Overlord: Ainz'ın Gerçek Sesi (Satoru Suzuki) ve İç Düşünceleri: Yok Artık!

Ainz Ooal Gown'un iç dünyasına yolculuk! Satoru Suzuki'nin gerçek düşünceleri ve o karizmatik sesinin sırları burada! Overlord fanları, bu liste sizi coşturacak!

Şubat 21, 2026 - 12:58
Şubat 21, 2026 - 12:59
 0  2
Overlord: Ainz'ın Gerçek Sesi (Satoru Suzuki) ve İç Düşünceleri: Yok Artık!

1. Ainz'ın Dublajı: Japon Seslendirme Sanatının Zirvesi!

Abi, Ainz Ooal Gown'un Japonca seslendirmesini yapan Satoshi Hino'ya bir heykel dikelim! Adam resmen döktürüyor! Satoru Suzuki'nin o naif, yorgun ses tonunu, Ainz'a dönüştüğünde nasıl o buz gibi, otoriter tonlamaya çeviriyor, aklım almıyor! Sanki iki farklı insan konuşuyor! Özellikle kritik anlarda, planlarını içinden geçirirken o alaycı, hesapçı tonu yok mu? Tüylerim diken diken oluyor! Adam ses tonuyla karakterin tüm karmaşıklığını, o içsel çatışmasını mükemmel yansıtıyor. Yani, Ainz'ı Ainz yapan şeylerden biri kesinlikle Satoshi Hino'nun muazzam performansıdır. Başka bir seslendirme sanatçısı bu kadar başarılı olabilir miydi, şüpheliyim. İngilizce dublajı da fena değil ama Japonca'daki o nüansları yakalaması imkansız. Net söylüyorum, Ainz'ı orijinalinden dinlemeyen çok şey kaybeder!

Satoshi Hino, sadece Ainz'ın sesini değil, aynı zamanda onun iç dünyasını da canlandırıyor. Monologlarındaki o derinlik, karakterin yalnızlığını, gücünü ve aynı zamanda insanlığını hissettiriyor. Ses tonundaki en ufak bir değişim bile, Ainz'ın duygusal durumunu anlamamızı sağlıyor. Düşünsene, koskoca Nazarick'in efendisi, ölümsüz bir büyücü iskelet, ama içinde hala o eski, oyun bağımlısı Satoru Suzuki var. İşte bu ikiliği Hino'nun sesiyle o kadar net duyuyorsun ki, adama saygı duyuyorsun. Ya da korkuyorsun, o da olabilir! Ama kesinlikle etkileniyorsun!

Daha da güzeli, Satoshi Hino'nun Ainz'ın farklı hallerini seslendirme şekli. Mesela, Momonga iken daha sakin ve düşünceli bir ton kullanırken, Ainz Ooal Gown kimliğine büründüğünde daha otoriter ve acımasız bir ses tonuna geçiyor. Bu geçişler o kadar doğal ve kusursuz ki, karakterin içindeki değişimi ve dönüşümü net bir şekilde hissedebiliyoruz. Hino, Ainz'ın hem insan hem de canavar yanını aynı anda yansıtmayı başarıyor. İşte bu yüzden Ainz, bu kadar karmaşık ve ilgi çekici bir karakter.

Delirten Detay: Satoshi Hino'nun Ainz'ı seslendirirken kullandığı teknikler! Adam resmen sesini bir enstrüman gibi kullanıyor. O kadar farklı tonlamalar, vurgular ve nüanslar var ki, her repliği ayrı bir sanat eseri gibi! Özellikle Ainz'ın planlarını açıklarken kullandığı o soğuk ve hesapçı ton, resmen insanı donduruyor!

Kimler Sevecek?: Japonca dublaj hayranları, seslendirme sanatına önem verenler, karmaşık ve derin karakterleri sevenler, karanlık fantezi türüne bayılanlar, Satoshi Hino'nun diğer işlerini takip edenler. Overlord evrenine aşık olan herkes!


2. Satoru Suzuki'nin İç Monologları: Yalnızlığın Sesi

Ainz'ın iç monologları, serinin en can alıcı noktalarından biri! Dışarıdan bakınca koskoca Nazarick'in efendisi, ölümsüz bir hükümdar görüyorsun ama içten içe zavallı Satoru Suzuki, o eski günlerini özleyen, arkadaşlarıyla oyun oynamak isteyen yalnız bir adam! İşte bu tezatlık, Ainz'ı bu kadar ilgi çekici yapıyor. İç monologlarında, o acımasız planlarının arkasındaki tereddütleri, endişeleri ve pişmanlıkları duyuyoruz. Dışarıya karşı sergilediği o soğuk ve otoriter maskenin ardında, aslında kırılgan ve yalnız bir kalp olduğunu anlıyoruz.

Bu iç monologlar sayesinde, Ainz'ın aslında ne kadar insan olduğunu görüyoruz. Güçlü bir büyücü olmasına rağmen, hala eski alışkanlıklarından, düşüncelerinden ve duygularından kurtulamıyor. Arkadaşlarından kalan son hatıra olan Nazarick'i korumak için her şeyi yapmaya hazır, ama aynı zamanda o eski, mutlu günlerine dönmek için de can atıyor. İşte bu içsel çatışma, Ainz'ı sadece bir kötü adam değil, aynı zamanda trajik bir kahraman yapıyor.

Düşünsene, bir yandan dünyayı fethetmeye çalışıyorsun, diğer yandan da "Acaba bu yaptığım doğru mu?" diye içten içe sorguluyorsun. İşte Ainz'ın yaşadığı tam olarak bu! İç monologlarında, o bitmek bilmeyen sorgulamaları, kararsızlıkları ve çaresizliği duyuyoruz. Sanki kendiyle sürekli bir savaş halinde. Bir tarafı, Nazarick'i korumak için acımasız olmak zorunda olduğunu söylerken, diğer tarafı, o eski, merhametli Satoru Suzuki'nin hayalini kuruyor. Bu içsel çatışma, Ainz'ı çok daha derin ve karmaşık bir karakter yapıyor.

Delirten Detay: Ainz'ın iç monologlarındaki o ironi! Dışarıya karşı ne kadar kendinden emin ve otoriter görünse de, içten içe aslında ne kadar kararsız ve çaresiz olduğunu biliyoruz. Bu tezatlık, karakterin trajikomik bir hale gelmesine neden oluyor. Sanki hem gülüyor hem de ağlıyoruz!

Kimler Sevecek?: Derin karakter analizlerine bayılanlar, içsel çatışmaları sevenler, psikolojik gerilimden hoşlananlar, trajik kahramanlara ilgi duyanlar, yalnızlık temasını işleyen yapımları sevenler. Ainz'ın iç dünyasına merak duyan herkes!


3. Ainz'ın "Cool" Tavırları: Rol Yapmanın Zorlukları

Ainz'ın o cool, umursamaz tavırları var ya, aslında tam bir numara! Adam sürekli rol yapıyor! Nazarick'in efendisi olmak kolay değil tabii. Herkes senden mükemmel kararlar vermeni, güçlü ve karizmatik olmanı bekliyor. Ama Satoru Suzuki aslında sıradan bir ofis çalışanıydı! Birdenbire koskoca bir örgütün lideri olunca, ister istemez panikliyor. İşte bu yüzden sürekli rol yapıyor, havalı ve kendinden emin görünmeye çalışıyor. Ama o iç sesi sürekli "Ya saçmalarsam?", "Ya beceremezsem?" diye fısıldıyor.

Bu rol yapma durumu, Ainz'ın karakterine ayrı bir derinlik katıyor. Dışarıdan bakınca kusursuz bir lider görüyorsun ama içten içe aslında ne kadar tedirgin ve güvensiz olduğunu biliyoruz. Bu tezatlık, karakteri çok daha insani ve relatable yapıyor. Sanki biz de onunla birlikte o baskıyı hissediyoruz. "Ya ben de aynı durumda kalsam ne yapardım?" diye düşünüyoruz. İşte bu yüzden Ainz, sadece güçlü bir büyücü değil, aynı zamanda hepimizin kendinden bir şeyler bulabileceği bir karakter.

Daha da komiği, Ainz'ın bazen o kadar kaptırıyor ki, kendi rolüne inanmaya başlıyor! O havalı ve otoriter tavırları o kadar içselleştiriyor ki, bazen Satoru Suzuki'yi tamamen unutuyor. Ama sonra birden iç sesi devreye giriyor ve "Oğlum sen kimsin ya? Kendine gel!" diye onu uyandırıyor. İşte bu anlar, Ainz'ın karakterinin en komik ve en trajik anları oluyor. Hem gülüyoruz hem de ona acıyoruz.

Delirten Detay: Ainz'ın rol yaparken kullandığı o mimikler! Özellikle şaşırdığında veya paniklediğinde yüzünde beliren o kısa süreli ifadeler, karakterin gerçek duygularını ele veriyor. Satoshi Hino'nun seslendirmesiyle birleşince, bu mimikler adeta bir şölen!

Kimler Sevecek?: Komedi ve dramı bir arada sevenler, karakter gelişimine önem verenler, rol yapma temasını işleyen yapımları sevenler, kendinden şüphe duyan karakterlere sempati duyanlar, Ainz'ın o cool tavırlarına hayran olanlar. Herkes bu karakteri sevecek!


4. Ainz'ın Stratejik Dehası: Oyunculuk Mu Gerçek Zeka Mı?

Ainz'ın stratejik dehası, tartışmaya açık bir konu! Bazıları onun gerçekten zeki olduğunu, bazıları ise sadece rol yaptığını düşünüyor. Ama bence ikisi de doğru! Satoru Suzuki, Yggdrasil'de yıllarca oyun oynamış, taktikler geliştirmiş, stratejiler uygulamış bir oyuncu. Yani, oyun dünyasında belli bir tecrübesi var. Ama gerçek hayatta, savaş yönetmek, bir ülkeyi yönetmek bambaşka bir şey! İşte bu yüzden Ainz, hem o oyun tecrübesini kullanıyor hem de sürekli rol yapıyor, zeki görünmeye çalışıyor.

Ainz'ın stratejileri genellikle basit ve etkili oluyor. Rakiplerini şaşırtmak, onların zayıf noktalarını bulmak ve onları kendi oyununa çekmek gibi taktikler kullanıyor. Ama bazen o kadar abartıyor ki, kendi planlarına kendisi bile inanmıyor! Özellikle Albedo ve Demiurge gibi zeki karakterler onun her hareketini bir anlam yüklediğinde, Ainz iyice panikliyor. "Ulan ben ne yaptım ki şimdi?" diye içinden geçiriyor. Ama dışarıya karşı yine o cool tavrını koruyor.

Daha da komiği, Ainz'ın bazen tamamen şans eseri doğru kararlar vermesi! Mesela, bir keresinde tamamen plansız bir şekilde hareket ediyor ve sonuçta inanılmaz bir başarı elde ediyor. Albedo ve Demiurge hemen olaya bir anlam yüklüyor ve Ainz'ı dahi ilan ediyor! Ainz ise içinden "Ulan ben ne yaptım ki şimdi?" diye geçiriyor. Ama tabii ki, dışarıya karşı yine o cool tavrını koruyor ve sanki her şeyi planlamış gibi davranıyor.

Delirten Detay: Ainz'ın stratejilerini açıklarken kullandığı o karmaşık terimler! Adam bazen o kadar abartıyor ki, kendi bile ne dediğini anlamıyor! Ama Albedo ve Demiurge o kadar hayranlıkla dinliyorlar ki, Ainz'ın her dediğine inanıyorlar. İşte bu sahneler, serinin en komik anları oluyor!

Kimler Sevecek?: Strateji oyunlarına bayılanlar, taktiksel savaşları sevenler, zeki karakterlere hayran olanlar, ironik durumlardan hoşlananlar, Ainz'ın o zeki numaralarına gülenler. Herkes bu karakterin stratejik dehasına hayran kalacak!


5. Ainz'ın Empati Eksikliği: İyi Kalpli Bir Kötü Adam Mı?

Ainz'ın empati eksikliği, karakterinin en tartışmalı özelliklerinden biri! Bir yandan Nazarick'i korumak için her şeyi yapmaya hazır, acımasız bir hükümdar. Diğer yandan, hala o eski, iyi kalpli Satoru Suzuki'nin izlerini taşıyor. İnsanlara karşı merhametli olmaya çalışıyor, masumları korumak istiyor ama aynı zamanda Nazarick'in çıkarlarını da gözetmek zorunda. İşte bu ikilem, Ainz'ı çok daha karmaşık ve ilgi çekici bir karakter yapıyor.

Ainz'ın empati eksikliği, onun ölümsüz bir iskelet olmasından kaynaklanıyor olabilir. Duyguları zamanla körelmiş, insanlara karşı hissettiği o sıcaklık azalmış olabilir. Ama bence asıl sebep, Nazarick'in sorumluluğunu taşıyor olması. Nazarick'i korumak için acımasız kararlar vermek zorunda kalıyor, insanların hayatlarını hiçe saymak zorunda kalıyor. İşte bu yüzden duygularını bastırıyor, empati kurmaktan kaçınıyor. Çünkü empati kurarsa, o kararları veremeyeceğini biliyor.

Daha da ilginci, Ainz'ın bazen o kadar soğukkanlı ve acımasız olması ki, kendi bile şaşırıyor! Mesela, bir keresinde bir köyü tamamen yok ediyor ve sonra içinden "Ben bunu nasıl yaptım ya?" diye geçiriyor. Ama tabii ki, dışarıya karşı yine o cool tavrını koruyor ve sanki her şeyi planlamış gibi davranıyor. İşte bu anlar, Ainz'ın karakterinin en karanlık ve en rahatsız edici anları oluyor. Hem ondan korkuyoruz hem de ona acıyoruz.

Delirten Detay: Ainz'ın empati kurmaya çalıştığı o anlar! Özellikle masum insanlarla karşılaştığında, onlara yardım etmek istediğinde yüzünde beliren o kısa süreli ifadeler, karakterin iç dünyasını ele veriyor. Satoshi Hino'nun seslendirmesiyle birleşince, bu anlar adeta bir şölen!

Kimler Sevecek?: Ahlaki ikilemleri sevenler, gri karakterlere ilgi duyanlar, iyi ve kötünün sınırlarını sorgulayan yapımları sevenler, empati temasını işleyen yapımları sevenler, Ainz'ın o acımasızlığına rağmen içinde bir yerlerde hala iyilik olduğunu düşünenler. Herkes bu karakterin karmaşıklığına hayran kalacak!


6. Ainz'ın Nazarick'e Olan Bağlılığı: Aile Mi, Kölelik Mi?

Ainz'ın Nazarick'e olan bağlılığı, hem hayranlık uyandırıcı hem de biraz ürkütücü! Bir yandan Nazarick'i ailesi gibi görüyor, onları korumak için her şeyi yapmaya hazır. Diğer yandan, Nazarick'in tüm üyeleri ona mutlak itaat ediyor, onun her dediğini sorgusuz sualsiz yerine getiriyor. İşte bu güç dengesizliği, Ainz'ın Nazarick'e olan bağlılığını biraz sorunlu hale getiriyor. Aile mi, kölelik mi, yoksa ikisinin arasında bir şey mi?

Ainz, Nazarick'i kuran ve ona bugünkü halini veren arkadaşlarına büyük saygı duyuyor. Onların hatırasını yaşatmak, Nazarick'i korumak ve daha da geliştirmek istiyor. Bu yüzden Nazarick'in tüm üyelerine karşı sorumluluk hissediyor, onların mutluluğunu ve refahını önemsiyor. Ama aynı zamanda, onların mutlak itaatine de alışmış durumda. Sorgusuz sualsiz emirlerini yerine getirmelerini bekliyor, kendi kararlarını vermelerine pek izin vermiyor.

Daha da ilginci, Ainz'ın bazen Nazarick'in üyelerini sadece birer araç olarak görmesi! Özellikle savaş zamanlarında, onların hayatlarını hiçe sayabiliyor, onları sadece birer piyon gibi kullanabiliyor. Ama sonra vicdan azabı çekiyor, "Ben bunu yapmamalıydım" diye içinden geçiriyor. Ama tabii ki, dışarıya karşı yine o cool tavrını koruyor ve sanki her şeyi planlamış gibi davranıyor. İşte bu anlar, Ainz'ın karakterinin en çelişkili anları oluyor. Hem ona hayranlık duyuyoruz hem de ondan tiksiniyoruz.

Delirten Detay: Nazarick'in üyelerinin Ainz'a olan o saplantılı bağlılığı! Albedo ve Shalltear gibi karakterler, Ainz'a o kadar aşıklar ki, onun için her şeyi yapmaya hazırlar. Hatta birbirlerini öldürmeye bile razılar! Bu saplantı, seriye ayrı bir gerilim katıyor!

Kimler Sevecek?: Güç dinamiklerini sevenler, liderlik temasını işleyen yapımları sevenler, aile kavramını sorgulayan yapımları sevenler, bağlılık temasını işleyen yapımları sevenler, Ainz'ın Nazarick'e olan o karmaşık ilişkisine merak duyanlar. Herkes bu konuya farklı bir açıdan bakacak!


7. Ainz'ın İnsanlığa Bakışı: Tehdit Mi, Kaynak Mı?

Ainz'ın insanlığa bakışı, tamamen pragmatik! İnsanları ne tehdit olarak görüyor ne de kaynak olarak. Onları sadece birer araç olarak görüyor! Nazarick'in çıkarları için kullanılabilecek birer piyon, deneyler için kullanılabilecek birer kobay, veya sadece yok edilmesi gereken birer engel. Ainz, insanlara karşı herhangi bir duygusal bağ hissetmiyor, onları sadece işine yarayıp yaramadığına göre değerlendiriyor. Bu durum, onun karakterini çok daha soğuk ve hesapçı yapıyor.

Ainz, insanlığın potansiyelini de görüyor. Onların yeteneklerini, zekalarını ve yaratıcılıklarını takdir ediyor. Ama aynı zamanda, onların açgözlülüğünü, kıskançlığını ve savaşmaya olan eğilimini de biliyor. Bu yüzden insanlığa karşı temkinli yaklaşıyor, onlara güvenmiyor ve her zaman bir adım önde olmaya çalışıyor. Ainz'a göre, insanlık kontrol altında tutulması gereken bir güç, aksi takdirde yıkıcı olabilir.

Daha da ilginci, Ainz'ın bazen insanlara karşı merhamet göstermesi! Özellikle masum çocuklara veya savunmasız kadınlara karşı daha şefkatli davranıyor, onlara yardım etmek istiyor. Ama sonra kendini durduruyor, "Ben Nazarick'in efendisiyim, duygusal davranamam" diye içinden geçiriyor. Ama tabii ki, o merhamet duygusu kısa süreliğine de olsa yüzünde beliriyor. İşte bu anlar, Ainz'ın karakterinin en insani anları oluyor.

Delirten Detay: Ainz'ın insanlarla pazarlık yaparken kullandığı o taktikler! Adam resmen bir poker oyuncusu gibi! Yüzünde hiçbir duygu belirtisi göstermiyor, rakibinin zayıf noktalarını bulmaya çalışıyor ve onları kendi lehine kullanıyor. Bu sahneler, serinin en gerilim dolu anları oluyor!

Kimler Sevecek?: Pragmatik karakterlere hayran olanlar, insan doğasını sorgulayan yapımları sevenler, siyasi entrikaları sevenler, pazarlık sahnelerinden hoşlananlar, Ainz'ın insanlığa olan o mesafeli bakış açısına merak duyanlar. Herkes bu konuyu farklı bir şekilde yorumlayacak!


8. Ainz'ın Yggdrasil Özlemi: Geçmişe Dönüş Mümkün Mü?

Ainz'ın Yggdrasil özlemi, karakterinin en hüzünlü yanı! O eski, mutlu günlerini, arkadaşlarıyla birlikte oyun oynamayı, birlikte maceradan maceraya koşmayı çok özlüyor. Ama artık o günler geride kaldı. O, bambaşka bir dünyada, bambaşka bir kimlikle yaşıyor. Yggdrasil'e dönmek mümkün mü, bilmiyor. Ama o umudu hala içinde taşıyor, o günlerin hatırasını yaşatmaya çalışıyor.

Ainz, Yggdrasil'deki arkadaşlarından kalan son hatıra olan Nazarick'i korumak için her şeyi yapıyor. Onların adını yaşatmak, onların mirasını devam ettirmek istiyor. Bu yüzden Nazarick'in tüm üyelerine karşı sorumluluk hissediyor, onların mutluluğunu ve refahını önemsiyor. Ama aynı zamanda, o eski arkadaşlarıyla tekrar bir araya gelmenin hayalini kuruyor. Belki bir gün, Yggdrasil'e geri dönebilecek, belki bir gün onlarla tekrar buluşabilecek.

Daha da ilginci, Ainz'ın bazen Yggdrasil'deki gibi davranmaya çalışması! Özellikle Nazarick'in üyeleriyle birlikteyken, onlara şakalar yapıyor, onlarla eğleniyor ve onlara yakın olmaya çalışıyor. Ama sonra kendini durduruyor, "Ben Nazarick'in efendisiyim, böyle davranamam" diye içinden geçiriyor. Ama tabii ki, o eski alışkanlıklarından tamamen kurtulamıyor. İşte bu anlar, Ainz'ın karakterinin en samimi anları oluyor.

Delirten Detay: Ainz'ın Yggdrasil'den bahsederken yüzünde beliren o hüzünlü ifade! Adam resmen geçmişe dönmek istiyor! Satoshi Hino'nun seslendirmesiyle birleşince, bu anlar adeta bir şölen!

Kimler Sevecek?: Nostaljik karakterlere hayran olanlar, geçmişi özleyenler, arkadaşlık temasını işleyen yapımları sevenler, özlem temasını işleyen yapımları sevenler, Ainz'ın Yggdrasil özlemini anlayanlar. Herkes bu duyguyu derinden hissedecek!


9. Ainz'ın Güç Arayışı: Amaç Nazarick'i Korumak Mı, Dünya Hakimiyeti Mi?

Ainz'ın güç arayışı, etik açıdan sorgulanabilir bir durum! Bir yandan Nazarick'i korumak için güçlü olmak zorunda, diğer yandan o güç onu yoldan çıkarabilir, onu acımasız bir diktatöre dönüştürebilir. Ainz'ın asıl amacı ne? Nazarick'i korumak mı, yoksa tüm dünyaya hükmetmek mi? Bu soru, serinin en önemli sorularından biri!

Ainz, Nazarick'i korumak için güçlü olmak zorunda olduğunu düşünüyor. Çünkü etraflarında birçok düşman var, onları tehdit eden birçok güç var. Bu yüzden sürekli yeni yetenekler öğreniyor, yeni stratejiler geliştiriyor ve Nazarick'in gücünü artırmaya çalışıyor. Ama aynı zamanda, o güç onu yoldan çıkarabilir, onu acımasız bir diktatöre dönüştürebilir. Çünkü güç insanı bozar, onu kibirli yapar ve onu başkalarının hayatlarını hiçe saymaya teşvik eder.

Daha da ilginci, Ainz'ın bazen o kadar güçlenmesi ki, kendisi bile şaşırıyor! Mesela, bir keresinde o kadar güçlü bir büyü kullanıyor ki, bir şehri tamamen yok ediyor! Sonra vicdan azabı çekiyor, "Ben bunu yapmamalıydım" diye içinden geçiriyor. Ama tabii ki, dışarıya karşı yine o cool tavrını koruyor ve sanki her şeyi planlamış gibi davranıyor. İşte bu anlar, Ainz'ın karakterinin en tehlikeli anları oluyor. Çünkü güç onu ele geçiriyor, onu kontrol ediyor ve onu bambaşka birine dönüştürüyor.

Delirten Detay: Ainz'ın güçlendikçe değişen o mimikleri! Adam resmen daha otoriter, daha soğuk ve daha acımasız oluyor! Satoshi Hino'nun seslendirmesiyle birleşince, bu değişim adeta bir şölen!

Kimler Sevecek?: Güç temasını işleyen yapımları sevenler, liderlik temasını işleyen yapımları sevenler, etik ikilemleri sevenler, kötü karakterlerin yükselişini izlemeyi sevenler, Ainz'ın güç arayışının onu nereye götüreceğini merak edenler. Herkes bu konuyu farklı bir şekilde yorumlayacak!


10. Ainz'ın Mirası: Unutulacak Mı, Efsaneleşecek Mi?

Ainz'ın mirası, zamanla ne olacak, merak konusu! O, Nazarick'i koruyacak mı, daha da büyütecek mi, yoksa her şey çökecek mi? Onun adı unutulacak mı, yoksa efsaneleşecek mi? Bu soruların cevabını zaman gösterecek! Ama kesin olan bir şey var ki, Ainz Ooal Gown, anime tarihine adını altın harflerle yazdırdı!

Ainz, Nazarick'i kuran ve ona bugünkü halini veren arkadaşlarına büyük saygı duyuyor. Onların hatırasını yaşatmak, Nazarick'i korumak ve daha da geliştirmek istiyor. Bu yüzden elinden geleni yapıyor, tüm gücünü kullanıyor ve Nazarick'in geleceği için çalışıyor. Ama aynı zamanda, kendi adının da unutulmamasını istiyor. O, bir efsane olarak hatırlanmak, gelecek nesillere ilham vermek istiyor.

Daha da ilginci, Ainz'ın bazen kendi heykelini yaptırmak istemesi! Albedo ve Demiurge'e sürekli imalar yapıyor, "Acaba bana bir heykel yapsak nasıl olur?" diye soruyor. Ama onlar hemen olaya bir anlam yüklüyor ve Ainz'ın aslında çok daha büyük bir planı olduğunu düşünüyor. Ainz ise içinden "Ulan ben sadece heykel istiyorum!" diye geçiriyor. Ama tabii ki, dışarıya karşı yine o cool tavrını koruyor ve sanki her şeyi planlamış gibi davranıyor. İşte bu anlar, Ainz'ın karakterinin en komik ve en trajik anları oluyor.

Delirten Detay: Ainz'ın gelecekteki nesillerin onun hakkında ne düşüneceğini merak etmesi! Adam resmen kendi mezar taşına ne yazılacağını düşünüyor! Satoshi Hino'nun seslendirmesiyle birleşince, bu anlar adeta bir şölen!

Kimler Sevecek?: Efsanelere hayran olanlar, kahramanlık hikayelerini sevenler, tarihin akışını değiştiren karakterlere ilgi duyanlar, miras temasını işleyen yapımları sevenler, Ainz'ın adının sonsuza kadar yaşamasını isteyenler. Herkes bu karakteri unutmayacak!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.