Non Non Biyori: Benzer Atmosfere Sahip Anime Listesi: Köy Havası Sevenlere Özel!

Non Non Biyori'nin o tatlı mı tatlı, mis gibi kır havasını özleyenler buraya! İşte size benzer atmosfere sahip, içinizi ısıtacak anime önerileri! Sakın kaçırmayın!

Şubat 21, 2026 - 13:14
Şubat 21, 2026 - 13:14
 0  2
Non Non Biyori: Benzer Atmosfere Sahip Anime Listesi: Köy Havası Sevenlere Özel!

1. Barakamon: Şehirli Kalbe Köy Değmiş Hali!

Abi Barakamon'u izlemediysen çok şey kaçırıyorsun, net! Şimdi diyeceksin ki "Ya bu ne anlatıyor?" Hemen anlatayım. Handa Seishu diye genç ve yetenekli bir kaligraf var. Ama birazcık da burnu havada, egoist falan. Bir gün bir sergide yaptığı işle ilgili kötü bir eleştiri alınca adamı yumrukluyor! (Evet, bildiğin yumrukluyor!) Sonra da babası tarafından cezalandırılıyor ve ücra bir adaya gönderiliyor. İşte olaylar burada kopuyor! Şehir hayatına alışkın, modern dünyanın içinde büyümüş bu adam, birden kendini bambaşka bir dünyanın içinde buluyor. Köydeki çocuklar, yaşlılar, gelenekler... Her şey ona yabancı. Ama zamanla bu yeni ortama adapte oluyor, yeni arkadaşlar ediniyor ve en önemlisi, kendini yeniden keşfediyor. Barakamon, Non Non Biyori gibi sakin ve huzurlu bir atmosfere sahip. Ama aynı zamanda Handa'nın kişisel gelişimini de çok güzel işliyor. Yani hem gülecek hem de duygulanacaksın. İkisinin karışımı bomba gibi olmuş.

Bu animede en sevdiğim şey, karakterlerin doğallığı. Köydeki çocuklar o kadar tatlı ve yaramaz ki, onlarla birlikte gülüp eğleniyorsun. Yaşlılar ise hayat tecrübeleriyle Handa'ya yol gösteriyor. Handa'nın değişimini izlemek de ayrı bir keyif. Başta kendini beğenmiş bir tipken, zamanla daha mütevazı ve anlayışlı biri oluyor. Bu süreçte yaşadığı komik olaylar da cabası. Görsel olarak da harika bir anime. Köyün manzaraları, doğası o kadar güzel çizilmiş ki, sanki sen de oradaymışsın gibi hissediyorsun. Müzikleri de atmosfere çok uygun, insanı rahatlatıyor.

Delirten Detay: Naru karakteri! O enerjisi, o merakı, o saf kalbi... İzlerken içim ısınıyor resmen. Handa ve Naru arasındaki ilişki de çok güzel işlenmiş. Handa, Naru'ya abilik yaparken, Naru da Handa'ya hayatı öğretiyor.

Kimler Sevecek?: Sakin, huzurlu, iyileştirici animeleri sevenler, karakter gelişimine önem verenler, köy hayatına meraklı olanlar, komedi ve dramı bir arada sevenler.


2. Yuru Camp: Kamp Ateşi Başında Huzur Bulmak!

Yuru Camp, Non Non Biyori'nin o sıcak ve samimi atmosferini kamp ateşiyle birleştirmişler resmen! Konusu çok basit aslında: Bir grup liseli kızımız var ve bunlar kamp yapmayı çok seviyorlar. Ama olay sadece kamp yapmak değil. Bu kızlar kamp yaparken doğayla iç içe oluyorlar, yeni yerler keşfediyorlar, birbirleriyle bağlarını güçlendiriyorlar ve en önemlisi, hayatın tadını çıkarıyorlar. Anime boyunca Japonya'nın farklı kamp alanlarını görüyoruz. Her bir yerin kendine özgü güzelliği var. Dağlar, göller, ormanlar... Hepsi birbirinden büyüleyici. Kızlar kamp yaparken yemek pişiriyorlar, sohbet ediyorlar, yıldızları izliyorlar. Bu basit aktiviteler bile o kadar güzel anlatılmış ki, izlerken sen de onlarla birlikte kamp yapıyormuşsun gibi hissediyorsun. Yuru Camp, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı önerisi gibi. Bize doğayla iç içe olmanın, basit şeylerden mutlu olmanın ve sevdiklerimizle vakit geçirmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

Bu animede en sevdiğim şey, karakterlerin samimiyeti. Kızlar birbirleriyle çok iyi anlaşıyorlar ve aralarındaki bağ çok güçlü. Her birinin kendine özgü bir kişiliği var ve bu da animenin daha renkli olmasını sağlıyor. Ayrıca animenin çizimleri de çok güzel. Manzaralar, karakterlerin yüz ifadeleri, her şey çok detaylı ve özenli. Müzikleri de atmosfere çok uygun, insanı rahatlatıyor ve huzur veriyor. Yuru Camp'ı izledikten sonra hemen gidip kamp yapmak isteyeceksin, o kadar söyleyeyim!

Delirten Detay: Kamp yemekleri! Kızlar o kadar lezzetli yemekler yapıyorlar ki, karnın acıkıyor resmen. Ramen'den tut da mangalda pişen etlere kadar her şey ağız sulandırıcı!

Kimler Sevecek?: Sakin, huzurlu, iyileştirici animeleri sevenler, doğayla iç içe olmayı sevenler, kamp yapmaya meraklı olanlar, arkadaşlık ilişkilerine önem verenler.


3. Flying Witch: Cadılık Böyle Tatlı Olur!

Flying Witch, Non Non Biyori'nin o büyülü atmosferini cadılıkla birleştirmişler! Konusu şöyle: Makoto Kowata diye genç bir cadımız var ve ailesiyle birlikte kuzenlerinin yanına taşınıyor. Kuzenleri kırsal bir bölgede yaşıyorlar ve Makoto da burada cadılık eğitimine devam ediyor. Ama Flying Witch'teki cadılık öyle Harry Potter gibi değil. Daha çok doğayla iç içe, sakin ve huzurlu bir cadılık. Makoto, büyü yaparken doğanın güçlerini kullanıyor, bitkilerle konuşuyor, hayvanlarla arkadaşlık ediyor. Köydeki insanlar da cadılığa alışkınlar ve Makoto'yu sevgiyle karşılıyorlar. Anime boyunca Makoto'nun cadılık yeteneklerini geliştirmesini, yeni arkadaşlar edinmesini ve köy hayatına adapte olmasını izliyoruz. Flying Witch, sadece bir cadılık animesi değil, aynı zamanda bir büyüme hikayesi. Makoto, yeni ortama adapte olurken hem kendini hem de dünyayı yeniden keşfediyor.

Bu animede en sevdiğim şey, atmosferin büyülü olması. Köyün manzaraları, Makoto'nun yaptığı büyüler, her şey çok güzel ve etkileyici. Karakterler de çok sevimli ve samimi. Makoto'nun kuzenleri, Chito ve Chinatsu, ona her zaman destek oluyorlar ve birlikte çok eğleniyorlar. Ayrıca animenin çizimleri de çok güzel. Manzaralar, karakterlerin yüz ifadeleri, her şey çok detaylı ve özenli. Müzikleri de atmosfere çok uygun, insanı rahatlatıyor ve huzur veriyor. Flying Witch'i izledikten sonra hemen gidip cadılık öğrenmek isteyeceksin, o kadar söyleyeyim!

Delirten Detay: Makoto'nun kedisi Chito! O kadar sevimli ve akıllı ki, izlerken içim ısınıyor resmen. Chito, Makoto'ya her zaman eşlik ediyor ve ona destek oluyor.

Kimler Sevecek?: Sakin, huzurlu, iyileştirici animeleri sevenler, cadılık temasına ilgi duyanlar, doğayla iç içe olmayı sevenler, fantastik öğeleri sevenler.


4. Tanaka-kun wa Itsumo Kedaruge: Tembellik Sanatı!

Tanaka-kun wa Itsumo Kedaruge, Non Non Biyori'nin o sakin ve dingin atmosferini tembellikle birleştirmişler! Konusu şöyle: Tanaka-kun diye bir lise öğrencimiz var ve bu çocuk hayatında hiçbir şey yapmaktan hoşlanmıyor. Sürekli uyumak, dinlenmek ve tembellik etmek istiyor. Ama Tanaka-kun'un tembelliği öyle boş beleş bir tembellik değil. O, tembelliği bir sanat olarak görüyor ve bu konuda çok yetenekli! Sınıfta uyumak için en iyi pozisyonları buluyor, yürürken enerji tasarrufu yapmak için özel teknikler geliştiriyor ve her türlü aktiviteden kaçınmak için türlü türlü bahaneler uyduruyor. Tanaka-kun'un en yakın arkadaşı Ohta-kun ise tam tersi. O çok enerjik, hareketli ve Tanaka-kun'a her konuda yardımcı oluyor. Anime boyunca Tanaka-kun'un tembellik maceralarını ve Ohta-kun ile olan arkadaşlığını izliyoruz. Tanaka-kun wa Itsumo Kedaruge, sadece bir komedi animesi değil, aynı zamanda bir arkadaşlık hikayesi. Tanaka-kun ve Ohta-kun arasındaki ilişki çok güzel işlenmiş ve bize gerçek arkadaşlığın ne demek olduğunu hatırlatıyor.

Bu animede en sevdiğim şey, karakterlerin komikliği. Tanaka-kun'un tembellik halleri o kadar abartılı ki, izlerken gülmekten kırılıyorsun. Ohta-kun'un Tanaka-kun'a olan sabrı ve sevgisi de çok etkileyici. Ayrıca animenin çizimleri de çok güzel. Karakterlerin yüz ifadeleri, hareketleri, her şey çok detaylı ve özenli. Müzikleri de atmosfere çok uygun, insanı rahatlatıyor ve huzur veriyor. Tanaka-kun wa Itsumo Kedaruge'yi izledikten sonra hemen gidip tembellik yapmak isteyeceksin, o kadar söyleyeyim!

Delirten Detay: Tanaka-kun'un uyku pozisyonları! Adam uyumak için o kadar yaratıcı pozisyonlar buluyor ki, hayran kalıyorsun resmen.

Kimler Sevecek?: Sakin, huzurlu, iyileştirici animeleri sevenler, komedi animelerini sevenler, arkadaşlık ilişkilerine önem verenler, tembelliği sevenler (şaka şaka!).


5. Hakumei and Mikochi: Minik Dünyaların Büyük Hikayesi!

Hakumei and Mikochi, Non Non Biyori'nin o sevimli ve sıcak atmosferini minik karakterlerle birleştirmişler! Konusu şöyle: Hakumei ve Mikochi, 9 santim boyunda iki küçük kız. Bu iki kız, ağaç kovuklarında, mantar evlerde yaşıyorlar ve doğayla iç içe bir hayat sürüyorlar. Hakumei daha pratik, becerikli ve maceraperest bir tipken, Mikochi daha sakin, nazik ve sanata düşkün. Birlikte ormanda dolaşıyorlar, iş buluyorlar, yeni arkadaşlar ediniyorlar ve her gün yeni maceralara atılıyorlar. Anime boyunca Hakumei ve Mikochi'nin günlük hayatlarını, karşılaştıkları sorunları ve bu sorunları nasıl çözdüklerini izliyoruz. Hakumei and Mikochi, sadece bir macera animesi değil, aynı zamanda bir dostluk hikayesi. Hakumei ve Mikochi arasındaki ilişki çok güzel işlenmiş ve bize dostluğun ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

Bu animede en sevdiğim şey, dünyanın minyatürleştirilmiş olması. Karakterlerin boyutu o kadar küçük ki, her şey devasa görünüyor. Bir yaprak bile onlar için bir şemsiye olabilirken, bir böcek bile onlar için bir canavar olabilir. Bu da animenin görsel olarak çok etkileyici olmasını sağlıyor. Ayrıca karakterler de çok sevimli ve samimi. Hakumei ve Mikochi'nin birbirlerine olan destekleri ve sevgileri çok etkileyici. Animenin çizimleri de çok güzel. Manzaralar, karakterlerin yüz ifadeleri, her şey çok detaylı ve özenli. Müzikleri de atmosfere çok uygun, insanı rahatlatıyor ve huzur veriyor. Hakumei and Mikochi'yi izledikten sonra hemen gidip ormanda minik bir ev yapmak isteyeceksin, o kadar söyleyeyim!

Delirten Detay: Minik eşyalar! Hakumei ve Mikochi'nin kullandığı eşyalar o kadar sevimli ve detaylı ki, hayran kalıyorsun resmen. Minik mutfak eşyaları, minik mobilyalar, minik giysiler... Hepsi birbirinden güzel!

Kimler Sevecek?: Sakin, huzurlu, iyileştirici animeleri sevenler, macera animelerini sevenler, fantastik öğeleri sevenler, minyatür dünyalara ilgi duyanlar.


6. Aria the Animation: Gondollarla Venedik'te Huzur!

Aria the Animation, Non Non Biyori'nin o sıcak ve samimi atmosferini Venedik'in büyüsüyle birleştirmişler! Ama bu Venedik bildiğin Venedik değil. Bu Venedik, Mars'ta kurulmuş bir Venedik! (Evet, yanlış duymadın!) Aqua adıyla bilinen bu gezegende, insanlar Venedik'i yeniden yaratmışlar ve gondollarla kanallarda geziniyorlar. Konusu şöyle: Akari Mizunashi diye genç bir kızımız var ve bu kız, Aqua'da bir gondolcu olmak için Manhome'dan (yani Dünya'dan) geliyor. Akari, Aria Company adında küçük bir gondol şirketinde çalışmaya başlıyor ve burada yeni arkadaşlar ediniyor. Anime boyunca Akari'nin gondolculuk eğitimini, yeni yerler keşfetmesini ve Aqua'ya adapte olmasını izliyoruz. Aria the Animation, sadece bir bilim kurgu animesi değil, aynı zamanda bir büyüme hikayesi. Akari, yeni ortama adapte olurken hem kendini hem de dünyayı yeniden keşfediyor.

Bu animede en sevdiğim şey, atmosferin büyülü olması. Aqua'nın manzaraları, gondollar, kanallar, her şey çok güzel ve etkileyici. Karakterler de çok sevimli ve samimi. Akari'nin arkadaşları, Aika ve Alice, ona her zaman destek oluyorlar ve birlikte çok eğleniyorlar. Ayrıca animenin çizimleri de çok güzel. Manzaralar, karakterlerin yüz ifadeleri, her şey çok detaylı ve özenli. Müzikleri de atmosfere çok uygun, insanı rahatlatıyor ve huzur veriyor. Aria the Animation'ı izledikten sonra hemen gidip Aqua'ya seyahat etmek isteyeceksin, o kadar söyleyeyim!

Delirten Detay: Başkan Aria! O kadar sevimli ve komik bir kedi ki, izlerken içim ısınıyor resmen. Başkan Aria, Aria Company'nin maskotu ve her zaman Akari'ye destek oluyor.

Kimler Sevecek?: Sakin, huzurlu, iyileştirici animeleri sevenler, bilim kurgu temasına ilgi duyanlar, Venedik'i sevenler, büyüme hikayelerini sevenler.


7. Yokohama Kaidashi Kikou: Hüzünlü Bir Veda!

Yokohama Kaidashi Kikou, Non Non Biyori'nin o melankolik ve nostaljik atmosferini kıyamet sonrası bir dünyayla birleştirmişler! Konusu şöyle: Gelecekte, dünya büyük bir felaket geçirmiş ve deniz seviyesi yükselmiş. İnsan nüfusu azalmış ve teknoloji gerilemiş. Bu dünyada, Alpha Hatsuseno adında bir robot kızımız var. Alpha, Yokohama yakınlarındaki bir kafeyi işletiyor ve sahibi ortalarda yok. Alpha, kafeyi işletirken bir yandan da dünyayı keşfediyor, insanlarla tanışıyor ve geçmişin izlerini sürüyor. Anime boyunca Alpha'nın günlük hayatını, karşılaştığı insanları ve dünyanın değişimini izliyoruz. Yokohama Kaidashi Kikou, sadece bir bilim kurgu animesi değil, aynı zamanda bir meditasyon gibi. Anime, bize hayatın geçiciliğini, doğanın güzelliğini ve insanlığın değerini hatırlatıyor.

Bu animede en sevdiğim şey, atmosferin hüzünlü olması. Dünyanın hali, Alpha'nın yalnızlığı, her şey çok dokunaklı. Ama aynı zamanda anime, umut dolu da. Alpha, dünyanın güzelliklerini görmeye devam ediyor ve insanlarla bağ kurmaya çalışıyor. Karakterler de çok sevimli ve samimi. Alpha'nın karşılaştığı insanlar, ona her zaman destek oluyorlar ve birlikte güzel anılar biriktiriyorlar. Animenin çizimleri de çok güzel. Manzaralar, karakterlerin yüz ifadeleri, her şey çok detaylı ve özenli. Müzikleri de atmosfere çok uygun, insanı rahatlatıyor ve hüzünlendiriyor. Yokohama Kaidashi Kikou'yu izledikten sonra hemen gidip sevdiklerine sarılmak isteyeceksin, o kadar söyleyeyim!

Delirten Detay: Alpha'nın fotoğraf makinesi! Alpha, dünyayı keşfederken sürekli fotoğraf çekiyor ve bu fotoğraflar, onun anılarını saklamasına yardımcı oluyor.

Kimler Sevecek?: Sakin, huzurlu, iyileştirici animeleri sevenler, bilim kurgu temasına ilgi duyanlar, kıyamet sonrası dünyaları sevenler, melankolik hikayeleri sevenler.


8. Mushishi: Doğaüstü Olayların İzinde!

Mushishi, Non Non Biyori'nin o gizemli ve doğaüstü atmosferini Japon mitolojisiyle birleştirmişler! Konusu şöyle: Mushishi, "mushi" adı verilen doğaüstü varlıkları inceleyen ve onlarla ilgilenen insanlara denir. Ginko adında bir Mushishi'miz var ve bu adam, köy köy dolaşarak mushi'lerin neden olduğu sorunları çözmeye çalışıyor. Mushi'ler, bazen insanlara zarar veriyor, bazen de onlara yardım ediyor. Ginko, mushi'lerin doğasını anlamaya çalışırken bir yandan da insanların hayatlarına dokunuyor. Anime boyunca Ginko'nun maceralarını, karşılaştığı insanları ve mushi'lerin gizemlerini izliyoruz. Mushishi, sadece bir doğaüstü anime değil, aynı zamanda bir felsefe gibi. Anime, bize doğayla uyum içinde yaşamanın, farklılıklara saygı duymanın ve hayatın anlamını aramanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

Bu animede en sevdiğim şey, atmosferin gizemli olması. Mushi'ler, doğaüstü olaylar, her şey çok merak uyandırıcı. Karakterler de çok ilginç ve karmaşık. Ginko'nun sakinliği, bilgeliği ve insanlara olan şefkati çok etkileyici. Animenin çizimleri de çok güzel. Manzaralar, mushi'lerin görünümleri, her şey çok detaylı ve özenli. Müzikleri de atmosfere çok uygun, insanı rahatlatıyor ve düşündürüyor. Mushishi'yi izledikten sonra hemen gidip doğayla iç içe olmak isteyeceksin, o kadar söyleyeyim!

Delirten Detay: Mushi'lerin çeşitliliği! Her bölümde farklı bir mushi görüyoruz ve her birinin kendine özgü özellikleri var.

Kimler Sevecek?: Sakin, huzurlu, iyileştirici animeleri sevenler, doğaüstü temasına ilgi duyanlar, Japon mitolojisini sevenler, felsefi hikayeleri sevenler.


9. Tamayura: Fotoğraflarla Anıları Yakalamak!

Tamayura, Non Non Biyori'nin o sıcak ve samimi atmosferini fotoğrafçılıkla birleştirmişler! Konusu şöyle: Fu Sawatari adında bir liseli kızımız var ve bu kız, fotoğraf çekmeyi çok seviyor. Fu, babasını küçük yaşta kaybetmiş ve babasının ona bıraktığı fotoğraf makinesiyle anılarını yakalamaya çalışıyor. Fu, yeni bir liseye başlıyor ve burada yeni arkadaşlar ediniyor. Birlikte fotoğraf çekiyorlar, yeni yerler keşfediyorlar ve hayatın tadını çıkarıyorlar. Anime boyunca Fu'nun fotoğrafçılık yeteneklerini geliştirmesini, yeni arkadaşlar edinmesini ve babasının anılarını yaşatmasını izliyoruz. Tamayura, sadece bir okul animesi değil, aynı zamanda bir büyüme hikayesi. Fu, yeni ortama adapte olurken hem kendini hem de dünyayı yeniden keşfediyor.

Bu animede en sevdiğim şey, atmosferin sıcak olması. Karakterler, arkadaşlık ilişkileri, her şey çok samimi. Fu'nun fotoğraf çekme tutkusu da çok etkileyici. Animenin çizimleri de çok güzel. Manzaralar, karakterlerin yüz ifadeleri, her şey çok detaylı ve özenli. Müzikleri de atmosfere çok uygun, insanı rahatlatıyor ve huzur veriyor. Tamayura'yı izledikten sonra hemen gidip fotoğraf makineni kapıp dışarı çıkmak isteyeceksin, o kadar söyleyeyim!

Delirten Detay: Fu'nun çektiği fotoğraflar! Fu, o kadar güzel fotoğraflar çekiyor ki, hayran kalıyorsun resmen. Fotoğraflar, onun duygularını ve anılarını yansıtıyor.

Kimler Sevecek?: Sakin, huzurlu, iyileştirici animeleri sevenler, okul animelerini sevenler, fotoğrafçılık temasına ilgi duyanlar, büyüme hikayelerini sevenler.


10. Usagi Drop: Bekar Bir Adamın Babalık Serüveni!

Usagi Drop, Non Non Biyori'nin o sıcak ve samimi atmosferini aile temasıyla birleştirmişler! Konusu şöyle: Daikichi Kawachi adında bekar bir adamımız var. Daikichi, dedesinin cenazesine katılıyor ve burada dedesinin gayrı meşru çocuğu olan Rin Kaga adında 6 yaşındaki bir kızla tanışıyor. Rin'in annesi ortadan kaybolmuş ve kimse Rin'e bakmak istemiyor. Daikichi, Rin'e acıyor ve onu evlat edinmeye karar veriyor. Daikichi, bekar bir adam olmasına rağmen Rin'e bakmak için elinden geleni yapıyor. Anime boyunca Daikichi'nin babalık serüvenini, Rin'in büyümesini ve ikili arasındaki bağı izliyoruz. Usagi Drop, sadece bir aile animesi değil, aynı zamanda bir büyüme hikayesi. Daikichi ve Rin, birbirlerinden çok şey öğreniyorlar ve birlikte büyüyorlar.

Bu animede en sevdiğim şey, karakterlerin samimiyeti. Daikichi'nin Rin'e olan sevgisi, Rin'in Daikichi'ye olan bağlılığı, her şey çok dokunaklı. Animenin çizimleri de çok güzel. Karakterlerin yüz ifadeleri, hareketleri, her şey çok detaylı ve özenli. Müzikleri de atmosfere çok uygun, insanı rahatlatıyor ve duygulandırıyor. Usagi Drop'ı izledikten sonra hemen gidip ailenle vakit geçirmek isteyeceksin, o kadar söyleyeyim!

Delirten Detay: Rin'in tatlılığı! Rin, o kadar sevimli ve akıllı bir kız ki, izlerken içim ısınıyor resmen. Rin, Daikichi'ye her zaman destek oluyor ve ona hayatı öğretiyor.

Kimler Sevecek?: Sakin, huzurlu, iyileştirici animeleri sevenler, aile animelerini sevenler, büyüme hikayelerini sevenler, duygusal hikayeleri sevenler.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.