Mh Comes In Like a Lion gibi iç ısıtan animeler listesi: Kalbinizi Isıtacak Seçimler!

Mh Comes In Like a Lion'ı sevdiyseniz, bu animeler de tam size göre! Ruhunuzu dinlendirecek, içinizi ısıtacak en iyi anime önerileri burada!

Şubat 28, 2026 - 02:57
Şubat 28, 2026 - 02:57
 0  2
Mh Comes In Like a Lion gibi iç ısıtan animeler listesi: Kalbinizi Isıtacak Seçimler!

1: Barakamon - Köye Dönüş Terapisi!

Abi Barakamon'a hasta oldum ya! Şehir hayatının stresinden bunalan genç bir kaligraf sanatçısı, kendini birdenbire bir adada buluyor. Ne oluyor demeye kalmadan, ada hayatının o kendine has sakinliği ve sıcakkanlı insanlarıyla hayatı değişiyor. Bu anime, sadece kaligrafiyi değil, hayatı yeniden keşfetmekle ilgili. Şehirdeki o yapaylıktan, o yarıştan uzaklaşıp, doğallığın ve samimiyetin ne kadar değerli olduğunu tokat gibi yüzüne vuruyor. Handa Seishu karakteri, başta burnu havada, kendini beğenmiş bir tip gibi geliyor ama adadaki çocuklarla, yaşlılarla kurduğu bağlar onu bambaşka birine dönüştürüyor. İzlerken için ısınıyor, yüzünde aptal bir gülümsemeyle dolanıyorsun ortalıkta. Sanki sen de o adadaymışsın gibi hissediyorsun, o mis gibi deniz havasını içine çekiyorsun.

En sevdiğim şeylerden biri de animenin görsel anlatımı. O adanın o şirin evleri, yemyeşil doğası, masmavi denizi o kadar güzel çizilmiş ki, sanki bir kartpostala bakıyormuşsun gibi. Bir de o adadaki çocukların enerjisi yok mu? Naru'nun o bitmek bilmeyen merakı, Hiroshi'nin o cool tavırları, Miwa'nın o deli dolu halleri... Hepsi ayrı ayrı karakterler ve hepsi Handa'nın hayatına renk katıyor. Bu animeyi izledikten sonra, ben de bir adaya yerleşip hayatıma yeni bir yön vermek istedim, o derece etkiledi beni! Sakın kaçırmayın, pişman olmazsınız!

Delirten Detay: Naru'nun Handa'ya sürekli "Sensei!" diye seslenmesi ve Handa'nın buna sinir olması ama aslında içten içe hoşlanması! O ikilinin arasındaki o tatlı çekişme, animenin en eğlenceli anlarından biri!

Kimler Sevecek?: Eğer "Mh Comes In Like a Lion" gibi iç ısıtan, duygusal, hayatın anlamını sorgulayan animeleri seviyorsanız, Barakamon'a kesinlikle bayılacaksınız! Ayrıca, kırsal hayatı, doğayı ve samimi insan ilişkilerini sevenler de bu animeyi kaçırmamalı!


2: Usagi Drop - Beklenmedik Babalık ve Sevgi Dolu Bir Yaşam!

Usagi Drop, seni alıp bambaşka bir dünyaya götürecek bir anime. Bekar bir adam olan Daikichi, dedesinin cenazesinde, dedesinin gayrı meşru çocuğu olan Rin adında küçük bir kızla tanışıyor. Kimse Rin'i sahiplenmek istemeyince, Daikichi birdenbire Rin'in velisi olmaya karar veriyor. İşte olaylar bundan sonra başlıyor! Daikichi, hayatında hiç çocuk bakmamış, sorumluluk nedir bilmeyen bir adamken, birdenbire Rin'e bakmak zorunda kalıyor. İlk başta ne yapacağını bilemiyor, her şeyi eline yüzüne bulaştırıyor ama zamanla Rin'le aralarında çok özel bir bağ oluşuyor. Bu anime, sadece babalıkla ilgili değil, aynı zamanda sevgi, aile ve sorumluluk kavramlarını da çok güzel bir şekilde işliyor. İzlerken hem gülüyorsun, hem de gözlerin doluyor.

Usagi Drop'un en sevdiğim özelliği, karakterlerin çok gerçekçi olması. Daikichi'nin o çaresiz halleri, Rin'in o masumiyeti, diğer karakterlerin de kendi dertleri ve mutlulukları var. Hiçbiri mükemmel değil, hepsi hata yapıyor ama hatalarından ders çıkarıyorlar. Animenin çizimleri de çok hoşuma gidiyor. O pastel tonlar, o yumuşak çizgiler, animenin o sıcak ve samimi atmosferini çok güzel yansıtıyor. Bir de animenin müzikleri yok mu? O piyano melodileri, o duygusal şarkılar, seni alıp bambaşka diyarlara götürüyor. Usagi Drop'u izledikten sonra, ben de bir çocuk evlat edinmek istedim, o derece etkiledi beni!

Delirten Detay: Daikichi'nin Rin'in saçlarını örmeye çalışırkenki o komik halleri! Bir de Rin'in Daikichi'ye sürekli "Papa!" diye seslenmesi! O ikilinin arasındaki o tatlı baba-kız ilişkisi, animenin en can alıcı noktası!

Kimler Sevecek?: Eğer "Mh Comes In Like a Lion" gibi duygusal, aile bağlarını konu alan, iç ısıtan animeleri seviyorsanız, Usagi Drop'a kesinlikle bayılacaksınız! Ayrıca, çocuklarla ilgili animeleri, hayatın anlamını sorgulayan animeleri sevenler de bu animeyi kaçırmamalı!


3: Flying Witch - Sakin Bir Cadılık Hikayesi!

Flying Witch, adından da anlaşılacağı gibi, cadılarla ilgili bir anime. Ama sakın Harry Potter gibi aksiyon dolu bir şey beklemeyin! Bu anime, çok daha sakin, daha huzurlu bir atmosfere sahip. 15 yaşındaki cadı Makoto Kowata, ailesiyle birlikte kuzey Japonya'da bir kasabaya taşınıyor. Burada, cadılık eğitimine devam ederken, aynı zamanda kasaba hayatına da adapte olmaya çalışıyor. Makoto'nun kuzenleri Kei ve Chinatsu da onunla birlikte yaşıyor ve birlikte çok eğlenceli maceralar yaşıyorlar. Bu anime, sadece cadılıkla ilgili değil, aynı zamanda doğayla, mevsimlerle ve insan ilişkileriyle ilgili. İzlerken iç huzur buluyorsun, sanki sen de o kasabada yaşıyormuşsun gibi hissediyorsun.

Flying Witch'in en sevdiğim özelliği, o rahatlatıcı atmosferi. Animenin çizimleri çok güzel, o yemyeşil doğa, o şirin evler, o masmavi gökyüzü o kadar güzel çizilmiş ki, sanki bir tabloya bakıyormuşsun gibi. Bir de animenin müzikleri yok mu? O gitar melodileri, o hafif şarkılar, seni alıp bambaşka diyarlara götürüyor. Makoto'nun o sakin ve sevimli tavırları, Kei'nin o komik halleri, Chinatsu'nun o bitmek bilmeyen merakı... Hepsi ayrı ayrı karakterler ve hepsi animenin atmosferine renk katıyor. Bu animeyi izledikten sonra, ben de bir cadı olmak istedim, o derece etkiledi beni!

Delirten Detay: Makoto'nun kedisi Chito'nun o uykucu halleri! Bir de cadılıkla ilgili o küçük detaylar, mesela bitkilerden iksir yapması, sihirli eşyalar kullanması! O detaylar, animenin büyülü atmosferini daha da güçlendiriyor!

Kimler Sevecek?: Eğer "Mh Comes In Like a Lion" gibi sakin, huzurlu, iç ısıtan animeleri seviyorsanız, Flying Witch'e kesinlikle bayılacaksınız! Ayrıca, cadılıkla ilgili animeleri, doğayı sevenleri, fantastik öğelerden hoşlananları da bu animeye davet ediyorum!


4: Yotsuba&! - Hayata Yeniden Başlamak!

Yotsuba&! tam bir enerji bombası! Yotsuba, küçük, meraklı ve inanılmaz derecede sevimli bir kız. Yeni bir şehre taşınıyor ve etrafındaki dünyayı keşfetmeye başlıyor. Her şey onun için yeni ve heyecan verici. Basit şeylerden bile büyük keyif alıyor. Bu anime, hayatın küçük zevklerine odaklanıyor ve bize dünyayı bir çocuğun gözünden görmeyi hatırlatıyor. Yotsuba'nın enerjisi o kadar bulaşıcı ki, izlerken sürekli gülümsüyorsun.

Yotsuba'nın en sevdiğim özelliği, her şeye karşı duyduğu o sonsuz merak. Bir çiçeğin nasıl açtığını, bir dondurmanın nasıl yapıldığını, bir bisikletin nasıl sürüldüğünü... Her şeyi öğrenmek istiyor ve öğrenirken de çok eğleniyor. Animenin çizimleri de çok hoşuma gidiyor. Yotsuba'nın o kocaman gözleri, o sevimli gülüşü, animenin o canlı renkleri... Hepsi animenin o neşeli atmosferini çok güzel yansıtıyor. Bu animeyi izledikten sonra, ben de Yotsuba gibi hayata daha pozitif bakmaya başladım!

Delirten Detay: Yotsuba'nın "Koiwai" diye bağırması ve etraftaki herkesin ona gülmesi! Bir de Yotsuba'nın dondurmaya olan düşkünlüğü! O dondurmayı yerkenki o mutlu ifadesi, animenin en tatlı anlarından biri!

Kimler Sevecek?: Eğer "Mh Comes In Like a Lion" gibi iç ısıtan, neşeli, hayatın küçük zevklerine odaklanan animeleri seviyorsanız, Yotsuba&!'ya kesinlikle bayılacaksınız! Ayrıca, çocuklarla ilgili animeleri, komedi animelerini sevenler de bu animeyi kaçırmamalı!


5: Sweetness & Lightning - Mutfakta Baba-Kız Aşkı!

Sweetness & Lightning, bekar bir babanın kızıyla olan ilişkisini ve yemek yapma serüvenlerini konu alan sıcacık bir anime. Öğretmen olan Kouhei, eşini kaybettikten sonra kızı Tsumugi'ye tek başına bakmak zorunda kalıyor. Yemek yapma konusunda beceriksiz olan Kouhei, Tsumugi'nin sağlıklı beslenmesi için elinden geleni yapıyor ama pek başarılı olamıyor. Bir gün, bir öğrencisi vasıtasıyla yemek yapmayı öğrenmeye karar veriyor ve olaylar gelişiyor. Bu anime, sadece yemek yapma ile ilgili değil, aynı zamanda aile bağları, kayıp ve yeniden başlama üzerine de çok güzel bir hikaye anlatıyor.

Sweetness & Lightning'in en sevdiğim yanı, karakterlerin samimiyeti. Kouhei'nin o çaresiz halleri, Tsumugi'nin o tatlılığı, diğer karakterlerin de kendi dertleri ve mutlulukları var. Hiçbiri mükemmel değil, hepsi hata yapıyor ama hatalarından ders çıkarıyorlar. Yemek yapma sahneleri de çok iştah açıcı! Animenin çizimleri de çok hoşuma gidiyor. O sıcak renkler, o detaylı yemek çizimleri, animenin o samimi atmosferini çok güzel yansıtıyor. Bu animeyi izledikten sonra, ben de yemek yapmaya merak saldım!

Delirten Detay: Tsumugi'nin yemek yerkenki o mutlu ifadesi! Bir de Kouhei'nin yemek yaparkenki o sakarlıkları! O ikilinin arasındaki o tatlı baba-kız ilişkisi, animenin en can alıcı noktası!

Kimler Sevecek?: Eğer "Mh Comes In Like a Lion" gibi duygusal, aile bağlarını konu alan, iç ısıtan animeleri seviyorsanız, Sweetness & Lightning'e kesinlikle bayılacaksınız! Ayrıca, yemek yapma ile ilgili animeleri, çocuklarla ilgili animeleri sevenler de bu animeyi kaçırmamalı!


6: Poco's Udon World - Tanuki Çocuk ve Sıcak Bir Yuva!

Poco's Udon World, memleketine dönen genç bir adamın, sihirli bir tanuki çocuğa bakmak zorunda kalmasıyla başlayan sıcacık bir hikaye. Souta Tawara, Tokyo'da tasarımcı olarak çalışırken babasının ölüm haberini alır ve memleketi Kagawa'ya döner. Babasının udon dükkanını ziyaret ederken, Poco adında küçük bir çocukla karşılaşır. Poco'nun aslında bir tanuki olduğunu öğrenen Souta, ona bakmaya karar verir. Bu anime, sadece fantastik öğeler içermekle kalmıyor, aynı zamanda aile, memleket sevgisi ve geçmişle yüzleşme gibi temaları da işliyor. İzlerken hem eğleniyorsun, hem de duygulanıyorsun.

Poco's Udon World'ün en sevdiğim yanı, karakterlerin arasındaki o samimi bağ. Souta'nın Poco'ya olan sevgisi, Poco'nun Souta'ya olan bağlılığı, diğer karakterlerin de kendi dertleri ve mutlulukları var. Animenin çizimleri de çok hoşuma gidiyor. Kagawa'nın o güzel manzaraları, o şirin evleri, animenin o sıcak atmosferini çok güzel yansıtıyor. Bir de udon yemeklerinin çizimleri yok mu? İnsanın canı çekiyor resmen! Bu animeyi izledikten sonra, ben de Kagawa'ya gidip udon yemek istedim!

Delirten Detay: Poco'nun "Udon!" diye bağırması ve kulaklarının sevimli bir şekilde oynaması! Bir de Poco'nun Souta'ya sürekli sarılması! O ikilinin arasındaki o tatlı baba-oğul ilişkisi, animenin en can alıcı noktası!

Kimler Sevecek?: Eğer "Mh Comes In Like a Lion" gibi duygusal, aile bağlarını konu alan, iç ısıtan animeleri seviyorsanız, Poco's Udon World'e kesinlikle bayılacaksınız! Ayrıca, fantastik öğeler içeren animeleri, Japon kültürünü sevenler de bu animeyi kaçırmamalı!


7: Non Non Biyori - Taşraya Kaçış Rehberi!

Non Non Biyori, şehir hayatından sıkılıp taşraya yerleşen bir grup öğrencinin günlük yaşamını konu alan, inanılmaz derecede rahatlatıcı bir anime. Asahioka köyünde sadece beş öğrencinin okuduğu bir okulda geçen hikaye, doğayla iç içe, sakin ve huzurlu bir yaşamı gözler önüne seriyor. Bu anime, sadece günlük yaşamı anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda doğanın güzelliklerini, mevsimlerin değişimini ve arkadaşlığın önemini de vurguluyor. İzlerken stresten uzaklaşıyor, sanki sen de o köyde yaşıyormuşsun gibi hissediyorsun.

Non Non Biyori'nin en sevdiğim yanı, o sakin ve huzurlu atmosferi. Animenin çizimleri çok güzel, Asahioka köyünün o yemyeşil doğası, o şirin evleri, o masmavi gökyüzü o kadar güzel çizilmiş ki, sanki bir tabloya bakıyormuşsun gibi. Bir de animenin müzikleri yok mu? O flüt melodileri, o hafif şarkılar, seni alıp bambaşka diyarlara götürüyor. Öğrencilerin o kendi hallerindeki halleri, o komik diyalogları, animenin atmosferine renk katıyor. Bu animeyi izledikten sonra, ben de taşraya yerleşmek istedim!

Delirten Detay: Renge'nin "Nyanpasu!" diye selam vermesi! Bir de Renge'nin her şeye karşı duyduğu o sonsuz merak! O detaylar, animenin o sevimli atmosferini daha da güçlendiriyor!

Kimler Sevecek?: Eğer "Mh Comes In Like a Lion" gibi sakin, huzurlu, iç ısıtan animeleri seviyorsanız, Non Non Biyori'ye kesinlikle bayılacaksınız! Ayrıca, doğayı sevenleri, taşra yaşamını merak edenleri de bu animeye davet ediyorum!


8: Amaama to Inazuma - Tek Ebeveynliğin Tatlı ve Acı Yüzü!

Amaama to Inazuma, eşini kaybetmiş bir öğretmenin küçük kızıyla birlikte yemek yapmayı öğrenmesini konu alan, yürek ısıtan bir anime. Kouhei Inuzuka, eşinin ölümünden sonra kızı Tsumugi'ye tek başına bakmak zorunda kalır. Ancak yemek yapma konusunda oldukça beceriksizdir. Bir gün, öğrencisi Kotori Iida ile tanışır ve birlikte yemek yapmaya başlarlar. Bu anime, sadece yemek yapma ile ilgili değil, aynı zamanda aile, kayıp ve yeniden başlama üzerine de çok güzel bir hikaye anlatıyor.

Amaama to Inazuma'nın en sevdiğim yanı, karakterlerin samimiyeti. Kouhei'nin o çaresiz halleri, Tsumugi'nin o tatlılığı, Kotori'nin o enerjik tavırları, animenin atmosferine renk katıyor. Yemek yapma sahneleri de çok iştah açıcı! Animenin çizimleri de çok hoşuma gidiyor. O sıcak renkler, o detaylı yemek çizimleri, animenin o samimi atmosferini çok güzel yansıtıyor. Bu animeyi izledikten sonra, ben de yemek yapmaya merak saldım!

Delirten Detay: Tsumugi'nin yemek yerkenki o mutlu ifadesi! Bir de Kouhei'nin yemek yaparkenki o sakarlıkları! O ikilinin arasındaki o tatlı baba-kız ilişkisi, animenin en can alıcı noktası!

Kimler Sevecek?: Eğer "Mh Comes In Like a Lion" gibi duygusal, aile bağlarını konu alan, iç ısıtan animeleri seviyorsanız, Amaama to Inazuma'ya kesinlikle bayılacaksınız! Ayrıca, yemek yapma ile ilgili animeleri, çocuklarla ilgili animeleri sevenler de bu animeyi kaçırmamalı!


9: Hakumei and Mikochi - Minik Dünyaların Dev Hikayesi!

Hakumei and Mikochi, 9 santimetre boyunda iki kızın, ağaç kovuklarında ve mantar evlerde yaşadığı, büyüleyici bir dünyayı konu alan, sıra dışı bir anime. Hakumei ve Mikochi, ormanda kendi hallerinde yaşayan, zanaatkar ruhlu iki minik kızdır. Hakumei daha maceraperest ve pratikken, Mikochi daha sakin ve düşüncelidir. Bu anime, sadece fantastik bir dünyayı anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda doğayla uyum içinde yaşamayı, arkadaşlığın önemini ve küçük şeylerden mutlu olmayı da vurguluyor. İzlerken hayran kalıyorsun, sanki sen de o minik dünyada yaşıyormuşsun gibi hissediyorsun.

Hakumei and Mikochi'nin en sevdiğim yanı, o detaylı ve büyüleyici dünya. Animenin çizimleri çok güzel, ormanın o yemyeşil doğası, o şirin evleri, o minik eşyalar o kadar güzel çizilmiş ki, sanki bir masal kitabına bakıyormuşsun gibi. Bir de animenin müzikleri yok mu? O flüt melodileri, o hafif şarkılar, seni alıp bambaşka diyarlara götürüyor. Hakumei'nin o enerjik tavırları, Mikochi'nin o sakinliği, animenin atmosferine renk katıyor. Bu animeyi izledikten sonra, ben de minik bir evde yaşamak istedim!

Delirten Detay: Hakumei ve Mikochi'nin kullandığı o minik aletler ve eşyalar! Bir de Hakumei ve Mikochi'nin ormanda karşılaştığı o ilginç yaratıklar! O detaylar, animenin o büyülü atmosferini daha da güçlendiriyor!

Kimler Sevecek?: Eğer "Mh Comes In Like a Lion" gibi sakin, huzurlu, iç ısıtan animeleri seviyorsanız, Hakumei and Mikochi'ye kesinlikle bayılacaksınız! Ayrıca, fantastik dünyaları sevenleri, detaylı çizimlere hayran olanları da bu animeye davet ediyorum!


10: Natsume's Book of Friends - Ruhlarla Dolu Bir Kalp Yolculuğu!

Natsume's Book of Friends, ruhları görebilen ve onlarla iletişim kurabilen Natsume Takashi'nin hikayesini konu alan, duygusal ve iç ısıtan bir anime. Natsume, büyükannesinden miras kalan "Dostluk Kitabı" sayesinde, ruhların isimlerini geri vererek onları özgürleştirir. Bu süreçte, birçok farklı ruhla karşılaşır, onların hikayelerini dinler ve onlarla dostluk kurar. Bu anime, sadece ruhlarla ilgili değil, aynı zamanda yalnızlık, kabul görme, sevgi ve kayıp gibi temaları da işliyor. İzlerken hem hüzünleniyorsun, hem de umut doluyorsun.

Natsume's Book of Friends'in en sevdiğim yanı, karakterlerin derinliği ve hikayelerin duygusallığı. Natsume'nin o yalnızlığı, ruhların o çaresizliği, animenin atmosferine yansıyor. Animenin çizimleri de çok güzel, Japonya'nın o güzel manzaraları, o gizemli ormanları, animenin o büyülü atmosferini çok güzel yansıtıyor. Bir de animenin müzikleri yok mu? O piyano melodileri, o duygusal şarkılar, seni alıp bambaşka diyarlara götürüyor. Bu animeyi izledikten sonra, ben de ruhlarla iletişim kurmak istedim!

Delirten Detay: Natsume'nin koruyucusu Nyanko-sensei'nin o sevimli halleri ve komik diyalogları! Bir de Natsume'nin ruhlara isimlerini geri verirkenki o duygusal anlar! O detaylar, animenin o derin ve etkileyici atmosferini daha da güçlendiriyor!

Kimler Sevecek?: Eğer "Mh Comes In Like a Lion" gibi duygusal, iç ısıtan, ruhani öğeler içeren animeleri seviyorsanız, Natsume's Book of Friends'e kesinlikle bayılacaksınız! Ayrıca, Japon mitolojisine ilgi duyanları, fantastik hikayeleri sevenleri de bu animeye davet ediyorum!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.