Megalobox hayranlarına özel: Kaçırmamanız gereken animeler: Yumruklar konuşsun!

Megalobox'u sevdiysen, bu animelere bayılacaksın! Adrenalin dolu dövüşler, unutulmaz karakterler ve müthiş hikayeler seni bekliyor. Hazır ol, ringe çıkıyoruz!

Şubat 28, 2026 - 02:58
Şubat 28, 2026 - 02:58
 0  1
Megalobox hayranlarına özel: Kaçırmamanız gereken animeler: Yumruklar konuşsun!

1. Hajime no Ippo: Ringe Adım At!

Abi, Hajime no Ippo efsane ya! Eğer Megalobox'taki o ringin tozunu yutan, pes etmeyen ruhu sevdiysen, Ippo Makunouchi'nin hikayesine resmen aşık olacaksın. Bu anime, Ippo'nun zorbalığa uğrayan, çekingen bir çocuktan nasıl boks dünyasının zirvesine tırmandığını anlatıyor. Ama öyle basit bir " underdog " hikayesi değil bu. Ippo'nun her antrenmanı, her maçı seni resmen koltuğuna yapıştıracak. Rakibini analiz etme şekli, ringdeki stratejileri falan... Tam bir boks dersi! Üstelik sadece dövüş sahneleriyle de sınırlı değil. Karakterlerin derinlikleri, aralarındaki bağlar, komedi unsurları falan... Dört dörtlük bir anime deneyimi sunuyor sana. İnan bana, Ippo'nun o meşhur " gazelle punch " ını ilk gördüğünde yerinden fırlayacaksın!

Düşünsene, Megalobox'ta Gearless Joe'nun o azmi, o kararlılığı vardı ya? İşte aynısı Ippo'da da var. İkisi de ringe çıktıklarında her şeylerini ortaya koyuyorlar. Ippo'nun antrenörü Kamogawa Genji'nin ona verdiği taktikler, onu nasıl eğittiği falan... Resmen bir sensei-öğrenci ilişkisi destanı. Ve en önemlisi, Hajime no Ippo sadece bir dövüş animesi değil. Ippo'nun kişisel gelişimi, arkadaşlıkları, hayata bakış açısı falan... Seni derinden etkileyecek. Özellikle Takamura Mamoru karakterine dikkat et. O adam tam bir deli dahi! Hem komik, hem de ringde tam bir canavar. İzlerken hem gülecek, hem de " Helal olsun be! " diyeceksin.

Eğer Megalobox'taki o geleceğin teknolojisiyle harmanlanmış boks atmosferini sevdiysen, Hajime no Ippo'nun daha geleneksel, daha " gerçekçi " boks dünyası sana farklı bir soluk getirecek. Ama sakın aldanma, aksiyon ve heyecan konusunda Megalobox'tan aşağı kalır yanı yok. Hatta bazı dövüş sahneleri o kadar iyi ki, tekrar tekrar izlemek isteyeceksin. Ippo'nun rakipleriyle olan o psikolojik savaşları, ringdeki stratejileri falan... Resmen bir satranç maçı gibi. Ve en önemlisi, Ippo'nun asla pes etmeyen ruhu seni motive edecek, sana ilham verecek.

Delirten Detay: Ippo'nun "Demsey Roll" tekniği! O kadar hızlı ve acımasız ki, rakiplerinin kafası dönüyor resmen!

Kimler Sevecek?: Dövüş sporları hayranları, underdog hikayelerini sevenler, karakter gelişimine önem verenler.


2. Ashita no Joe: Efsanenin Doğuşu

Şimdi sıkı dur, çünkü efsanelerin efsanesine geliyoruz: Ashita no Joe! Megalobox'un esin kaynağı, boks animesi denince akla ilk gelen yapımlardan biri. Eğer Gearless Joe'nun o asi ruhunu, o umursamaz tavırlarını sevdiysen, Joe Yabuki'ye resmen tapacaksın. Bu anime, Joe'nun sokaklarda serserilik yaparken boks dünyasına adım atmasını ve zirveye tırmanışını anlatıyor. Ama öyle kolay bir tırmanış değil bu. Joe'nun hayatı inişlerle, çıkışlarla, acılarla dolu. Ama o asla pes etmiyor, hep daha yükseği hedefliyor. Onun o kararlılığı, o azmi seni derinden etkileyecek.

Megalobox'taki o karanlık, distopik atmosferi sevdiysen, Ashita no Joe'nun daha gerçekçi, daha sert dünyası sana farklı bir deneyim sunacak. Bu anime, savaş sonrası Japonya'sının yoksulluğunu, umutsuzluğunu çok iyi yansıtıyor. Joe'nun yaşadığı o zorluklar, o mücadeleler seni derinden etkileyecek. Ama aynı zamanda onun o insanlara umut verme çabası, o arkadaşlıkları falan... Seni duygulandıracak. Özellikle Rikiishi Toru ile olan rekabetine dikkat et. O rekabet sadece ringde kalmıyor, Joe'nun hayatını tamamen değiştiriyor.

Eğer Megalobox'taki o dövüş sahnelerinin gerçekçiliğini, o aksiyonu sevdiysen, Ashita no Joe'nun daha eski tarz çizimlerine rağmen o dövüş sahnelerindeki şiddeti, o heyecanı hissedeceksin. Joe'nun yumrukları o kadar sert ki, sanki sen yiyormuşsun gibi hissedeceksin. Ve en önemlisi, Ashita no Joe sadece bir boks animesi değil. Joe'nun hayat felsefesi, hayata bakış açısı seni düşündürecek, sana ilham verecek. İnan bana, Joe'nun son dövüşünü izlerken gözyaşlarına hakim olamayacaksın!

Delirten Detay: Joe'nun o meşhur "çifte yumruk" stili! Rakiplerini şaşkına çeviren, acımasız bir teknik!

Kimler Sevecek?: Klasik anime hayranları, karakter odaklı hikayeleri sevenler, boks tarihine meraklı olanlar.


3. Tengen Toppa Gurren Lagann: Ruhunla Del!

Tamam, tamam, biliyorum, "Bu ne alaka ya? Bu anime boksla mı alakalı?" diye düşünüyorsun. Ama dur bir dinle! Eğer Megalobox'taki o sınırları zorlayan, imkansızı başaran ruhu sevdiysen, Tengen Toppa Gurren Lagann'a resmen aşık olacaksın. Bu anime, Yeraltı Köyü'nde yaşayan Simon'un, abisi Kamina ile birlikte yeryüzüne çıkışını ve insanlığın kaderini değiştirmesini anlatıyor. Ama öyle basit bir hikaye değil bu. Bu anime, azmin, kararlılığın, dostluğun ve asla pes etmemenin destanı! Düşünsene, Megalobox'ta Gearless Joe'nun o imkansız rakiplere karşı verdiği mücadeleyi? İşte aynısı Gurren Lagann'da da var. Simon ve Kamina sürekli daha güçlü düşmanlarla karşılaşıyorlar, ama asla yılmıyorlar. Onların o "spiral enerji"si seni de gaza getirecek!

Megalobox'taki o geleceğin teknolojisiyle harmanlanmış atmosferi sevdiysen, Gurren Lagann'ın daha fantastik, daha abartılı dünyası sana farklı bir deneyim sunacak. Ama sakın aldanma, aksiyon ve heyecan konusunda Megalobox'tan aşağı kalır yanı yok. Hatta bazı dövüş sahneleri o kadar epik ki, tekrar tekrar izlemek isteyeceksin. Gurren Lagann'ın o devasa robotlarla olan savaşları, o uzay boşluğundaki mücadeleleri falan... Resmen akıl almaz! Ve en önemlisi, Gurren Lagann sadece bir aksiyon animesi değil. Simon'un kişisel gelişimi, Kamina ile olan kardeşliği, Yoko Littner ile olan ilişkisi falan... Seni derinden etkileyecek.

Eğer Megalobox'taki o karakterlerin arasındaki bağları, o dostluğu sevdiysen, Gurren Lagann'daki o takım ruhuna, o dayanışmaya hayran kalacaksın. Simon, Kamina ve Yoko'nun arasındaki o ilişki, o birbirlerine olan güvenleri seni duygulandıracak. Ve en önemlisi, Gurren Lagann sana asla pes etmemeyi, hayallerinin peşinden gitmeyi öğretecek. İnan bana, Gurren Lagann'ı izledikten sonra sen de "Ruhunla del!" diye bağırmak isteyeceksin!

Delirten Detay: Kamina'nın o meşhur "Giga Drill Break" saldırısı! O kadar güçlü ki, gezegenleri bile delebiliyor!

Kimler Sevecek?: Aksiyon ve macera sevenler, epik hikayelere bayılanlar, robotlu animelere meraklı olanlar.


4. Baccano!: Karmaşanın Dansı

Belki diyeceksin ki, "Yahu, bu listede ne işi var Baccano!'nun?" Ama dur bir soluklan! Megalobox'taki o karanlık, suç dolu atmosferi sevdiysen, Baccano!'nun 1930'lar Amerika'sındaki mafya dünyasına bayılacaksın. Bu anime, New York'tan yola çıkan bir trende yaşanan olayları, gangsterler arasındaki hesaplaşmaları, ölümsüzlük iksirini arayanları anlatıyor. Ama öyle kronolojik bir hikaye anlatımı yok. Baccano!, olayları farklı karakterlerin gözünden, farklı zaman dilimlerinde göstererek seni sürekli şaşırtıyor. Tıpkı Megalobox'taki o sürprizlerle dolu senaryo gibi!

Megalobox'taki o karakterlerin arasındaki karmaşık ilişkileri, o gizemleri sevdiysen, Baccano!'daki o birbirinden ilginç karakterlere hayran kalacaksın. Isaac ve Miria'nın o aptalca ama sevimli halleri, Ladd Russo'nun o psikopatça davranışları, Claire Stanfield'ın o gizemli kişiliği falan... Her biri ayrı bir olay! Ve en önemlisi, Baccano! sadece bir aksiyon animesi değil. Bu anime, kaderin, tesadüflerin, seçimlerin ve sonuçlarının hikayesi. İzlerken hem eğlenecek, hem de düşüneceksin.

Eğer Megalobox'taki o stilize dövüş sahnelerini sevdiysen, Baccano!'daki o kanlı, vahşi çatışmalara da bayılacaksın. Bu anime, şiddeti abartmaktan çekinmiyor. Gangsterler birbirlerini kurşunluyor, bıçaklıyor, bombalıyor falan... Ama bunu öyle rahatsız edici bir şekilde değil, aksine eğlenceli bir şekilde yapıyor. Ve en önemlisi, Baccano! sana farklı bir anime deneyimi sunacak. Bu anime, seni sürekli şaşırtacak, seni sürekli meraklandıracak. İnan bana, Baccano!'yu izledikten sonra sen de "Baccano!" diye bağırmak isteyeceksin!

Delirten Detay: Ladd Russo'nun o meşhur "Ben bir yıkımcıyım!" repliği. O kadar psikopatça ki, tüylerin diken diken olacak!

Kimler Sevecek?: Aksiyon ve suç sevenler, karmaşık hikayelere bayılanlar, farklı anime deneyimleri arayanlar.


5. Cowboy Bebop: Uzayın Kovboyları

Şimdi de geliyoruz, anime tarihinin en kült yapımlarından birine: Cowboy Bebop! Eğer Megalobox'taki o yalnız kurt havasını, o melankolik atmosferi sevdiysen, Cowboy Bebop'a resmen aşık olacaksın. Bu anime, uzayda ödül avcılığı yapan Spike Spiegel ve ekibinin maceralarını anlatıyor. Ama öyle basit bir "haftanın kötüsü" hikayesi değil bu. Cowboy Bebop, karakterlerin geçmişleriyle yüzleşmelerini, hayatta anlam aramalarını ve yalnızlıkla başa çıkmalarını anlatıyor. Tıpkı Megalobox'taki o derin karakter analizleri gibi!

Megalobox'taki o geleceğin teknolojisiyle harmanlanmış atmosferi sevdiysen, Cowboy Bebop'un daha retro-fütüristik, daha caz kokan dünyası sana farklı bir deneyim sunacak. Bu anime, uzayı vahşi batı gibi tasvir ediyor. Her gezegende farklı bir kültür, farklı bir tehlike var. Ve en önemlisi, Cowboy Bebop sadece bir aksiyon animesi değil. Bu anime, müziğin, sanatın, felsefenin ve edebiyatın birleşimi. İzlerken hem eğlenecek, hem de düşüneceksin.

Eğer Megalobox'taki o stilize dövüş sahnelerini sevdiysen, Cowboy Bebop'taki o aksiyon dolu çatışmalara da bayılacaksın. Spike'ın o Jeet Kune Do stilindeki dövüşleri, Faye'in o ateşli silah kullanma becerisi, Jet'in o kas gücü falan... Her biri ayrı bir olay! Ve en önemlisi, Cowboy Bebop sana farklı bir anime deneyimi sunacak. Bu anime, seni güldürecek, seni ağlatacak, seni düşündürecek. İnan bana, Cowboy Bebop'u izledikten sonra sen de "See you space cowboy..." demek isteyeceksin!

Delirten Detay: Yoko Kanno'nun o efsanevi müzikleri! Caz, blues, rock... Hangi tarzı seversen sev, Cowboy Bebop'un müziklerine bayılacaksın!

Kimler Sevecek?: Bilim kurgu sevenler, caz müziği hayranları, karakter odaklı hikayeleri sevenler.


6. Vinland Saga: Vikinglerin Arasında

Eğer Megalobox'taki o intikam arayışını, o savaşçı ruhunu sevdiysen, Vinland Saga'ya kesinlikle bayılacaksın! Bu anime, Vikinglerin acımasız dünyasında babasının intikamını almak için yaşayan Thorfinn'in hikayesini anlatıyor. Ama öyle basit bir intikam hikayesi değil bu. Vinland Saga, savaşın anlamsızlığını, şiddetin döngüsünü ve gerçek barışın ne olduğunu sorguluyor. Tıpkı Megalobox'taki o derin temalar gibi!

Megalobox'taki o karanlık, gerçekçi atmosferi sevdiysen, Vinland Saga'nın o vahşi, kanlı dünyasına da bayılacaksın. Bu anime, Vikinglerin yaşam tarzını, savaş taktiklerini, inançlarını ve değerlerini çok iyi yansıtıyor. Savaş sahneleri o kadar acımasız ki, gözlerini kaçırmak isteyeceksin. Ama aynı zamanda karakterlerin arasındaki bağlar, o dostluklar falan... Seni duygulandıracak.

Eğer Megalobox'taki o güçlü karakterleri sevdiysen, Vinland Saga'daki o birbirinden ilginç karakterlere hayran kalacaksın. Thorfinn'in o intikam hırsıyla dolu hali, Askeladd'ın o zeki ve kurnaz kişiliği, Thorkell'in o savaşçı ruhu falan... Her biri ayrı bir olay! Ve en önemlisi, Vinland Saga sana farklı bir anime deneyimi sunacak. Bu anime, seni düşündürecek, seni sorgulatacak, seni değiştirecek. İnan bana, Vinland Saga'yı izledikten sonra sen de "Savaşın anlamı ne?" diye düşünmeye başlayacaksın!

Delirten Detay: Thorkell'in o devasa baltasıyla yaptığı savaşlar! O kadar güçlü ki, orduları bile tek başına yenebiliyor!

Kimler Sevecek?: Tarihi kurgu sevenler, Vikinglere meraklı olanlar, derin temaları olan animeleri sevenler.


7. Devilman Crybaby: İnsanlığın Sonu

Şimdi de geliyoruz, anime tarihinin en tartışmalı ve en etkileyici yapımlarından birine: Devilman Crybaby! Eğer Megalobox'taki o karanlık, distopik atmosferi sevdiysen, Devilman Crybaby'nin o kıyamet senaryosuna bayılacaksın. Bu anime, arkadaşı Ryo'nun isteği üzerine şeytanla birleşen Akira Fudo'nun, insanlığı şeytanlardan koruma mücadelesini anlatıyor. Ama öyle basit bir "iyi-kötü" hikayesi değil bu. Devilman Crybaby, insanlığın karanlık yüzünü, şiddetin doğasını ve aşkın gücünü sorguluyor. Tıpkı Megalobox'taki o derin temalar gibi!

Megalobox'taki o stilize dövüş sahnelerini sevdiysen, Devilman Crybaby'deki o vahşi, kanlı çatışmalara da bayılacaksın. Bu anime, şiddeti abartmaktan çekinmiyor. Şeytanlar insanları yiyor, parçalıyor, tecavüz ediyor falan... Ama bunu öyle rahatsız edici bir şekilde değil, aksine şok edici bir şekilde yapıyor. Ve en önemlisi, Devilman Crybaby sana farklı bir anime deneyimi sunacak. Bu anime, seni güldürecek, seni ağlatacak, seni iğrendirecek, seni düşündürecek. İnan bana, Devilman Crybaby'yi izledikten sonra sen de "İnsanlık nereye gidiyor?" diye düşünmeye başlayacaksın!

Eğer Megalobox'taki o güçlü karakterleri sevdiysen, Devilman Crybaby'deki o birbirinden ilginç karakterlere hayran kalacaksın. Akira'nın o naif ve duygusal hali, Ryo'nun o gizemli ve şeytani kişiliği, Miki'nin o masum ve sevgi dolu hali falan... Her biri ayrı bir olay! Ve en önemlisi, Devilman Crybaby sana farklı bir anime deneyimi sunacak. Bu anime, seni etkileyecek, seni sarsacak, seni değiştirecek. İnan bana, Devilman Crybaby'yi izledikten sonra sen de "Aşk her şeyin üstesinden gelebilir mi?" diye düşünmeye başlayacaksın!

Delirten Detay: Akira'nın Devilman formundaki o vahşi ve güçlü hali! Şeytanları bile titretiyor!

Kimler Sevecek?: Karanlık ve rahatsız edici animeleri sevenler, psikolojik gerilimden hoşlananlar, derin temaları olan animeleri arayanlar.


8. Ping Pong the Animation: Masa Tenisi Bir Sanattır!

Tamam, tamam, biliyorum, "Bu ne alaka ya? Masa tenisi mi?" diye düşünüyorsun. Ama dur bir dinle! Eğer Megalobox'taki o rekabeti, o azmi, o sporcu ruhunu sevdiysen, Ping Pong the Animation'a resmen aşık olacaksın. Bu anime, masa tenisi tutkunu olan Peco ve Smile'ın hikayesini anlatıyor. Ama öyle basit bir spor animesi değil bu. Ping Pong the Animation, yetenek, çalışma azmi, rekabet ve hayatta anlam arayışı üzerine bir başyapıt! Düşünsene, Megalobox'ta Gearless Joe'nun o imkansız rakiplere karşı verdiği mücadeleyi? İşte aynısı Ping Pong the Animation'da da var. Peco ve Smile sürekli daha güçlü rakiplerle karşılaşıyorlar, ama asla yılmıyorlar. Onların o masa tenisine olan tutkuları seni de gaza getirecek!

Megalobox'taki o stilize çizimleri sevdiysen, Ping Pong the Animation'ın o farklı, deneysel çizimlerine de bayılacaksın. Bu anime, karakterlerin duygularını, hareketlerini ve masa tenisine olan tutkularını çok iyi yansıtıyor. Bazı sahneler o kadar gerçekçi ki, sanki sen de masa tenisi oynuyormuşsun gibi hissedeceksin. Ve en önemlisi, Ping Pong the Animation sadece bir spor animesi değil. Bu anime, dostluğun, rekabetin, kişisel gelişimin ve hayatta anlam arayışının hikayesi. İzlerken hem eğlenecek, hem de düşüneceksin.

Eğer Megalobox'taki o karakterlerin arasındaki bağları, o dostluğu sevdiysen, Ping Pong the Animation'daki o takım ruhuna, o dayanışmaya hayran kalacaksın. Peco, Smile, Kazama ve Kong Wenge'nin arasındaki o ilişki, o birbirlerine olan rekabetleri ve saygıları seni duygulandıracak. Ve en önemlisi, Ping Pong the Animation sana asla pes etmemeyi, hayallerinin peşinden gitmeyi öğretecek. İnan bana, Ping Pong the Animation'ı izledikten sonra sen de masa tenisi oynamak isteyeceksin!

Delirten Detay: Peco'nun o meşhur "Kahraman geldi!" repliği. O kadar karizmatik ki, rakiplerini bile etkiliyor!

Kimler Sevecek?: Spor animelerini sevenler, karakter odaklı hikayeleri arayanlar, farklı anime deneyimleri yaşamak isteyenler.


9. Kill la Kill: Moda ve Dövüş Sanatı Bir Arada!

Eğer Megalobox'taki o aksiyon dolu dövüşleri, o abartılı karakterleri ve o sıra dışı hikayeyi sevdiysen, Kill la Kill'e kesinlikle bayılacaksın! Bu anime, babasının intikamını almak için Honnouji Akademisi'ne gelen Ryuko Matoi'nin hikayesini anlatıyor. Ama öyle basit bir intikam hikayesi değil bu. Kill la Kill, moda, güç, özgürlük ve kimlik üzerine bir başyapıt! Düşünsene, Megalobox'ta Gearless Joe'nun o imkansız rakiplere karşı verdiği mücadeleyi? İşte aynısı Kill la Kill'de de var. Ryuko sürekli daha güçlü düşmanlarla karşılaşıyor, ama asla yılmıyor. Onun o Senketsu ile olan bağı seni de gaza getirecek!

Megalobox'taki o stilize çizimleri sevdiysen, Kill la Kill'in o abartılı, renkli ve enerjik çizimlerine de bayılacaksın. Bu anime, karakterlerin duygularını, hareketlerini ve dövüş stillerini çok iyi yansıtıyor. Savaş sahneleri o kadar epik ki, tekrar tekrar izlemek isteyeceksin. Ve en önemlisi, Kill la Kill sadece bir aksiyon animesi değil. Bu anime, moda, güç, özgürlük ve kimlik üzerine bir yorum. İzlerken hem eğlenecek, hem de düşüneceksin.

Eğer Megalobox'taki o karakterlerin arasındaki bağları, o dostluğu sevdiysen, Kill la Kill'deki o takım ruhuna, o dayanışmaya hayran kalacaksın. Ryuko, Satsuki, Mako ve Aikuro'nun arasındaki o ilişki, o birbirlerine olan güvenleri ve destekleri seni duygulandıracak. Ve en önemlisi, Kill la Kill sana asla pes etmemeyi, kendi yolunu çizmeni ve kim olduğunu keşfetmeyi öğretecek. İnan bana, Kill la Kill'i izledikten sonra sen de "Özgürlük için savaş!" diye bağırmak isteyeceksin!

Delirten Detay: Ryuko'nun o Senketsu ile birleştiği an! O kadar güçlü ki, gezegenleri bile kurtarabiliyor!

Kimler Sevecek?: Aksiyon ve macera sevenler, sıra dışı hikayelere bayılanlar, moda ve dövüş sanatına meraklı olanlar.


10. Samurai Champloo: Hip Hop ve Samuraylar Bir Arada!

Ve geldik son tavsiyemize: Samurai Champloo! Eğer Megalobox'taki o stil sahibi atmosferi, o aksiyon dolu dövüşleri ve o sıra dışı müzikleri sevdiysen, Samurai Champloo'ya kesinlikle bayılacaksın! Bu anime, farklı geçmişlere sahip olan Mugen ve Jin adlı iki samurayın, Fuu adındaki bir kızın isteği üzerine "kokusunu güneş gibi kokan bir samurayı" bulmak için çıktıkları yolculuğu anlatıyor. Ama öyle basit bir yolculuk hikayesi değil bu. Samurai Champloo, kültür, sınıf farklılıkları, dostluk ve kimlik üzerine bir başyapıt!

Megalobox'taki o stilize çizimleri sevdiysen, Samurai Champloo'nun o akıcı, enerjik ve farklı çizimlerine de bayılacaksın. Bu anime, karakterlerin hareketlerini, dövüş stillerini ve duygularını çok iyi yansıtıyor. Savaş sahneleri o kadar yaratıcı ki, tekrar tekrar izlemek isteyeceksin. Ve en önemlisi, Samurai Champloo sadece bir aksiyon animesi değil. Bu anime, hip hop kültürü ile samuray temasını bir araya getirerek sana farklı bir deneyim sunuyor. İzlerken hem eğlenecek, hem de düşüneceksin.

Eğer Megalobox'taki o karakterlerin arasındaki bağları, o dostluğu sevdiysen, Samurai Champloo'daki o farklı kişiliklere sahip olan Mugen, Jin ve Fuu'nun arasındaki o ilişkiye hayran kalacaksın. Onların o birbirlerine olan zıtlıkları, tartışmaları ve zaman zaman birbirlerine destek olmaları seni güldürecek ve duygulandıracak. Ve en önemlisi, Samurai Champloo sana kendi yolunu çizmeni, farklı kültürlere saygı duymanı ve kim olduğunu keşfetmeni öğretecek. İnan bana, Samurai Champloo'yu izledikten sonra sen de "Hayat bir yolculuktur!" diye düşünmeye başlayacaksın!

Delirten Detay: Nujabes'in o efsanevi müzikleri! Hip hop, caz ve geleneksel Japon müziğini bir araya getirerek sana unutulmaz bir deneyim yaşatıyor!

Kimler Sevecek?: Samuray animelerini sevenler, hip hop kültürüne meraklı olanlar, farklı anime deneyimleri yaşamak isteyenler.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.