Monster Benzeri Psikolojik Gerilim Animeleri! 12 Efsane Öneri: Aklını Kaçıracaksın!

Monster'ı bitirdin ve boşluğa mı düştün? İşte sana 12 tane daha beyin yakan, psikolojik gerilim dolu, efsane anime önerisi! Hazır ol, çünkü bu liste seni karanlığa sürükleyecek!

Şubat 23, 2026 - 12:12
Şubat 23, 2026 - 12:12
 0  2
Monster Benzeri Psikolojik Gerilim Animeleri! 12 Efsane Öneri: Aklını Kaçıracaksın!

1. Death Note - Adalet mi, Deha mı? Seç Bakalım!

Oha diyorum! Death Note'u bilmeyen animeci var mı ya? Varsa da hemen başlasın! Light Yagami, bildiğin süper zeki, ahlak bekçisi ergen. Sonra bir gün gökten ölüm defteri düşüyor. İsmini yazdığın herkes ölüyor! Light da başlıyor dünyayı "temizlemeye". Ama karşısına L çıkıyor, dünyanın en iyi dedektifi! İşte ondan sonra zeka savaşları, psikolojik oyunlar, inanılmaz ters köşeler havada uçuşuyor. Abi, bu anime resmen zeka fırtınası! Light'ın o "Ben tanrıyım!" havaları, L'in o garip oturuşu... Unutulmaz karakterler, unutulmaz sahneler. Her bölüm ayrı bir gerilim, ayrı bir heyecan. İzlerken nefes almayı unutacaksın, o kadar söylüyorum!

Death Note'u diğer animelerden ayıran şey, sadece zeka savaşları değil, aynı zamanda ahlaki sorgulamalar. Light'ın yaptıkları doğru mu? Adalet mi sağlıyor, yoksa sadece bir katil mi? İşte bu sorular izleyiciyi de sürekli düşündürüyor. Her karakterin motivasyonu, her hareketin bir sonucu var. Hiçbir şey boşuna değil. Ve finali... Abi finali konuşmaya bile gerek yok. Efsane! Eğer psikolojik gerilim seviyorsan, Death Note'u izlemezsen çok şey kaybedersin, net!

Delirten Detay: L'in o tatlı düşkünlüğü! Abi, o kadar zeki bir adamın sürekli şekerleme yemesi, garip oturuşu falan... Tam bir anti-kahraman! Ve Light'la olan o karmaşık ilişkisi... Rakip mi, arkadaş mı, düşman mı? Çöz çözebilirsen!

Kimler Sevecek?: Zeka oyunlarına, karanlık atmosfere, ahlaki ikilemlere bayılanlar. "Benim IQ'm yüksek" diyenler bir de bu animeyi izlesin bakalım!


2. Code Geass - İsyankar Prens mi, Kurtarıcı mı?

Code Geass, yemin ediyorum izlerken beynim yandı! Britanya İmparatorluğu'nun işgali altında olan Japonya'da, Lelouch adında bir prens var. Ama prens olduğunu saklıyor, çünkü babası imparator. Bir gün C.C. adında gizemli bir kızla tanışıyor ve ona "Geass" gücü veriyor. Bu güç sayesinde Lelouch, insanlara tek seferlik emir verebiliyor. Lelouch da bu gücü kullanarak Britanya'ya karşı isyan başlatıyor. Ama amacı sadece intikam almak değil, dünyayı değiştirmek. Ama bu o kadar kolay olmayacak. Çünkü Lelouch'un en yakın arkadaşı Suzaku, Britanya ordusunda asker. Ve iki arkadaş birbirlerine düşman oluyor.

Code Geass sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda çok derin bir hikayesi var. Savaşın acımasızlığı, siyasi entrikalar, dostluk, ihanet... Hepsini bir arada barındırıyor. Lelouch'un o karizmatik liderliği, Suzaku'nun o idealist tavırları... İki karakter de çok iyi yazılmış. Ve animenin sonu... Abi, o son neydi öyle ya? Hala etkisinden çıkamadım. Eğer zeka savaşlarını, siyasi entrikaları, dramı seviyorsan, Code Geass'ı sakın kaçırma!

Delirten Detay: Lelouch'un o "All hail Britannia!" repliği! Abi, o kadar karizmatik söylüyor ki, insan Britanyalı olası geliyor!

Kimler Sevecek?: Zeka savaşlarına, siyasi entrikalara, mecha animelere bayılanlar. "Benim için önemli olan büyük resim" diyenler.


3. Shinsekai Yori - Distopya mı, Ütopya mı? Karar Ver!

Shinsekai Yori, bambaşka bir dünyaya götürüyor seni. 1000 yıl sonrasının Japonya'sında, insanlar "Juryoku" adı verilen psişik güçlere sahip. Herkes bir topluluk içinde yaşıyor ve kurallara uymak zorunda. Ama bu kuralların ardında karanlık sırlar saklı. Saki ve arkadaşları, bu sırları keşfetmeye çalışırken, toplumun karanlık yüzüyle karşılaşıyorlar. Abi, bu anime resmen distopya dersi veriyor! Toplumun kontrol mekanizmaları, bireyin özgürlüğü, güç dengeleri... Hepsini sorgulatıyor.

Shinsekai Yori'yi izlerken sürekli geriliyorsun. Çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değil. Her karakterin bir sırrı var, her olayın bir anlamı var. Ve animenin atmosferi o kadar karanlık ki, resmen içine çekiyor seni. Saki'nin o çaresizliği, arkadaşlarıyla olan ilişkileri... Çok gerçekçi anlatılmış. Ve animenin sonu... Abi, o son neydi öyle ya? Hala aklımdan çıkmıyor. Eğer farklı bir anime deneyimi yaşamak istiyorsan, Shinsekai Yori'yi sakın kaçırma!

Delirten Detay: O yaratıklar! Abi, o kadar ürkütücü tasarlanmışlar ki, rüyalarıma giriyorlar!

Kimler Sevecek?: Distopik hikayelere, karanlık atmosfere, psikolojik gerilime bayılanlar. "Ben farklı bir şeyler izlemek istiyorum" diyenler.


4. Paranoia Agent - Paranoya mı, Gerçeklik mi? Ayırt Et!

Paranoia Agent, Satoshi Kon'un efsanevi animelerinden biri. Tokyo'da "Shonen Bat" adında bir çocuk, insanlara altın renkli bir beyzbol sopasıyla saldırıyor. Polisler olayı çözmeye çalışırken, kurbanların hepsi birbirinden farklı sorunlar yaşıyor. Ve hepsinin ortak noktası, Shonen Bat'ın saldırısından sonra hayatlarının değişmesi. Abi, bu anime resmen paranoya üzerine kurulu! Gerçeklik mi, hayal mi, rüya mı? Ayırt etmek imkansız!

Paranoia Agent'ı izlerken sürekli kafan karışıyor. Çünkü her bölüm farklı bir karaktere odaklanıyor ve her karakterin hikayesi birbirinden farklı. Ama hepsinin birbiriyle bağlantısı var. Satoshi Kon'un o kendine has çizim tarzı, müzikler, atmosfer... Her şey mükemmel. Ve animenin sonu... Abi, o son neydi öyle ya? Hala çözemedim. Eğer psikolojik gerilime, beyin yakan hikayelere bayılıyorsan, Paranoia Agent'ı sakın kaçırma!

Delirten Detay: O Shonen Bat'ın sırıtışı! Abi, o kadar ürkütücü ki, insanın içini titretıyor!

Kimler Sevecek?: Psikolojik gerilime, beyin yakan hikayelere, Satoshi Kon'un animelerine bayılanlar. "Benim için önemli olan anlamlandırmak" diyenler.


5. Perfect Blue - İdol mü, Aktris mi? Yoksa Delilik mi?

Perfect Blue, yine Satoshi Kon'dan bir başyapıt! Mima adında bir pop idolü, aktris olmaya karar veriyor. Ama bu kararından sonra hayatı kabusa dönüyor. Hayranları onu takip ediyor, tehditler alıyor, ve gerçeklikle hayal arasındaki çizgi bulanıklaşıyor. Abi, bu anime resmen delilik üzerine kurulu! Mima'nın o çaresizliği, gerçeklikle hayali ayırt edememesi... Çok etkileyici anlatılmış.

Perfect Blue'yu izlerken sürekli geriliyorsun. Çünkü Mima'nın ne yaşadığını tam olarak anlayamıyorsun. Acaba gerçekten takip ediliyor mu, yoksa sadece paranoyak mı? Satoshi Kon'un o kendine has yönetmenlik tarzı, müzikler, atmosfer... Her şey mükemmel. Ve animenin sonu... Abi, o son neydi öyle ya? Hala şoktayım. Eğer psikolojik gerilime, beyin yakan hikayelere bayılıyorsan, Perfect Blue'yu sakın kaçırma!

Delirten Detay: O Mima'nın aynadaki yansıması! Abi, o kadar ürkütücü ki, insanın içini titretıyor!

Kimler Sevecek?: Psikolojik gerilime, beyin yakan hikayelere, Satoshi Kon'un animelerine bayılanlar. "Benim için önemli olan gerçekliği sorgulamak" diyenler.


6. Ergo Proxy - Varoluşsal Kriz mi, Yoksa Kurtuluş mu?

Ergo Proxy, distopik bir gelecekte geçiyor. İnsanlar Romdo adında bir kubbe şehirde yaşıyorlar. Şehir dışındaki dünya ise yaşanılmaz halde. Şehirde "Cogito" virüsü yayılıyor ve bu virüs, AutoReiv adı verilen robotların bilinç kazanmasına neden oluyor. Lil Meyer adında bir dedektif, bu olayı araştırmaya başlıyor ve Ergo Proxy adında gizemli bir yaratıkla karşılaşıyor. Abi, bu anime resmen varoluşsal kriz üzerine kurulu! İnsan nedir, bilinç nedir, gerçeklik nedir? Hepsini sorgulatıyor.

Ergo Proxy'yi izlerken sürekli kafan karışıyor. Çünkü hikaye çok karmaşık ve felsefik. Ama anime, görsel olarak da çok etkileyici. Karanlık atmosferi, gotik mimarisi, karakter tasarımları... Her şey mükemmel. Ve animenin sonu... Abi, o son neydi öyle ya? Hala düşünüyorum. Eğer bilim kurguya, felsefi konulara, psikolojik gerilime bayılıyorsan, Ergo Proxy'yi sakın kaçırma!

Delirten Detay: O Proxy'lerin tasarımları! Abi, o kadar ürkütücü ve gizemli ki, insanın içini titretıyor!

Kimler Sevecek?: Bilim kurguya, felsefi konulara, psikolojik gerilime bayılanlar. "Benim için önemli olan anlam arayışı" diyenler.


7. Psycho-Pass - Özgür İrade mi, Yoksa Kader mi? Seçim Senin!

Psycho-Pass, gelecekteki Japonya'da geçiyor. Sibyl Sistemi adında bir sistem, insanların suç işleme potansiyelini ölçüyor ve buna göre cezalandırıyor. Akane Tsunemori adında genç bir müfettiş, bu sisteme dahil oluyor ve sistemin kusurlarını görmeye başlıyor. Abi, bu anime resmen özgür irade üzerine kurulu! Toplumun kontrol mekanizmaları, bireyin özgürlüğü, adalet kavramı... Hepsini sorgulatıyor.

Psycho-Pass'ı izlerken sürekli geriliyorsun. Çünkü Sibyl Sistemi'nin ne kadar adil olup olmadığı sürekli tartışılıyor. Acaba gerçekten suçluları yakalıyor mu, yoksa sadece insanları kontrol mü ediyor? Animenin atmosferi çok karanlık ve cyberpunk tarzında. Ve animenin sonu... Abi, o son neydi öyle ya? Hala düşünüyorum. Eğer bilim kurguya, aksiyona, psikolojik gerilime bayılıyorsan, Psycho-Pass'ı sakın kaçırma!

Delirten Detay: O Dominator silahı! Abi, o kadar havalı ki, insanın bir tane sahip olası geliyor!

Kimler Sevecek?: Bilim kurguya, aksiyona, psikolojik gerilime bayılanlar. "Benim için önemli olan adalet" diyenler.


8. Serial Experiments Lain - Gerçeklik mi, Sanallık mı? Hangisi Daha Gerçek?

Serial Experiments Lain, internetin yaygınlaşmaya başladığı dönemde geçiyor. Lain adında utangaç bir kız, ölen bir sınıf arkadaşından e-posta alıyor. Bu e-posta Lain'i "The Wired" adındaki sanal dünyaya çekiyor. Lain, bu dünyada farklı kişilikler kazanıyor ve gerçeklikle sanallık arasındaki çizgi bulanıklaşıyor. Abi, bu anime resmen internetin karanlık yüzünü gösteriyor! Kimlik, iletişim, gerçeklik kavramları... Hepsini sorgulatıyor.

Serial Experiments Lain'i izlerken sürekli kafan karışıyor. Çünkü hikaye çok soyut ve deneysel. Ama anime, görsel olarak da çok etkileyici. Farklı kamera açıları, garip renkler, atmosfer... Her şey mükemmel. Ve animenin sonu... Abi, o son neydi öyle ya? Hala anlamaya çalışıyorum. Eğer deneysel animelere, psikolojik gerilime, felsefi konulara bayılıyorsan, Serial Experiments Lain'i sakın kaçırma!

Delirten Detay: O NAVI bilgisayarlar! Abi, o kadar garip tasarlanmışlar ki, insanın içini titretıyor!

Kimler Sevecek?: Deneysel animelere, psikolojik gerilime, felsefi konulara bayılanlar. "Benim için önemli olan farklı bir deneyim yaşamak" diyenler.


9. Texhnolyze - Umut mu, Çaresizlik mi? Gelecek Karanlık!

Texhnolyze, Lux adında yeraltı şehrinde geçiyor. Şehirde şiddet ve suç kol geziyor. İnsanlar "Texhnolyze" adı verilen mekanik uzuvlarla hayatlarını sürdürüyorlar. Ichise adında genç bir dövüşçü, bir kavgada kolunu ve bacağını kaybediyor. Daha sonra Yoshii adında bir bilim insanı, Ichise'ye Texhnolyze uzuvlar takıyor. Ichise, şehrin karanlık sırlarını keşfederken, umut ve çaresizlik arasında gidip geliyor. Abi, bu anime resmen distopik bir gelecek tablosu çiziyor! İnsanlığın çöküşü, teknolojinin kötüye kullanımı, umutsuzluk... Hepsini sorgulatıyor.

Texhnolyze'ı izlerken sürekli geriliyorsun. Çünkü anime çok karanlık ve şiddet dolu. Ama aynı zamanda çok derin ve anlamlı. Karakterlerin motivasyonları, ilişkileri, şehirdeki atmosfer... Her şey çok iyi anlatılmış. Ve animenin sonu... Abi, o son neydi öyle ya? Hala etkisindeyim. Eğer distopik hikayelere, cyberpunk'a, psikolojik gerilime bayılıyorsan, Texhnolyze'ı sakın kaçırma!

Delirten Detay: O Texhnolyze uzuvlar! Abi, o kadar gerçekçi tasarlanmışlar ki, insanın içini ürpertiyor!

Kimler Sevecek?: Distopik hikayelere, cyberpunk'a, psikolojik gerilime bayılanlar. "Benim için önemli olan karanlık bir dünya görmek" diyenler.


10. Kaiba - Hafıza mı, Kimlik mi? Hangisi Daha Değerli?

Kaiba, gelecekteki bir dünyada geçiyor. İnsanlar hafızalarını transfer edebiliyorlar ve bedenlerini değiştirebiliyorlar. Ancak bu teknoloji, zenginlerin sonsuz yaşam sürmesine, fakirlerin ise bedenlerini kaybetmesine neden oluyor. Kaiba adında hafızasını kaybetmiş bir adam, bu adaletsiz dünyaya karşı mücadele ediyor. Abi, bu anime resmen kimlik ve hafıza üzerine kurulu! İnsan nedir, bizi biz yapan nedir, hafızamız mı, bedenimiz mi? Hepsini sorgulatıyor.

Kaiba'yı izlerken sürekli düşünüyorsun. Çünkü anime çok karmaşık ve felsefik. Ama aynı zamanda çok duygusal. Karakterlerin geçmişleri, yaşadıkları acılar, umutları... Her şey çok iyi anlatılmış. Ve animenin sonu... Abi, o son neydi öyle ya? Hala sindiremiyorum. Eğer bilim kurguya, felsefi konulara, psikolojik gerilime bayılıyorsan, Kaiba'yı sakın kaçırma!

Delirten Detay: O hafıza transfer teknolojisi! Abi, o kadar ürkütücü ki, insanın aklını kaçırıyor!

Kimler Sevecek?: Bilim kurguya, felsefi konulara, psikolojik gerilime bayılanlar. "Benim için önemli olan insanlığı sorgulamak" diyenler.


11. Devilman Crybaby - İnsan mı, Şeytan mı? Seçim Senin!

Devilman Crybaby, Akira Fudo adında duygusal bir gencin hikayesini anlatıyor. Akira, arkadaşı Ryo Asuka tarafından şeytanlarla birleşmeye ikna ediliyor. Akira, şeytanla birleştikten sonra Devilman'a dönüşüyor ve insanlığı şeytanlardan korumaya çalışıyor. Ama bu o kadar kolay olmayacak. Çünkü şeytanlar insan kılığına girmiş ve toplumun içine sızmış durumda. Abi, bu anime resmen insanlığın karanlık yüzünü gösteriyor! Şiddet, cinsellik, ihanet, nefret... Hepsini en uç noktalarda işliyor.

Devilman Crybaby'yi izlerken sürekli şok oluyorsun. Çünkü anime çok vahşi ve acımasız. Ama aynı zamanda çok etkileyici. Akira'nın o çaresizliği, Ryo'nun o gizemli tavırları, şeytanların o ürkütücü tasarımları... Her şey mükemmel. Ve animenin sonu... Abi, o son neydi öyle ya? Hala kendime gelemedim. Eğer şiddete dayanabiliyorsan, psikolojik gerilime, karanlık hikayelere bayılıyorsan, Devilman Crybaby'yi sakın kaçırma!

Delirten Detay: O Devilman'ların tasarımları! Abi, o kadar yaratıcı ve ürkütücü ki, insanın kanını donduruyor!

Kimler Sevecek?: Şiddete dayanabilen, psikolojik gerilime, karanlık hikayelere bayılanlar. "Benim için önemli olan sınırları zorlamak" diyenler.


12. From the New World (Shin Sekai Yori) - Ütopya mı, Distopya mı? Gerçek Ne?

From the New World, 1000 yıl sonrasının Japonya'sında geçiyor. İnsanlar "Juryoku" adı verilen psişik güçlere sahip. Herkes bir topluluk içinde yaşıyor ve kurallara uymak zorunda. Ama bu kuralların ardında karanlık sırlar saklı. Saki ve arkadaşları, bu sırları keşfetmeye çalışırken, toplumun karanlık yüzüyle karşılaşıyorlar. Abi, bu anime resmen distopya dersi veriyor! Toplumun kontrol mekanizmaları, bireyin özgürlüğü, güç dengeleri... Hepsini sorgulatıyor.

From the New World'ü izlerken sürekli geriliyorsun. Çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değil. Her karakterin bir sırrı var, her olayın bir anlamı var. Ve animenin atmosferi o kadar karanlık ki, resmen içine çekiyor seni. Saki'nin o çaresizliği, arkadaşlarıyla olan ilişkileri... Çok gerçekçi anlatılmış. Ve animenin sonu... Abi, o son neydi öyle ya? Hala aklımdan çıkmıyor. Eğer farklı bir anime deneyimi yaşamak istiyorsan, From the New World'ü sakın kaçırma!

Delirten Detay: O yaratıklar! Abi, o kadar ürkütücü tasarlanmışlar ki, rüyalarıma giriyorlar!

Kimler Sevecek?: Distopik hikayelere, karanlık atmosfere, psikolojik gerilime bayılanlar. "Ben farklı bir şeyler izlemek istiyorum" diyenler.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.