nın o gizemli gülümsemesi, Borg'un da korttaki o soğuk bakışlarıyla aynı kapıya çıkıyor. Bu adamlar resmen tenis için doğmuş!

Yukimura'nın o kendine güvenen duruşu, Borg'un korttaki o özgüveniyle birebir örtüşüyor. İkisi de rakiplerine adeta meydan okuyor ve onları psikolojik olarak da etkiliyor. Yukimura'nın takım arkadaşlarına olan desteği de takdire şayan. Borg da tenis dünyasında birçok arkadaşı var, onlarla birlikte antrenman yapıyor, birbirlerine destek oluyorlar. Yukimura'nın Rikkaidai'yi Nationals'a taşıma çabası, Borg'un da tenis dünyasında örnek bir sporcu olma çabasıyla aynı motivasyona sahip. İkisi de sakinlikleriyle ve yetenekleriyle ön plana çıkıyor ve çevrelerindeki insanlara ilham veriyor. Yukimura'nın o keskin bakışları, Borg'un korttaki o kararlı duruşu... İşte bu yüzden Yukimura, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Yukimura'nın o benzersiz tekniği, Borg'un da korttaki o hatasız vuruşlarıyla aynı paralelde. İkisi de rakiplerini şaşırtmayı ve onları zor durumda bırakmayı çok seviyor. Yukimura'nın o kendine olan sonsuz inancı, Borg'un da korttaki o özgüveniyle aynı kapıya çıkıyor. İkisi de tenis oynamayı çok seviyor ve bu spora adeta aşıklar. Yukimura'nın o gizemli gülümsemesi, Borg'un korttaki o soğuk bakışları... İşte bu yüzden Yukimura, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Delirten Detay: Yukimura'nın hastalığı ve o hastalığa rağmen kortlara geri dönmesi! Borg da kariyerinde birçok zorlukla karşılaştı ama o da asla pes etmedi.

Kimler Sevecek?: Sakin karakterlere hayran olanlar, psikolojik taktikleri sevenler, tenis dünyasının efsane isimlerine ilgi duyanlar ve "ben de böyle güçlü olsam" diye iç geçiren herkes Yukimura'ya bayılacak!


8. Kin-chan (Kintaro Tooyama): Lleyton Hewitt'in Enerjik ve Hırslı Hali!

Kintaro Tooyama, Shitenhoji'nin enerji bombası! Bu ufaklık resmen Lleyton Hewitt'in anime versiyonu. Hewitt'in o bitmek bilmeyen enerjisi, hırsı ve korttaki agresif tavırları, Kin-chan'da vücut bulmuş gibi. Kin-chan, rakiplerini yorulmak bilmeyen enerjisiyle baskı altına alıyor ve asla pes etmiyor. Hewitt de kortta aynı şekilde, her topa yetişmeye çalışıyor, rakiplerine karşı sürekli baskı kuruyor ve asla havlu atmıyor. Kin-chan'ın "Wahaha!" diye bağırması, Hewitt'in de korttaki o hırslı haykırışlarıyla aynı paralelde. İkisinin de tek amacı var: kazanmak ve rakiplerini ezmek. Kin-chan'ın o çocuksu heyecanı, Hewitt'in de korttaki o ateşli ruhuyla aynı kapıya çıkıyor. Bu adamlar resmen tenis için doğmuş!

Kin-chan'ın o kendine güvenen duruşu, Hewitt'in korttaki o özgüveniyle birebir örtüşüyor. İkisi de rakiplerine adeta meydan okuyor ve onları psikolojik olarak da etkiliyor. Kin-chan'ın takım arkadaşlarına olan bağlılığı da takdire şayan. Hewitt de tenis dünyasında birçok arkadaşı var, onlarla birlikte antrenman yapıyor, birbirlerine destek oluyorlar. Kin-chan'ın Shitenhoji'yi Nationals'a taşıma çabası, Hewitt'in de tenis dünyasında örnek bir sporcu olma çabasıyla aynı motivasyona sahip. İkisi de enerjileriyle ve yetenekleriyle ön plana çıkıyor ve çevrelerindeki insanlara ilham veriyor. Kin-chan'ın o hırslı bakışları, Hewitt'in korttaki o kararlı duruşu... İşte bu yüzden Kin-chan, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Kin-chan'ın o benzersiz tekniği, Hewitt'in de korttaki o çevikliğiyle aynı paralelde. İkisi de rakiplerini şaşırtmayı ve onları zor durumda bırakmayı çok seviyor. Kin-chan'ın o kendine olan sonsuz inancı, Hewitt'in de korttaki o özgüveniyle aynı kapıya çıkıyor. İkisi de tenis oynamayı çok seviyor ve bu spora adeta aşıklar. Kin-chan'ın o çocuksu heyecanı, Hewitt'in korttaki o ateşli ruhu... İşte bu yüzden Kin-chan, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Delirten Detay: Kin-chan'ın Ryoma'yı idol olarak görmesi ve ona yetişmeye çalışması! Hewitt de genç yaşta tenis dünyasına damga vurmuştu, ikisi de genç yetenekler resmen.

Kimler Sevecek?: Enerjik karakterlere hayran olanlar, hırslı tavırları sevenler, tenis dünyasının genç yeteneklerine ilgi duyanlar ve "ben de böyle enerjik olsam" diye iç geçiren herkes Kin-chan'a bayılacak!


9. Yushi Oshitari: Marat Safin'in Yetenekli ve Umursamaz Hali!

Yushi Oshitari, Hyotei'nin cool çocuğu! Bu adam resmen Marat Safin'in anime versiyonu. Safin'in o inanılmaz yeteneği, umursamaz tavırları ve korttaki karizması, Oshitari'de vücut bulmuş gibi. Oshitari, rakiplerini yeteneğiyle ezip geçiyor ve kortta adeta sanat yapıyor. Safin de kortta aynı şekilde, yeteneğiyle seyircileri büyülüyor ve tenis dünyasına damga vuruyor. Oshitari'nin "Interesting..." demesi, Safin'in de korttaki o cool tavırlarıyla aynı paralelde. İkisinin de tek amacı var: kazanmak ve eğlenmek. Oshitari'nin o rahat duruşu, Safin'in de korttaki o umursamazlığıyla aynı kapıya çıkıyor. Bu adamlar resmen tenis için doğmuş!

Oshitari'nin o kendine güvenen duruşu, Safin'in korttaki o özgüveniyle birebir örtüşüyor. İkisi de rakiplerine adeta meydan okuyor ve onları psikolojik olarak da etkiliyor. Oshitari'nin takım arkadaşlarına olan desteği de takdire şayan. Safin de tenis dünyasında birçok arkadaşı var, onlarla birlikte antrenman yapıyor, birbirlerine destek oluyorlar. Oshitari'nin Hyotei'yi Nationals'a taşıma çabası, Safin'in de tenis dünyasında örnek bir sporcu olma çabasıyla aynı motivasyona sahip. İkisi de yetenekleriyle ve karizmalarıyla ön plana çıkıyor ve çevrelerindeki insanlara ilham veriyor. Oshitari'nin o cool bakışları, Safin'in korttaki o rahat tavırları... İşte bu yüzden Oshitari, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Oshitari'nin o benzersiz tekniği, Safin'in de korttaki o beklenmedik vuruşlarıyla aynı paralelde. İkisi de rakiplerini şaşırtmayı ve onları zor durumda bırakmayı çok seviyor. Oshitari'nin o kendine olan sonsuz inancı, Safin'in de korttaki o özgüveniyle aynı kapıya çıkıyor. İkisi de tenis oynamayı çok seviyor ve bu spora adeta aşıklar. Oshitari'nin o rahat duruşu, Safin'in korttaki o umursamazlığı... İşte bu yüzden Oshitari, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Delirten Detay: Oshitari'nin şivesi ve esprileri! Safin de basın toplantılarında yaptığı açıklamalarla sık sık gündeme geliyordu, ikisi de renkli kişilikler resmen.

Kimler Sevecek?: Cool karakterlere hayran olanlar, yetenekli sporcuları sevenler, tenis dünyasının renkli simalarına ilgi duyanlar ve "ben de böyle havalı olsam" diye iç geçiren herkes Oshitari'ye bayılacak!


10. Jin Akutsu: Ilie Nastase'nin Asi ve Kontrolsüz Hali!

Jin Akutsu, Yamabuki'nin belalısı! Bu adam resmen Ilie Nastase'nin anime versiyonu. Nastase'nin o asi ruhu, kontrolsüz tavırları ve korttaki çılgınlığı, Akutsu'da vücut bulmuş gibi. Akutsu, rakiplerine saygı duymuyor, kuralları umursamıyor ve kortta adeta terör estiriyor. Nastase de kortta aynı şekilde, hakemlerle tartışıyor, seyircilerle kavga ediyor ve rakiplerini sinirlendirerek avantaj sağlıyor. Akutsu'nun o vahşi bakışları, Nastase'nin de korttaki o çılgın tavırlarıyla aynı paralelde. İkisinin de tek amacı var: kazanmak ve kaos yaratmak. Akutsu'nun o umursamaz duruşu, Nastase'nin de korttaki o kontrolsüzlüğüyle aynı kapıya çıkıyor. Bu adamlar resmen tenis için doğmuş!

Akutsu'nun o kendine güvenen duruşu, Nastase'nin korttaki o özgüveniyle birebir örtüşüyor. İkisi de rakiplerine adeta meydan okuyor ve onları psikolojik olarak da etkiliyor. Akutsu'nun takım arkadaşlarına olan desteği de takdire şayan. Nastase de tenis dünyasında birçok arkadaşı var, onlarla birlikte antrenman yapıyor, birbirlerine destek oluyorlar. Akutsu'nun Yamabuki'yi Nationals'a taşıma çabası, Nastase'nin de tenis dünyasında örnek bir sporcu olma çabasıyla aynı motivasyona sahip. İkisi de asilikleriyle ve yetenekleriyle ön plana çıkıyor ve çevrelerindeki insanlara ilham veriyor. Akutsu'nun o vahşi bakışları, Nastase'nin korttaki o çılgın tavırları... İşte bu yüzden Akutsu, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Akutsu'nun o benzersiz tekniği, Nastase'nin de korttaki o beklenmedik vuruşlarıyla aynı paralelde. İkisi de rakiplerini şaşırtmayı ve onları zor durumda bırakmayı çok seviyor. Akutsu'nun o kendine olan sonsuz inancı, Nastase'nin de korttaki o özgüveniyle aynı kapıya çıkıyor. İkisi de tenis oynamayı çok seviyor ve bu spora adeta aşıklar. Akutsu'nun o umursamaz duruşu, Nastase'nin korttaki o kontrolsüzlüğü... İşte bu yüzden Akutsu, sadece bir anime karakteri değil, aynı zamanda gerçek bir tenis efsanesinin anime dünyasındaki yansıması!

Delirten Detay: Akutsu'nun şiddete meyilli olması ve kavga etmeyi sevmesi! Nastase de kortta sık sık olay çıkarıyordu, ikisi de olay adamı resmen.

Kimler Sevecek?: Asi karakterlere hayran olanlar, kurallara uymayı sevmeyenler, tenis dünyasının çılgın isimlerine ilgi duyanlar ve "ben de böyle umursamaz olsam" diye iç geçiren herkes Akutsu'ya bayılacak!

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.