Mononoke tarzı anime: Karanlık ve gizemli yapımlar: Ruhunu karanlığa teslim etmeye hazır mısın?

Mononoke'den ilham alan, seni gotik ve gizemli dünyalara sürükleyecek, akıl almaz yapımlar! Hazır ol, gerçeklikle sanrının birbirine karıştığı bir yolculuğa çıkıyoruz!

Şubat 23, 2026 - 12:12
Şubat 23, 2026 - 12:12
 0  2
Mononoke tarzı anime: Karanlık ve gizemli yapımlar: Ruhunu karanlığa teslim etmeye hazır mısın?

1. Mononoke: Bu işin babası!

Abi Mononoke'den başlarsak, zaten olay bitmiştir! Bu anime, sadece bir yapım değil, bir sanat eseri! Renklerin kullanımı, karakter tasarımları, atmosfer... Her şey o kadar eşsiz ki, izlerken başka bir boyuta geçiyorsun resmen. Konusu da ayrı manyak; ilaç satıcısı (Kusuriuri) bir sürü kötü ruhu temizliyor. Ama olay sadece ruh temizlemek değil, her bölümde o ruhun arkasındaki insan dramlarını da görüyoruz. İşte bu yüzden Mononoke diğerlerinden ayrılıyor. Her bölüm, Japon folkloründen beslenen, birbirinden bağımsız ama birbiriyle bağlantılı, karanlık ve derin hikayeler sunuyor. İzlerken hem geriliyorsun, hem de o görsel şölene hayran kalıyorsun. Kusuriuri'nin dönüşümü, kullandığı kılıç, o büyülü atmosfer... Yok böyle bir şey!

Mononoke'nin en sevdiğim yanı, basit bir "iyi kötü savaşı" anlatmaması. Her ruhun bir nedeni var, her insanın bir hikayesi var. Kusuriuri, sadece ruhu kovmakla kalmıyor, o ruhun doğmasına sebep olan travmaları, pişmanlıkları ve karanlık sırları da ortaya çıkarıyor. Bu da animeyi sadece bir korku yapımı olmaktan çıkarıp, derin bir insanlık dramına dönüştürüyor. Özellikle son bölümlerdeki olaylar, insanın içini titretiyor. Karakterlerin geçmişleri, seçimleri ve sonuçları o kadar gerçekçi ki, izlerken kendinden bir şeyler buluyorsun.

Ve tabii ki müzikler! Mononoke'nin müzikleri, o gotik ve gizemli atmosfere o kadar yakışıyor ki, dinlerken tüylerim diken diken oluyor. Her sahnede, müziklerle yaratılan gerilim ve atmosfer, izleyiciyi tamamen içine çekiyor. Özellikle opening ve ending şarkıları, anime bittikten sonra bile günlerce dilime dolanıyor. Mononoke'yi izlemeyen çok şey kaybeder, net!

Delirten Detay: Kusuriuri'nin makyajı ve kıyafetleri! O kadar stil sahibi ki, her gördüğümde "Ben de istiyorum!" diyorum.

Kimler Sevecek?: Farklı ve sanatsal animeler arayanlar, Japon folklorüne ilgi duyanlar, karanlık ve gizemli hikayelere bayılanlar.


2. Ayakashi Japanese Classic Horror: Mononoke'nin atası

Şimdi durun bakalım, Mononoke'yi sevdiyseniz, Ayakashi'yi kesinlikle kaçırmayın! Çünkü Mononoke aslında bu serinin bir parçası! Ayakashi, Japon korku hikayelerini anlatan üç farklı bölümden oluşuyor. İçlerinde en meşhuru "Bakeneko" bölümü, işte bu bölüm Mononoke'nin çıkış noktası olmuş. Hatta Kusuriuri karakteri ilk olarak burada karşımıza çıkıyor. Ayakashi, Mononoke'ye göre biraz daha eski bir yapım, ama o eski tarz çizimler ve animasyonlar bile ayrı bir hava katıyor. Özellikle Bakeneko bölümündeki o gotik atmosfer, renkler ve karakter tasarımları, Mononoke'ye ilham kaynağı olmuş resmen. İzlerken "Aaa, bu Mononoke'deki şu sahneye benziyor!" diyeceğiniz birçok an olacak.

Ayakashi'nin diğer bölümleri de birbirinden ilginç ve korkunç. Her bölüm, Japon folkloründen farklı bir yaratığı ve onunla ilgili bir efsaneyi anlatıyor. Hikayelerdeki karakterler, genellikle kendi iç dünyalarıyla yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Pişmanlıklar, hatalar ve karanlık sırlar, bu karakterlerin kaderini belirliyor. Ayakashi, sadece korku değil, aynı zamanda insan doğasının karanlık yönlerini de gözler önüne seriyor. Özellikle son bölümdeki olaylar, insanın içini burkuyor. Karakterlerin seçimleri ve sonuçları, izleyiciyi derinden etkiliyor.

Ayakashi'nin müzikleri de enfes! Geleneksel Japon enstrümanlarının kullanıldığı müzikler, o gotik ve gizemli atmosfere o kadar yakışıyor ki, dinlerken tüylerim diken diken oluyor. Her sahnede, müziklerle yaratılan gerilim ve atmosfer, izleyiciyi tamamen içine çekiyor. Özellikle opening ve ending şarkıları, anime bittikten sonra bile günlerce dilime dolanıyor. Ayakashi'yi izlemeyen çok şey kaybeder, net!

Delirten Detay: Bakeneko bölümündeki o kedi maskeleri! O kadar ürkütücü ve stil sahibi ki, her gördüğümde "Ben de istiyorum!" diyorum.

Kimler Sevecek?: Mononoke'yi sevenler, Japon folklorüne ilgi duyanlar, karanlık ve gizemli hikayelere bayılanlar, eski tarz animelere nostalji duyanlar.


3. Kaiba: Hafıza kaybı ve distopik bir dünya

Kaiba, bambaşka bir seviye! Tamam, Mononoke ve Ayakashi gotik ve karanlık, ama Kaiba bildiğin distopik bir kabus! Bu anime, hafızaların alınıp satılabildiği, insanların bedenlerini değiştirebildiği acayip bir gelecekte geçiyor. Ana karakterimiz Kaiba, hafızasını kaybetmiş bir şekilde uyanıyor ve kim olduğunu, neden orada olduğunu hatırlamıyor. İşte bu noktadan sonra, Kaiba'nın geçmişini ve bu distopik dünyanın sırlarını çözmeye çalıştığı bir maceraya atılıyoruz. Kaiba'nın çizim tarzı da diğer animelerden çok farklı. Sanki eski bir çizgi film gibi, ama o basit çizimler bile animeye ayrı bir hava katıyor.

Kaiba'nın konusu o kadar derin ve karmaşık ki, izlerken sürekli düşünmek zorunda kalıyorsun. Hafıza, kimlik, sınıf ayrımı, özgürlük gibi birçok felsefi konu, anime boyunca işleniyor. Kaiba'nın karakterleri de birbirinden ilginç ve karmaşık. Her karakterin bir geçmişi var, her karakterin bir amacı var. Kaiba, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir eleştiri. Toplumsal sorunları, insan doğasının karanlık yönlerini ve teknolojinin tehlikelerini gözler önüne seriyor.

Kaiba'nın müzikleri de enfes! Elektronik müziklerle yaratılan o distopik atmosfer, izleyiciyi tamamen içine çekiyor. Her sahnede, müziklerle yaratılan gerilim ve atmosfer, izleyiciyi derinden etkiliyor. Kaiba'yı izlemeyen çok şey kaybeder, net!

Delirten Detay: Kaiba'nın o boş bakışları! O kadar anlamlı ve etkileyici ki, her gördüğümde içim ürperiyor.

Kimler Sevecek?: Distopik hikayelere ilgi duyanlar, felsefi animeler arayanlar, farklı çizim tarzlarına açık olanlar.


4. Mushishi: Doğaüstü olaylar ve huzurlu bir atmosfer

Mushishi, Mononoke'ye göre biraz daha sakin ve huzurlu bir anime, ama yine de o doğaüstü atmosferi ve gizemli hikayeleriyle Mononoke tarzını sevenlerin ilgisini çekebilir. Bu anime, Mushi adı verilen doğaüstü varlıkları inceleyen Ginko adlı bir adamın hikayesini anlatıyor. Ginko, Mushi'lerin neden olduğu sorunları çözmek için farklı köyleri geziyor ve insanlara yardım ediyor. Mushishi'nin çizimleri de çok güzel. Doğanın tüm renkleri, anime boyunca gözler önüne seriliyor. İzlerken resmen huzur buluyorsun.

Mushishi'nin her bölümü, birbirinden bağımsız ama birbiriyle bağlantılı, doğaüstü ve gizemli hikayeler sunuyor. Hikayelerdeki karakterler, genellikle doğayla iç içe yaşıyorlar ve Mushi'lerin varlığından haberdarlar. Ginko, bu karakterlere yardım ederken, Mushi'lerin doğasını ve insanlarla olan ilişkisini de anlamaya çalışıyor. Mushishi, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir doğa belgeseli gibi. Doğanın güzelliklerini, gizemlerini ve tehlikelerini gözler önüne seriyor.

Mushishi'nin müzikleri de enfes! Geleneksel Japon enstrümanlarının kullanıldığı müzikler, o huzurlu ve doğaüstü atmosfere o kadar yakışıyor ki, dinlerken tüylerim diken diken oluyor. Her sahnede, müziklerle yaratılan atmosfer, izleyiciyi tamamen içine çekiyor. Mushishi'yi izlemeyen çok şey kaybeder, net!

Delirten Detay: Ginko'nun o rahat tavırları! O kadar cool ve karizmatik ki, her gördüğümde "Ben de böyle olmak istiyorum!" diyorum.

Kimler Sevecek?: Doğaüstü hikayelere ilgi duyanlar, huzurlu animeler arayanlar, Japon kültürüne meraklı olanlar.


5. Requiem from the Darkness: İntikam ve karanlık sırlar

Requiem from the Darkness, Mononoke'ye göre biraz daha şiddetli ve kanlı bir anime, ama yine de o karanlık atmosferi ve gizemli hikayeleriyle Mononoke tarzını sevenlerin ilgisini çekebilir. Bu anime, Momosuke adında genç bir yazarın, Edo döneminde işlenen cinayetleri araştırdığı bir hikayeyi anlatıyor. Momosuke, bu cinayetleri araştırırken, Hyakume adında gizemli bir grup katille karşılaşıyor. İşte bu noktadan sonra, Momosuke'nin hayatı tamamen değişiyor.

Requiem from the Darkness'ın çizimleri de çok farklı. Karakter tasarımları, gotik ve karanlık bir havaya sahip. Anime boyunca, kanlı sahneler ve şiddet içeren görüntüler sıkça yer alıyor. Hikayelerdeki karakterler, genellikle intikam peşinde koşuyorlar ve geçmişlerindeki karanlık sırlarla yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Requiem from the Darkness, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir uyarı. İntikamın nelere yol açabileceğini ve geçmişin izlerinin nasıl silinmeyeceğini gözler önüne seriyor.

Requiem from the Darkness'ın müzikleri de enfes! Rock ve metal müziklerle yaratılan o karanlık ve gerilim dolu atmosfer, izleyiciyi tamamen içine çekiyor. Her sahnede, müziklerle yaratılan gerilim ve atmosfer, izleyiciyi derinden etkiliyor. Requiem from the Darkness'ı izlemeyen çok şey kaybeder, net!

Delirten Detay: Hyakume'nin o ürkütücü gülüşleri! O kadar psikopat ve etkileyici ki, her gördüğümde içim ürperiyor.

Kimler Sevecek?: Karanlık ve şiddet içeren animelere ilgi duyanlar, gizemli hikayelere meraklı olanlar, gotik atmosfere bayılanlar.


6. Kino's Journey: Felsefi yolculuklar ve farklı kültürler

Kino's Journey, Mononoke'ye göre biraz daha sakin ve düşündürücü bir anime, ama yine de o farklı dünyaları ve gizemli hikayeleriyle Mononoke tarzını sevenlerin ilgisini çekebilir. Bu anime, Kino adında genç bir gezginin, Hermes adında konuşan bir motosikletle birlikte farklı ülkeleri gezdiği bir hikayeyi anlatıyor. Kino, her ülkede farklı kültürlerle karşılaşıyor ve insanlığın farklı yönlerini gözlemliyor. Kino's Journey'nin çizimleri de çok güzel. Her ülke, farklı bir atmosfere ve mimariye sahip. İzlerken resmen dünyayı geziyormuş gibi hissediyorsun.

Kino's Journey'nin her bölümü, birbirinden bağımsız ama birbiriyle bağlantılı, felsefi ve düşündürücü hikayeler sunuyor. Hikayelerdeki karakterler, genellikle kendi değerleriyle yüzleşmek zorunda kalıyorlar ve farklı bakış açılarını öğreniyorlar. Kino, bu karakterlere yardım ederken, insanlığın doğasını ve toplumların işleyişini de anlamaya çalışıyor. Kino's Journey, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir felsefe dersi gibi. İnsanlığın farklı yönlerini, toplumların farklı yapılarını ve değerlerin göreceliğini gözler önüne seriyor.

Kino's Journey'nin müzikleri de enfes! Klasik müziklerle yaratılan o sakin ve düşündürücü atmosfer, izleyiciyi tamamen içine çekiyor. Her sahnede, müziklerle yaratılan atmosfer, izleyiciyi derinden etkiliyor. Kino's Journey'i izlemeyen çok şey kaybeder, net!

Delirten Detay: Kino'nun o cool tavırları! O kadar rahat ve karizmatik ki, her gördüğümde "Ben de böyle olmak istiyorum!" diyorum.

Kimler Sevecek?: Felsefi hikayelere ilgi duyanlar, farklı kültürleri keşfetmek isteyenler, sakin animeler arayanlar.


7. Mouryou no Hako: Gizemli cinayetler ve doğaüstü olaylar

Mouryou no Hako, Mononoke'ye göre biraz daha karmaşık ve gizemli bir anime, ama yine de o karanlık atmosferi ve doğaüstü olaylarıyla Mononoke tarzını sevenlerin ilgisini çekebilir. Bu anime, 1950'lerin Japonya'sında geçen, parçalanmış bir cesedin bulunduğu bir cinayet vakasını anlatıyor. Dedektifler, bu cinayeti araştırırken, doğaüstü olaylarla karşılaşıyorlar ve işin içine farklı karakterler dahil oluyor. Mouryou no Hako'nun çizimleri de çok güzel. 1950'lerin Japonya'sının atmosferi, anime boyunca gözler önüne seriliyor. İzlerken resmen o döneme ışınlanıyorsun.

Mouryou no Hako'nun konusu o kadar karmaşık ki, izlerken sürekli not almak gerekiyor. Hikayelerdeki karakterler, genellikle kendi geçmişleriyle yüzleşmek zorunda kalıyorlar ve karanlık sırlarını ortaya çıkarmak zorunda kalıyorlar. Mouryou no Hako, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir zeka oyunu gibi. Cinayetin sırrını çözmek için, ipuçlarını takip etmek ve karakterlerin motivasyonlarını anlamak gerekiyor.

Mouryou no Hako'nun müzikleri de enfes! Caz müziklerle yaratılan o gizemli ve karanlık atmosfer, izleyiciyi tamamen içine çekiyor. Her sahnede, müziklerle yaratılan gerilim ve atmosfer, izleyiciyi derinden etkiliyor. Mouryou no Hako'yu izlemeyen çok şey kaybeder, net!

Delirten Detay: O kutu içindeki ceset! O kadar ürkütücü ve gizemli ki, her gördüğümde içim ürperiyor.

Kimler Sevecek?: Gizemli hikayelere ilgi duyanlar, zeka oyunlarını sevenler, 1950'lerin Japonya'sına meraklı olanlar.


8. Occult Academy: Komedi ve doğaüstü olaylar

Occult Academy, Mononoke'ye göre biraz daha komik ve eğlenceli bir anime, ama yine de o doğaüstü olayları ve gizemli hikayeleriyle Mononoke tarzını sevenlerin ilgisini çekebilir. Bu anime, Maya adında bir kızın, Occult Academy adında bir okula gönderilmesiyle başlıyor. Maya, doğaüstü olaylara inanmıyor, ama okulda garip şeyler olmaya başlıyor ve Maya, bu olayları çözmek için çalışmaya başlıyor. Occult Academy'nin çizimleri de çok güzel. Karakter tasarımları, sevimli ve eğlenceli bir havaya sahip. Anime boyunca, komik sahneler ve aksiyon dolu görüntüler sıkça yer alıyor.

Occult Academy'nin her bölümü, birbirinden bağımsız ama birbiriyle bağlantılı, doğaüstü ve komik hikayeler sunuyor. Hikayelerdeki karakterler, genellikle kendi korkularıyla yüzleşmek zorunda kalıyorlar ve farklı yeteneklerini keşfediyorlar. Occult Academy, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir gençlik komedisi gibi. Arkadaşlık, aşk ve kendini keşfetme gibi temalar, anime boyunca işleniyor.

Occult Academy'nin müzikleri de enfes! Pop ve rock müziklerle yaratılan o eğlenceli ve enerjik atmosfer, izleyiciyi tamamen içine çekiyor. Her sahnede, müziklerle yaratılan enerji, izleyiciyi derinden etkiliyor. Occult Academy'yi izlemeyen çok şey kaybeder, net!

Delirten Detay: Maya'nın o sinirli tavırları! O kadar komik ve sevimli ki, her gördüğümde gülüyorum.

Kimler Sevecek?: Komik animelere ilgi duyanlar, doğaüstü hikayelere meraklı olanlar, gençlik komedilerini sevenler.


9. Yami Shibai: Japanese Ghost Stories: Kısa ve ürkütücü korku hikayeleri

Yami Shibai, Mononoke'ye göre çok daha kısa ve basit bir anime, ama yine de o geleneksel Japon korku hikayeleriyle Mononoke tarzını sevenlerin ilgisini çekebilir. Bu anime, her bölümde farklı bir Japon korku hikayesini anlatıyor. Hikayeler, genellikle şehir efsanelerinden ve folklorik ögelerden besleniyor. Yami Shibai'nin çizimleri de çok farklı. Kağıt kukla tekniğiyle yapılmış gibi, basit ve ürkütücü bir havaya sahip. Her bölüm, sadece birkaç dakika sürüyor, ama o kısa sürede bile izleyiciyi germeyi başarıyor.

Yami Shibai'nin her bölümü, birbirinden bağımsız, korkunç ve ürkütücü hikayeler sunuyor. Hikayelerdeki karakterler, genellikle kendi hatalarının kurbanı oluyorlar ve doğaüstü güçlerle karşılaşıyorlar. Yami Shibai, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir korku antolojisi gibi. Farklı korku temaları, anime boyunca işleniyor ve izleyiciyi derinden etkiliyor.

Yami Shibai'nin müzikleri de enfes! Geleneksel Japon enstrümanlarının kullanıldığı müzikler, o ürkütücü ve gizemli atmosfere o kadar yakışıyor ki, dinlerken tüylerim diken diken oluyor. Her sahnede, müziklerle yaratılan gerilim ve atmosfer, izleyiciyi tamamen içine çekiyor. Yami Shibai'yi izlemeyen çok şey kaybeder, net!

Delirten Detay: O kağıt kukla çizimleri! O kadar basit ve ürkütücü ki, her gördüğümde içim ürperiyor.

Kimler Sevecek?: Korku hikayelerine ilgi duyanlar, Japon folklorüne meraklı olanlar, kısa animeler arayanlar.


10. Hell Girl: İntikamın bedeli ağır olur!

Hell Girl, Mononoke'ye göre biraz daha popüler ve bilinen bir anime, ama yine de o intikam teması ve karanlık atmosferiyle Mononoke tarzını sevenlerin ilgisini çekebilir. Bu anime, Enma Ai adında bir kızın, intikam almak isteyen insanlara yardım ettiği bir hikayeyi anlatıyor. Enma Ai, intikam almak isteyen kişilere bir web sitesi sunuyor ve bu web sitesine isim yazan herkesin intikamı alınıyor. Ama intikamın bir bedeli var; intikam alan kişi, öldükten sonra cehenneme gidiyor. Hell Girl'ün çizimleri de çok güzel. Karakter tasarımları, gotik ve karanlık bir havaya sahip. Anime boyunca, şiddet içeren sahneler ve ürkütücü görüntüler sıkça yer alıyor.

Hell Girl'ün her bölümü, birbirinden bağımsız ama birbiriyle bağlantılı, intikam dolu ve karanlık hikayeler sunuyor. Hikayelerdeki karakterler, genellikle kendi acılarıyla yüzleşmek zorunda kalıyorlar ve intikamın sonuçlarını görüyorlar. Hell Girl, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir ahlak dersi gibi. İntikamın nelere yol açabileceğini ve affetmenin önemini gözler önüne seriyor.

Hell Girl'ün müzikleri de enfes! Rock ve metal müziklerle yaratılan o karanlık ve gerilim dolu atmosfer, izleyiciyi tamamen içine çekiyor. Her sahnede, müziklerle yaratılan gerilim ve atmosfer, izleyiciyi derinden etkiliyor. Hell Girl'ü izlemeyen çok şey kaybeder, net!

Delirten Detay: Enma Ai'nin o boş bakışları! O kadar anlamlı ve etkileyici ki, her gördüğümde içim ürperiyor.

Kimler Sevecek?: İntikam temalı hikayelere ilgi duyanlar, karanlık animelere meraklı olanlar, gotik atmosfere bayılanlar.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.