Nausicaä Vadisi'nin Rüzgarı'nı sevenler için anime tavsiyeleri: Ghibli dışında da uçan kızlar var!

Nausicaä'ya bayıldın mı? O zaman bu anime listesiyle uçuşa geçmeye hazır ol! Doğa, savaş, gizem ve karizmatik karakterler seni bekliyor. Sakın kaçırma!

Şubat 21, 2026 - 13:19
Şubat 21, 2026 - 13:19
 0  1
Nausicaä Vadisi'nin Rüzgarı'nı sevenler için anime tavsiyeleri: Ghibli dışında da uçan kızlar var!

1: Princess Mononoke - Ormanın Ruhları Çağırıyor!

Abi Princess Mononoke'yi izlemediysen hayatında çok şey kaçırmışsın demektir! Tamam, Nausicaä gibi Miyazaki'nin elinden çıkma bir şaheser, ama bu sefer olaylar daha da epik boyutlara taşınıyor. Nausicaä'da doğayla insanın dengesi sorgulanırken, Mononoke'de bu denge çoktan bozulmuş durumda ve savaş resmen kaçınılmaz! Ashitaka'nın lanetli koluyla ormanın derinliklerine yaptığı yolculuk, seni bambaşka bir dünyaya götürecek. Kurt tanrıça Moro, San'ın insanlıkla orman arasındaki çatışması... Her karakter o kadar derin ve karmaşık ki, kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermek imkansız!

Savaş sahneleri mi dedin? Oha diyorum! Oklar havada uçuşuyor, kılıçlar şakır şakır çarpışıyor, orman ruhları ortalığı kasıp kavuruyor. Özellikle Tatarigami'nin ilk ortaya çıktığı sahne var ya, tüylerim diken diken olmuştu! Müzikler desen keza efsane. Joe Hisaishi'nin o büyülü melodileri, filmin atmosferini o kadar güzel tamamlıyor ki, sanki sen de o ormanın içindeymişsin gibi hissediyorsun. Nausicaä'daki çevre teması burada da kendini gösteriyor, ama daha acımasız ve gerçekçi bir şekilde. İnsanın doğayı nasıl sömürdüğünü, bunun nelere yol açabileceğini yüzümüze tokat gibi vuruyor.

San'ın Nausicaä'ya benzer yönleri de var, ikisi de doğayı korumak için canını dişine takıyor. Ama San daha vahşi, daha öfkeli. İnsanlardan nefret ediyor ve onlara asla güvenmiyor. Nausicaä ise daha umutlu, daha barışçıl bir çözüm arayışında. İki karakter arasındaki bu zıtlık, filmi daha da ilgi çekici hale getiriyor. Sonuç olarak Princess Mononoke, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir sanat eseri. İzlemezsen çok şey kaybedersin, net!

Delirten Detay: Ashitaka'nın lanetli kolu! O kolun gücü ve acısı, onun kaderini nasıl değiştirdiğini görmek inanılmaz etkileyici.

Kimler Sevecek?: Epik hikayeler, derin karakterler, doğa temalı filmler ve Miyazaki'nin büyülü dünyasına hayran olan herkes!


2: Ergo Proxy - Gerçekliğin Peşinde Koşan Bir Dedektif

Tamam, Nausicaä'dan biraz daha karanlık ve felsefi bir havaya sahip ama Ergo Proxy'deki atmosfer de insanı içine çekiyor. Post-apokaliptik bir dünyada, insanlar "Romdo" adlı kubbeli şehirlerde yaşıyor. Dışarıda ise acımasız bir çorak toprak var. İşte bu şehirlerde "Proxy" adı verilen gizemli yaratıklar ortaya çıkmaya başlıyor ve Re-l Mayer adlı bir dedektif, bu olayı araştırmakla görevlendiriliyor. Ama olaylar sandığından çok daha karmaşık çıkıyor! Ergo Proxy, sadece bir bilim kurgu değil, aynı zamanda varoluşsal bir sorgulama. İnsan nedir? Gerçeklik nedir? Kim olduğumuzu nasıl anlarız? Bu soruların cevabını ararken, sen de Re-l ile birlikte derin bir yolculuğa çıkacaksın.

Görsel olarak da Ergo Proxy, inanılmaz derecede etkileyici. Kubbeli şehirlerin o kasvetli ve teknolojik atmosferi, çorak toprakların o ıssız ve umutsuz manzarası... Her detay o kadar özenle tasarlanmış ki, sanki geleceğin dünyasına ışınlanmışsın gibi hissediyorsun. Müzikler de atmosferi tamamlayan önemli bir unsur. Özellikle opening parçası "Kiri", beni her seferinde gaza getiriyor! İçindeki o karanlık ve melankolik hava, serinin genel tonunu mükemmel bir şekilde yansıtıyor.

Re-l Mayer karakteri de tam bir badass! Soğuk, mesafeli ve zeki. Ama aynı zamanda içten içe kırılgan ve yalnız. Proxy'lerin sırrını çözmeye çalışırken, kendi kimliğiyle de yüzleşmek zorunda kalıyor. Nausicaä gibi o da güçlü bir kadın karakter, ama onun aksine daha karmaşık ve çelişkili bir kişiliğe sahip. Eğer Nausicaä'nın o umut dolu dünyasından biraz daha karanlık ve düşündürücü bir şeyler arıyorsan, Ergo Proxy'yi sakın kaçırma!

Delirten Detay: Proxy'lerin gerçek kimlikleri ve amaçları! Bu sır perdesini aralamak, serinin en heyecan verici noktalarından biri.

Kimler Sevecek?: Distopik dünyalar, felsefi konular, gizemli olaylar ve zeki kadın karakterlere hayran olan herkes!


3: Kino's Journey - Motosikletle Dünyayı Keşfetmek

Nausicaä'daki o keşif ruhunu, farklı dünyaları görme arzusunu seviyorsan, Kino's Journey tam sana göre! Kino, Hermes adındaki konuşan motosikletiyle dünyayı dolaşan genç bir gezgin. Her bölümde farklı bir ülkeye gidiyor ve o ülkenin insanlarıyla, kültürleriyle tanışıyor. Ama bu ülkeler bildiğimiz gibi değil! Bazıları totaliter rejimlerle yönetiliyor, bazıları teknolojinin esiri olmuş, bazıları ise tamamen farklı felsefelere sahip. Kino, her ülkenin iyi ve kötü yanlarını gözlemliyor, insanlarla konuşuyor ve kendi fikirlerini oluşturuyor. Ama asla yargılamıyor, sadece öğrenmeye çalışıyor.

Kino's Journey, sadece bir macera hikayesi değil, aynı zamanda insan doğası üzerine derin bir düşünce deneyi. Her ülkenin farklı bir alegori olduğu, her karakterin farklı bir insan tipini temsil ettiği söylenebilir. Örneğin, bir bölümde insanların sürekli kavga ettiği bir ülke var. Bir diğer bölümde ise herkesin birbirine benzediği, farklılığın olmadığı bir ülke. Kino, bu ülkelerde yaşadığı deneyimlerle, insanın ne kadar karmaşık ve çelişkili bir varlık olduğunu daha iyi anlıyor.

Görsel olarak Kino's Journey, Nausicaä kadar gösterişli değil belki ama o kendine özgü, sade ve etkileyici bir çizim tarzına sahip. Her ülkenin atmosferi, o ülkenin temasına uygun olarak tasarlanmış. Müzikler de keza atmosfere katkıda bulunuyor. Özellikle opening parçası "all the way", beni her seferinde yollara düşmeye teşvik ediyor! Eğer Nausicaä'daki o keşif ruhunu, farklı kültürleri tanıma arzusunu seviyorsan, Kino's Journey'i sakın kaçırma!

Delirten Detay: Hermes'in Kino ile yaptığı o felsefi sohbetler! İkisi arasındaki diyaloglar, serinin en düşündürücü anlarından bazılarını oluşturuyor.

Kimler Sevecek?: Seyahat hikayeleri, farklı kültürler, felsefi konular ve sade anlatımlara hayran olan herkes!


4: Last Exile - Gökyüzünde Savaş ve Entrika

Uçan gemiler, steampunk tarzı, savaş ve entrika... Last Exile'da aradığın her şey var! Nausicaä'daki o gökyüzü özgürlüğünü, farklı dünyaları keşfetme arzusunu seviyorsan, Last Exile'a bayılacaksın! Hikaye, "Prester" adlı bir dünyada geçiyor. Bu dünyada insanlar, "Vanship" adı verilen küçük uçan gemilerle seyahat ediyor ve savaşlar yapıyor. Claus Valca ve Lavie Head, Vanship pilotu olan iki genç arkadaş. Bir gün, gizemli bir kız olan Alvis Hamilton'ı korumakla görevlendiriliyorlar. Alvis, savaşın seyrini değiştirebilecek bir anahtara sahip ve bu yüzden hem "Anatol" hem de "Disith" adlı iki büyük güç tarafından kovalanıyor.

Last Exile, sadece bir savaş hikayesi değil, aynı zamanda dostluk, fedakarlık ve özgürlük üzerine bir destan. Claus ve Lavie, Alvis'i korumak için her şeyi göze alıyorlar. Savaşın acımasızlığına tanık oluyorlar, sevdiklerini kaybediyorlar ama asla pes etmiyorlar. Gökyüzünde yapılan o nefes kesen savaş sahneleri, steampunk tarzının o kendine özgü estetiği, karakterlerin o derinlikli hikayeleri... Last Exile, seni bambaşka bir dünyaya götürecek.

Görsel olarak Last Exile, inanılmaz derecede detaylı ve etkileyici. Uçan gemilerin tasarımları, şehirlerin mimarisi, kıyafetlerin detayları... Her şey o kadar özenle yapılmış ki, sanki o dünyada yaşıyormuşsun gibi hissediyorsun. Müzikler de keza atmosfere katkıda bulunuyor. Özellikle opening parçası "Cloud Age Symphony", beni her seferinde gaza getiriyor! Eğer Nausicaä'daki o gökyüzü özgürlüğünü, savaş ve entrika dolu hikayeleri seviyorsan, Last Exile'ı sakın kaçırma!

Delirten Detay: Uçan gemilerin o karmaşık mekanizmaları ve savaş taktikleri! Steampunk sevenler için tam bir görsel şölen.

Kimler Sevecek?: Steampunk, savaş hikayeleri, uçan gemiler, entrika ve derin karakterlere hayran olan herkes!


5: Mushishi - Doğaüstü Olayları Araştıran Bir Gezgin

Nausicaä'daki o doğayla uyum içinde yaşama arzusunu, gizemli olayları çözme merakını seviyorsan, Mushishi tam sana göre! Hikaye, "Mushi" adı verilen doğaüstü varlıkların olduğu bir dünyada geçiyor. Mushi, bildiğimiz anlamda hayvan veya bitki değil, daha çok yaşamın temel formları gibi bir şey. İnsanların hayatlarını etkileyebiliyorlar, hastalıklara neden olabiliyorlar veya onlara özel güçler verebiliyorlar. Ginko, bir "Mushishi" yani Mushi'leri araştıran ve insanlara yardım eden bir gezgin. Her bölümde farklı bir köye gidiyor, farklı Mushi vakalarıyla karşılaşıyor ve onları çözmeye çalışıyor.

Mushishi, sadece bir doğaüstü hikaye değil, aynı zamanda insan ve doğa arasındaki ilişki üzerine bir meditasyon. Ginko, Mushi'leri yok etmeye çalışmıyor, sadece onları anlamaya ve insanlarla aralarındaki dengeyi sağlamaya çalışıyor. Her bölüm, farklı bir Mushi'nin hikayesini anlatıyor ve bu hikayeler, insanın doğayla nasıl uyum içinde yaşayabileceğine dair farklı perspektifler sunuyor.

Görsel olarak Mushishi, Nausicaä kadar aksiyon dolu değil belki ama o kendine özgü, sakin ve huzurlu bir atmosfere sahip. Doğanın güzelliği, Mushi'lerin gizemli dünyası, Ginko'nun dingin kişiliği... Her şey o kadar uyumlu ki, izlerken adeta rahatlıyorsun. Müzikler de keza atmosfere katkıda bulunuyor. Özellikle opening parçası "The Sore Feet Song", beni her seferinde huzurla dolduruyor! Eğer Nausicaä'daki o doğayla uyum içinde yaşama arzusunu, gizemli olayları çözme merakını seviyorsan, Mushishi'yi sakın kaçırma!

Delirten Detay: Mushi'lerin o tuhaf ve gizemli dünyası! Her birinin farklı bir gücü ve amacı olması, seriyi daha da ilgi çekici hale getiriyor.

Kimler Sevecek?: Doğaüstü hikayeler, gizemli olaylar, sakin atmosferler ve doğayla uyum içinde yaşama temalarına hayran olan herkes!


6: Nadia: The Secret of Blue Water - Jules Verne'in İzinde Bir Macera

Nausicaä'daki o macera ruhunu, gizemli sırları çözme arzusunu seviyorsan, Nadia: The Secret of Blue Water tam sana göre! Hikaye, 1889 yılında, Paris'te başlıyor. Jean Roque Raltique, genç ve yetenekli bir mucit. Bir gün, Nadia adındaki gizemli bir kızla tanışıyor. Nadia, Afrika kökenli ve "Blue Water" adı verilen bir kolyeye sahip. Bu kolye, kayıp Atlantis uygarlığının sırrını taşıyor ve bu yüzden Gargoyle adındaki kötü bir örgüt tarafından kovalanıyor. Jean ve Nadia, birlikte dünyayı dolaşarak Atlantis'in sırrını çözmeye ve Gargoyle'u durdurmaya çalışıyor.

Nadia: The Secret of Blue Water, sadece bir macera hikayesi değil, aynı zamanda dostluk, aşk ve kendini keşfetme üzerine bir yolculuk. Jean ve Nadia, farklı geçmişlere ve kişiliklere sahip olsalar da, birlikte geçirdikleri maceralar sayesinde birbirlerini daha iyi anlıyorlar ve birbirlerine destek oluyorlar. Jules Verne'in romanlarından esinlenilmiş olması, seriye ayrı bir hava katıyor. Denizaltılar, adalar, gizli geçitler... Her şey o kadar heyecan verici ki, izlerken adeta maceranın içine sürükleniyorsun.

Görsel olarak Nadia: The Secret of Blue Water, Nausicaä kadar detaylı değil belki ama o kendine özgü, canlı ve renkli bir çizim tarzına sahip. 19. yüzyılın atmosferi, karakterlerin kıyafetleri, şehirlerin mimarisi... Her şey o kadar özenle tasarlanmış ki, sanki o döneme ışınlanmışsın gibi hissediyorsun. Müzikler de keza atmosfere katkıda bulunuyor. Özellikle opening parçası "Blue Water", beni her seferinde gaza getiriyor! Eğer Nausicaä'daki o macera ruhunu, gizemli sırları çözme arzusunu seviyorsan, Nadia: The Secret of Blue Water'ı sakın kaçırma!

Delirten Detay: Atlantis'in sırları ve Gargoyle'un kötü planları! Bu sır perdesini aralamak, serinin en heyecan verici noktalarından biri.

Kimler Sevecek?: Macera hikayeleri, gizemli sırlar, Jules Verne'in romanları ve klasik anime tarzına hayran olan herkes!


7: Dennou Coil - Sanal Gerçekliğin Tehlikeleri

Nausicaä'daki o teknolojiyle iç içe geçmiş dünyayı, gizemli olayları çözme merakını seviyorsan, Dennou Coil tam sana göre! Hikaye, 202X yılında, sanal gerçekliğin günlük hayatın bir parçası haline geldiği bir şehirde geçiyor. Çocuklar, "Dennou" adı verilen gözlükler sayesinde sanal dünyayla etkileşim kurabiliyorlar. Yuko Okonogi, ailesiyle birlikte bu şehre taşınıyor ve "Dennou Dedektifleri" adındaki bir gruba katılıyor. Bu grup, sanal dünyada meydana gelen gizemli olayları araştırıyor ve çözmeye çalışıyor.

Dennou Coil, sadece bir bilim kurgu hikayesi değil, aynı zamanda teknoloji ve insan arasındaki ilişki üzerine bir düşünce deneyi. Sanal gerçekliğin faydaları ve zararları, çocukların bu teknolojiyle nasıl etkileşim kurduğu, sanal dünyada kaybolmanın tehlikeleri... Bu konular, seride derinlemesine işleniyor. Karakterlerin sanal ve gerçek dünyalar arasındaki geçişleri, sanal dünyadaki o tuhaf ve gizemli atmosfer, olayların giderek karmaşıklaşması... Dennou Coil, seni bambaşka bir dünyaya götürecek.

Görsel olarak Dennou Coil, Nausicaä kadar aksiyon dolu değil belki ama o kendine özgü, modern ve stilize bir çizim tarzına sahip. Sanal dünyanın tasarımı, karakterlerin kıyafetleri, şehrin mimarisi... Her şey o kadar özenle tasarlanmış ki, sanki geleceğe ışınlanmışsın gibi hissediyorsun. Müzikler de keza atmosfere katkıda bulunuyor. Özellikle opening parçası "Prism", beni her seferinde gaza getiriyor! Eğer Nausicaä'daki o teknolojiyle iç içe geçmiş dünyayı, gizemli olayları çözme merakını seviyorsan, Dennou Coil'i sakın kaçırma!

Delirten Detay: Sanal dünyadaki o tuhaf ve gizemli olaylar! Bu olayların ardındaki sırları çözmek, serinin en heyecan verici noktalarından biri.

Kimler Sevecek?: Bilim kurgu hikayeleri, sanal gerçeklik, gizemli olaylar ve teknolojiyle insan arasındaki ilişki temalarına hayran olan herkes!


8: Seirei no Moribito - Bir Kadın Savaşçının Koruyucu Hikayesi

Nausicaä'daki o güçlü kadın karakterleri, aksiyon dolu sahneleri ve fantastik öğeleri seviyorsan, Seirei no Moribito tam sana göre! Hikaye, Yogo İmparatorluğu'nda geçiyor. Balsa, yetenekli bir kadın savaşçı ve gezgin. Bir gün, Prens Chagum'un hayatını kurtarıyor. Chagum, vücudunda gizemli bir ruh barındırıyor ve bu yüzden İmparator tarafından öldürülmek isteniyor. Balsa, Chagum'u korumakla görevlendiriliyor ve birlikte tehlikeli bir yolculuğa çıkıyorlar.

Seirei no Moribito, sadece bir aksiyon hikayesi değil, aynı zamanda fedakarlık, sadakat ve sorumluluk üzerine bir destan. Balsa, Chagum'u korumak için her şeyi göze alıyor. Savaşın acımasızlığına tanık oluyor, sevdiklerini kaybediyor ama asla pes etmiyor. Fantastik öğeler, dövüş sahneleri, karakterlerin derinlikli hikayeleri... Seirei no Moribito, seni bambaşka bir dünyaya götürecek.

Görsel olarak Seirei no Moribito, Nausicaä kadar detaylı değil belki ama o kendine özgü, gerçekçi ve etkileyici bir çizim tarzına sahip. İmparatorluğun atmosferi, karakterlerin kıyafetleri, doğanın güzelliği... Her şey o kadar özenle tasarlanmış ki, sanki o dünyada yaşıyormuşsun gibi hissediyorsun. Müzikler de keza atmosfere katkıda bulunuyor. Özellikle opening parçası "Sign of Love", beni her seferinde gaza getiriyor! Eğer Nausicaä'daki o güçlü kadın karakterleri, aksiyon dolu sahneleri ve fantastik öğeleri seviyorsan, Seirei no Moribito'yu sakın kaçırma!

Delirten Detay: Balsa'nın dövüş yetenekleri ve geçmişi! Onun hikayesini öğrenmek, serinin en heyecan verici noktalarından biri.

Kimler Sevecek?: Aksiyon hikayeleri, güçlü kadın karakterler, fantastik öğeler ve samuray temalarına hayran olan herkes!


9: Made in Abyss - Derinlere İnmenin Bedeli

Nausicaä'daki o bilinmeyeni keşfetme arzusunu, tehlikeli maceraları ve gizemli dünyaları seviyorsan, Made in Abyss tam sana göre! Hikaye, "Abyss" adı verilen devasa bir çukurun etrafında kurulan bir şehirde geçiyor. Abyss, keşfedilmemiş bir dünya ve içinde tuhaf yaratıklar, değerli eserler ve gizemli kalıntılar barındırıyor. Riko, bir yetim ve Abyss'i keşfetmek isteyen bir "Cave Raider". Bir gün, Abyss'in derinliklerinden gelen bir robot çocuk olan Reg ile tanışıyor. Birlikte Abyss'in derinliklerine doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkıyorlar.

Made in Abyss, sadece bir macera hikayesi değil, aynı zamanda dostluk, cesaret ve fedakarlık üzerine bir destan. Riko ve Reg, Abyss'in derinliklerinde karşılaştıkları zorluklara rağmen birbirlerine destek oluyorlar ve asla pes etmiyorlar. Abyss'in o tuhaf ve gizemli atmosferi, yaratıkların tasarımları, olayların giderek karanlıklaşması... Made in Abyss, seni bambaşka bir dünyaya götürecek.

Görsel olarak Made in Abyss, Nausicaä kadar aksiyon dolu değil belki ama o kendine özgü, sevimli ve bir o kadar da ürkütücü bir çizim tarzına sahip. Abyss'in tasarımı, karakterlerin kıyafetleri, doğanın güzelliği... Her şey o kadar özenle tasarlanmış ki, sanki o dünyada yaşıyormuşsun gibi hissediyorsun. Müzikler de keza atmosfere katkıda bulunuyor. Özellikle opening parçası "Deep in Abyss", beni her seferinde gaza getiriyor! Eğer Nausicaä'daki o bilinmeyeni keşfetme arzusunu, tehlikeli maceraları ve gizemli dünyaları seviyorsan, Made in Abyss'i sakın kaçırma!

Delirten Detay: Abyss'in laneti ve katmanları! Derinlere inmenin bedeli, serinin en düşündürücü noktalarından biri.

Kimler Sevecek?: Macera hikayeleri, gizemli dünyalar, tehlikeli yolculuklar ve keşfedilmemiş diyarlara hayran olan herkes!


10: Girls' Last Tour - İki Kızın Kıyamet Sonrası Yolculuğu

Nausicaä'daki o kıyamet sonrası atmosferi, hayatta kalma mücadelesini ve umudu arayışını seviyorsan, Girls' Last Tour tam sana göre! Hikaye, medeniyetin çöktüğü bir dünyada geçiyor. Chito ve Yuuri, iki genç kız ve hayatta kalan nadir insanlardan. Kettenkrad adındaki motosiklet benzeri araçlarıyla, harabeler arasında yolculuk ediyorlar. Yiyecek, yakıt ve diğer ihtiyaçlarını ararken, geçmişin kalıntılarıyla karşılaşıyorlar ve dünyanın nasıl bu hale geldiğini anlamaya çalışıyorlar.

Girls' Last Tour, sadece bir hayatta kalma hikayesi değil, aynı zamanda dostluk, umut ve anlam arayışı üzerine bir meditasyon. Chito ve Yuuri, zorlu koşullara rağmen birbirlerine destek oluyorlar ve hayata tutunmaya çalışıyorlar. Yıkık şehirlerin manzarası, karakterlerin arasındaki diyaloglar, geçmişin kalıntıları... Girls' Last Tour, seni bambaşka bir dünyaya götürecek.

Görsel olarak Girls' Last Tour, Nausicaä kadar aksiyon dolu değil belki ama o kendine özgü, sade ve huzurlu bir çizim tarzına sahip. Yıkık şehirlerin tasarımı, karakterlerin kıyafetleri, kar manzaraları... Her şey o kadar özenle tasarlanmış ki, sanki o dünyada yaşıyormuşsun gibi hissediyorsun. Müzikler de keza atmosfere katkıda bulunuyor. Özellikle opening parçası "Ugoku, Ugoku", beni her seferinde hüzünle dolduruyor! Eğer Nausicaä'daki o kıyamet sonrası atmosferi, hayatta kalma mücadelesini ve umudu arayışını seviyorsan, Girls' Last Tour'u sakın kaçırma!

Delirten Detay: Chito ve Yuuri'nin arasındaki o samimi ve doğal ilişki! Zorlu koşullara rağmen birbirlerine destek olmaları, serinin en etkileyici yanlarından biri.

Kimler Sevecek?: Kıyamet sonrası hikayeler, hayatta kalma mücadeleleri, dostluk temaları ve sade anlatımlara hayran olan herkes!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.