Major S10 benzeri duygusal anime listesi: Ağlatan yapımlar - Mendilleri hazırlayın!

Major S1'i bitirdin ve gözyaşların sel olduysa, bu liste tam sana göre! Duygu yüklü, kalpleri ısıtan ve göz pınarlarını coşturan en iyi anime önerileriyle karşınızdayım!

Şubat 28, 2026 - 03:02
Şubat 28, 2026 - 03:02
 0  1
Major S10 benzeri duygusal anime listesi: Ağlatan yapımlar - Mendilleri hazırlayın!

1: Clannad ve Clannad: After Story - Hayatın Anlamını Sorgulatan Aşk Hikayesi!

Abi Clannad'ı anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum! İlk sezonu "eh işte" dedirtse de, Clannad: After Story öyle bir tokat atıyor ki, hayatı sorguluyorsun resmen! Tomoya ve Nagisa'nın aşkı, aile kurmaları, karşılaştıkları zorluklar... Ya inanılmaz gerçekçi ve dokunaklı işlenmiş. Karakterlerin gelişimine tanık olmak, onların sevinçlerini ve acılarını derinden hissetmek... Yok böyle bir şey! Özellikle Nagisa'nın hastalığı ve sonrasında yaşananlar... Gözyaşların şelale olacağına garanti veriyorum. Clannad sadece bir anime değil, hayat dersi adeta! İzlerken hem gülecek hem de hüngür hüngür ağlayacaksın, o kadar iddialıyım.

İlk sezonunda karakterler tanıtılıyor, ilişkiler kuruluyor falan. Ama asıl bomba ikinci sezon. Evlilik, çocuk, kayıplar... Hayatın tüm gerçekleri o kadar güzel ve acımasız bir şekilde anlatılıyor ki, etkisinden uzun süre çıkamıyorsun. Özellikle Ushio karakteri... O minik kızın babasıyla olan ilişkisi, saflığı, masumiyeti... Kalbimi paramparça etti resmen! Bir de animedeki müzikler var ki, ayrı bir olay. Her sahneye o kadar güzel eşlik ediyorlar ki, duygu yoğunluğunu katbekat arttırıyorlar. Mesela "Dango Daikazoku" şarkısı... İlk başta sevimli geliyor ama sonra anlamını kavrayınca boğazın düğümleniyor.

Clannad'ı izledikten sonra, hayata daha farklı bakmaya başlayacaksın. Ailenin, sevdiklerinin değerini daha iyi anlayacaksın. Belki de kendi hayatını sorgulayacaksın, "Ben ne yapıyorum?" diye. İşte bu yüzden Clannad, sadece bir anime değil, bir deneyim. Sakın kaçırma!

Delirten Detay: Ushio'nun o minik elleriyle babasına sarılması ve "Baba, ben buradayım" demesi... O sahne beni benden aldı!

Kimler Sevecek?: Romantik, dram, yaşamdan kesitler türlerini sevenler, aile bağlarına önem verenler, duygusal anlar yaşamak isteyenler bayılacak!


2: Anohana: The Flower We Saw That Day - Kayıp Arkadaşlığın Peşinde Bir Yaz Hikayesi!

Anohana... Ah Anohana! Bu animeyi izledikten sonra, "Keşke hiç izlemeseydim" diye düşündüm. Çünkü o kadar ağladım ki, gözlerim şişti resmen! Ama sonra, "İyi ki izlemişim" dedim. Çünkü Anohana, arkadaşlığın, kaybın ve affetmenin ne demek olduğunu o kadar güzel anlatıyor ki, unutulmaz bir deneyim yaşatıyor. Bir grup arkadaş, Menma adında bir kızın ölümüyle dağılıyor. Yıllar sonra, Menma'nın hayaleti Jinta'nın karşısına çıkıyor ve ona bir dileği olduğunu söylüyor. Jinta ve arkadaşları, Menma'nın dileğini gerçekleştirmek için tekrar bir araya geliyorlar. Ama geçmişin acıları, küskünlükler ve sırlar, onları zorlu bir yolculuğa çıkarıyor.

Anohana'nın en güçlü yanı, karakterlerinin gerçekliği. Her birinin ayrı ayrı sorunları, pişmanlıkları ve hayalleri var. Menma'nın ölümü, onları derinden etkilemiş ve farklı yönlere savurmuş. Jinta, içine kapanık birine dönüşmüş. Anaru, popüler olmaya çalışıyor ama aslında yalnız hissediyor. Yukiatsu, Menma'ya olan aşkını bastırmaya çalışıyor ama kıskançlığı onu ele geçiriyor. Tsurumi, Yukiatsu'ya destek oluyor ama kendi duygularını saklıyor. Poppo, her zaman neşeli olmaya çalışıyor ama aslında büyük bir suçluluk duygusu taşıyor. Bu karakterlerin hepsi o kadar iyi yazılmış ki, onlarla birlikte gülüyor, ağlıyor ve acı çekiyorsun.

Anohana'nın son bölümü... Aman Allahım! Mendiller hazır olsun! O kadar duygusal bir final ki, gözyaşlarını tutmak imkansız. Menma'nın arkadaşlarına veda etmesi, onların birbirlerine olan sevgilerini ve özlemlerini dile getirmesi... Kalbimi paramparça etti resmen! Anohana, arkadaşlığın değerini, kaybın acısını ve affetmenin gücünü hatırlatan, unutulmaz bir anime.

Delirten Detay: Menma'nın o tatlı gülümsemesi ve "Bul beni!" demesi... O sahne beni benden aldı!

Kimler Sevecek?: Dram, yaşamdan kesitler, arkadaşlık temalı anime sevenler, duygusal anlar yaşamak isteyenler bayılacak!


3: Your Lie in April - Müziğin İyileştirici Gücü ve Aşkın Dansı!

Your Lie in April... Bu animeyi izlerken hem coştum hem de gözyaşlarıma hakim olamadım! Müzik ve aşkın harmanlandığı, görsel şölen yaratan bir yapım. Kousei Arima, piyano konusunda dahi bir çocukken, annesinin ölümüyle travma yaşıyor ve piyano çalmayı bırakıyor. Yıllar sonra, Kaori Miyazono adında enerjik ve özgür ruhlu bir kemancı ile tanışıyor. Kaori, Kousei'yi tekrar müziğe döndürmeye çalışıyor ve ona hayatın renklerini gösteriyor. Ama Kaori'nin bir sırrı var...

Your Lie in April'ın en çekici yanı, müzik sahneleri. Klasik müzik parçaları, o kadar güzel ve etkileyici bir şekilde kullanılmış ki, sanki bir konserdeymişsin gibi hissediyorsun. Kousei ve Kaori'nin birlikte çaldığı sahneler, adeta bir görsel şölen yaratıyor. Animasyonlar, renkler, ışıklar... Her şey o kadar uyumlu ki, müziğin gücünü sonuna kadar hissediyorsun. Bir de animedeki karakterlerin duygusal derinliği var ki, ayrı bir olay. Kousei'nin travmasıyla baş etme çabası, Kaori'nin hayata tutunma isteği, diğer karakterlerin destekleyici tavırları... Hepsi o kadar gerçekçi ki, onlarla birlikte acı çekiyor, seviniyor ve umutlanıyorsun.

Your Lie in April'ın sonu... Abi spoiler vermek istemiyorum ama mendilleri hazırlayın! O kadar dokunaklı bir final ki, gözyaşlarını tutmak imkansız. Kaori'nin mektubu, Kousei'nin piyano çalması, onların birbirlerine olan sevgileri... Kalbimi paramparça etti resmen! Your Lie in April, müziğin iyileştirici gücünü, aşkın önemini ve hayatın değerini hatırlatan, unutulmaz bir anime.

Delirten Detay: Kaori'nin o kemanıyla Kousei'nin hayatına renk katması ve ona yeniden piyano çalma cesareti vermesi... O sahne beni benden aldı!

Kimler Sevecek?: Müzik, romantizm, dram türlerini sevenler, görsel şölen arayanlar, duygusal anlar yaşamak isteyenler bayılacak!


4: Angel Beats! - Ölümden Sonraki Hayatta Yeniden Doğuş Arayışı!

Angel Beats! biraz aksiyonlu, biraz komik ama bolca da duygusal bir anime. Ölümden sonraki hayatta, pişmanlıkları olan gençlerin toplandığı bir okulda geçiyor. Otonashi Yuzuru, hafızasını kaybetmiş bir şekilde bu okulda uyanıyor ve kendini "Shinda Sekai Sensen" (SSS) adında bir örgütün içinde buluyor. SSS'nin amacı, Tanrı'ya karşı gelmek ve istedikleri gibi bir hayat yaşamak. Amaçları uğruna savaşırken, geçmişleriyle yüzleşiyorlar ve gerçek arzularını keşfediyorlar.

Angel Beats!'in en dikkat çekici yanı, karakterlerinin çeşitliliği. Her birinin ayrı ayrı geçmişleri, pişmanlıkları ve hayalleri var. Yurippe, Tanrı'ya karşı öfke dolu bir lider. Hinata, Yurippe'ye sadık bir dost. Kanade, gizemli ve duygusuz bir öğrenci. Otonashi, hafızasını geri kazanmaya çalışıyor. Bu karakterlerin arasındaki ilişkiler, zamanla derinleşiyor ve duygusal bağlar kuruluyor. Özellikle Otonashi'nin diğer karakterlere yardım etme çabası, onların geçmişleriyle yüzleşmelerine ve huzur bulmalarına yardımcı oluyor.

Angel Beats!'in son bölümleri... Abi uyarmadı deme, gözyaşlarına hazır ol! Karakterlerin geçmişleriyle yüzleşmeleri, pişmanlıklarından arınmaları ve birbirlerine veda etmeleri... O kadar dokunaklı ki, gözyaşlarını tutmak imkansız. Özellikle Kanade'nin gerçek kimliği ve Otonashi ile olan ilişkisi... Kalbimi paramparça etti resmen! Angel Beats!, hayatın değerini, pişmanlıkların yükünü ve affetmenin gücünü hatırlatan, unutulmaz bir anime.

Delirten Detay: Kanade'nin Otonashi'ye teşekkür etmesi ve onun hayatını kurtardığını söylemesi... O sahne beni benden aldı!

Kimler Sevecek?: Aksiyon, komedi, dram türlerini sevenler, ölümden sonraki hayat temasına ilgi duyanlar, duygusal anlar yaşamak isteyenler bayılacak!


5: Violet Evergarden - Duyguların Peşinde Bir Otomatik Bellek Bebek!

Violet Evergarden... Görsel olarak muazzam, duygusal olarak da bir o kadar derin bir anime. Savaşın sona ermesiyle, Violet Evergarden adında genç bir kız, Otomatik Bellek Bebek olarak çalışmaya başlıyor. Otomatik Bellek Bebekler, insanların duygularını ifade etmelerine yardımcı olan, mektup yazan kişilerdir. Violet, savaşta duygularını kaybetmiş ve sadece emirleri yerine getiren bir askerdi. Ama Otomatik Bellek Bebek olarak çalışmaya başladıktan sonra, duyguları öğrenmeye ve anlamaya başlıyor. İnsanların kalplerine dokunarak, kendi duygularını da keşfediyor.

Violet Evergarden'ın en etkileyici yanı, Violet'in karakter gelişimi. Başlangıçta duygusuz ve ifadesiz olan Violet, zamanla insanlarla etkileşim kurdukça, gülmeyi, ağlamayı, sevmeyi ve nefret etmeyi öğreniyor. Onun bu dönüşümüne tanık olmak, gerçekten çok etkileyici. Bir de animedeki her bölüm, ayrı bir hikaye anlatıyor. Violet'in farklı insanlara yardım etmesi, onların duygularını anlaması ve onlara mektup yazması... Her bölüm, ayrı bir duygu yoğunluğu yaşatıyor.

Violet Evergarden'ın son bölümleri... Abi mendilleri hazırla, diyorum sana! Violet'in geçmişiyle yüzleşmesi, Major Gilbert'a olan duygularını anlaması ve kendi kimliğini bulması... O kadar dokunaklı ki, gözyaşlarını tutmak imkansız. Özellikle Violet'in Major Gilbert'a yazdığı mektup... Kalbimi paramparça etti resmen! Violet Evergarden, duyguların önemini, iletişimin gücünü ve kendi kimliğini bulma yolculuğunu anlatan, unutulmaz bir anime.

Delirten Detay: Violet'in "Seni seviyorum" demeyi öğrenmesi ve bu sözleri Major Gilbert'a söylemesi... O sahne beni benden aldı!

Kimler Sevecek?: Dram, fantastik, tarihsel türleri sevenler, görsel şölen arayanlar, duygusal anlar yaşamak isteyenler bayılacak!


6: Grave of the Fireflies - Savaşın Acımasız Yüzü ve Kayıp Çocukluğun Hikayesi!

Grave of the Fireflies... Bu animeyi izledikten sonra, uzun süre kendime gelemedim. Savaşın acımasız yüzünü, çocukların masumiyetini ve insanlığın karanlık tarafını o kadar etkileyici bir şekilde anlatıyor ki, unutulması imkansız. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Seita ve Setsuko adında iki kardeş, annelerinin ölümünden sonra hayatta kalmaya çalışıyorlar. Savaşın yıkımı, açlık, hastalık ve yalnızlık... Bu iki kardeşin hayatını kabusa çeviriyor. Seita, küçük kardeşini korumak için elinden geleni yapıyor ama savaşın acımasızlığına karşı koyamıyor.

Grave of the Fireflies'ın en sarsıcı yanı, gerçekliği. Savaşın yarattığı yıkımı, açlığı, hastalığı ve ölümü o kadar gerçekçi bir şekilde anlatıyor ki, izlerken adeta dehşete düşüyorsun. Seita ve Setsuko'nun çaresizliği, umutsuzluğu ve yalnızlığı... İzleyicinin kalbine dokunuyor ve derin bir üzüntüye yol açıyor. Bir de animedeki sembolizm var ki, ayrı bir olay. Ateşböcekleri, çocukların masumiyetini ve hayatın geçiciliğini temsil ediyor. Savaşın karanlığı, çocukların umutlarını ve hayallerini karartıyor.

Grave of the Fireflies'ın sonu... Abi spoiler yok, ama mendilleri hazırla! O kadar dokunaklı bir final ki, gözyaşlarını tutmak imkansız. Seita ve Setsuko'nun kaderi, savaşın acımasızlığını gözler önüne seriyor. Grave of the Fireflies, savaşın insanlık üzerindeki yıkıcı etkisini, çocukların masumiyetini ve hayatın değerini hatırlatan, unutulmaz bir anime.

Delirten Detay: Setsuko'nun şeker kutusunu annesinin külleriyle karıştırması ve "Bu da şeker" demesi... O sahne beni benden aldı!

Kimler Sevecek?: Dram, savaş, tarihsel türleri sevenler, gerçekçi hikayeler arayanlar, duygusal anlar yaşamak isteyenler bayılacak!


7: Plastic Memories - Yapay Zeka ve İnsan Arasındaki Aşkın Zamana Karşı Savaşı!

Plastic Memories... Bu anime, yapay zeka ve insan arasındaki aşkı o kadar dokunaklı bir şekilde anlatıyor ki, izlerken hem duygulandım hem de düşündüm. Gelecekte, Giftia adında insan benzeri yapay zekalar üretiliyor. Giftiaların bir ömrü var ve bu ömür sona erdiğinde, hafızaları silinmesi gerekiyor. Tsukasa Mizugaki, Giftiaları toplamaktan sorumlu bir şirkette çalışmaya başlıyor ve Isla adında bir Giftia ile partner oluyor. Tsukasa ve Isla arasında zamanla bir aşk doğuyor. Ama Isla'nın ömrü giderek azalıyor...

Plastic Memories'in en ilgi çekici yanı, yapay zeka temasını işlemesi. Giftiaların duyguları, düşünceleri ve insanlarla olan ilişkileri, izleyiciyi düşündürüyor. Acaba yapay zeka da insan gibi sevebilir mi, acı çekebilir mi? Bu sorular, anime boyunca zihnimi kurcaladı durdu. Bir de Tsukasa ve Isla arasındaki aşk var ki, ayrı bir olay. Onların birbirlerine olan sevgileri, bağlılıkları ve fedakarlıkları, izleyicinin kalbine dokunuyor. Ama Isla'nın ömrünün kısalması, bu aşkı daha da dokunaklı hale getiriyor.

Plastic Memories'in son bölümleri... Abi mendilleri hazırla, diyorum! Isla'nın ömrünün sona ermesi, Tsukasa ile olan vedası ve onların birbirlerine olan son sözleri... O kadar dokunaklı ki, gözyaşlarını tutmak imkansız. Plastic Memories, yapay zeka ve insan arasındaki aşkın sınırlarını, hayatın değerini ve vedalaşmanın zorluğunu anlatan, unutulmaz bir anime.

Delirten Detay: Tsukasa ve Isla'nın dönme dolapta geçirdiği son anlar ve birbirlerine veda etmeleri... O sahne beni benden aldı!

Kimler Sevecek?: Romantizm, bilim kurgu, dram türlerini sevenler, yapay zeka temasına ilgi duyanlar, duygusal anlar yaşamak isteyenler bayılacak!


8: Hotarubi no Mori e - Yasak Aşkın Hüzünlü Masalı!

Hotarubi no Mori e... Kısa ama çok etkileyici bir anime filmi. Bir yaz günü, Hotaru adında küçük bir kız, büyülenmiş bir ormanda kaybolur. Gin adında maskeli bir ruh, Hotaru'yu kurtarır ve ona ormanda kalmaması gerektiğini söyler. Çünkü Gin, bir insan tarafından dokunulduğunda yok olacak bir ruhtur. Hotaru ve Gin, her yaz ormanda buluşmaya başlarlar ve aralarında zamanla bir aşk doğar. Ama bu aşk, yasak bir aşktır...

Hotarubi no Mori e'nin en büyüleyici yanı, atmosferi. Ormanın mistik havası, karakterlerin gizemli halleri ve animedeki müzikler, izleyiciyi büyülüyor. Hotaru ve Gin arasındaki ilişki, çok saf ve masum bir şekilde işlenmiş. Onların birbirlerine olan sevgileri, dokunmadan, sarılmadan, sadece bakışlarla ve sözlerle ifade ediliyor. Bu da aşkın en güzel ve en hüzünlü halini gözler önüne seriyor.

Hotarubi no Mori e'nin sonu... Spoiler yok, ama mendilleri hazırla! Gin'in Hotaru'ya dokunmak zorunda kalması, onun yok olması ve Hotaru'nun Gin'e sarılması... O kadar dokunaklı ki, gözyaşlarını tutmak imkansız. Hotarubi no Mori e, yasak aşkın hüznünü, hayatın değerini ve anı yaşamanın önemini anlatan, unutulmaz bir anime filmi.

Delirten Detay: Gin'in maskesini çıkararak Hotaru'ya yüzünü göstermesi ve ona sarılması... O sahne beni benden aldı!

Kimler Sevecek?: Romantizm, fantastik, doğaüstü türleri sevenler, kısa ve etkileyici hikayeler arayanlar, duygusal anlar yaşamak isteyenler bayılacak!


9: A Silent Voice - Geçmişin Yükü ve Affetmenin Gücü!

A Silent Voice... Bu anime filmi, zorbalık, pişmanlık ve affetme temalarını o kadar etkileyici bir şekilde işliyor ki, izlerken hem rahatsız oldum hem de umutlandım. Shoya Ishida, ilkokulda işitme engelli olan Shoko Nishimiya'ya zorbalık yapar. Zorbalık yüzünden Shoko okuldan ayrılmak zorunda kalır ve Shoya, arkadaşları tarafından dışlanır. Yıllar sonra, Shoya, Shoko'dan özür dilemek ve geçmişin yükünden kurtulmak ister. Ama bu hiç de kolay olmayacaktır...

A Silent Voice'in en güçlü yanı, karakterlerinin derinliği. Shoya'nın pişmanlığı, Shoko'nun affediciliği, diğer karakterlerin karmaşık duyguları... Hepsi o kadar gerçekçi bir şekilde anlatılmış ki, izleyici onlarla birlikte acı çekiyor, seviniyor ve umutlanıyor. Bir de animedeki mesajlar var ki, ayrı bir olay. Zorbalığın sonuçları, iletişimin önemi, affetmenin gücü... Bu mesajlar, izleyicinin zihninde uzun süre yer ediyor.

A Silent Voice'in sonu... Spoiler vermiyorum, ama mendilleri hazırla! Shoya'nın geçmişiyle yüzleşmesi, Shoko'dan özür dilemesi ve arkadaşlarıyla yeniden bir araya gelmesi... O kadar dokunaklı ki, gözyaşlarını tutmak imkansız. A Silent Voice, zorbalığın sonuçlarını, affetmenin gücünü ve iletişimin önemini anlatan, unutulmaz bir anime filmi.

Delirten Detay: Shoya'nın Shoko'nun elini tutarak gözlerinin içine bakması ve ona özür dilemesi... O sahne beni benden aldı!

Kimler Sevecek?: Dram, okul, yaşamdan kesitler türlerini sevenler, zorbalık temasına ilgi duyanlar, duygusal anlar yaşamak isteyenler bayılacak!


10: I Want to Eat Your Pancreas - Hayatın Kısa ve Değerli Olduğunu Hatırlatan Bir Hikaye!

I Want to Eat Your Pancreas... Bu anime filminin adı biraz tuhaf olsa da, konusu o kadar dokunaklı ki, izlerken gözyaşlarıma hakim olamadım. Haruki Shiga, içine kapanık ve yalnız bir lise öğrencisidir. Bir gün, hastanede bir günlük bulur. Günlük, Sakura Yamauchi adında popüler ve enerjik bir kızındır. Sakura, pankreas kanseri olduğunu ve yakında öleceğini yazmıştır. Haruki, Sakura'nın sırrını öğrenir ve onunla arkadaş olur. Sakura, Haruki'nin hayatına renk katar ve ona hayattan zevk almayı öğretir.

I Want to Eat Your Pancreas'ın en etkileyici yanı, karakterlerinin zıtlığı. Haruki, içine kapanık ve yalnız biriyken, Sakura, enerjik ve hayat dolu biridir. Bu zıtlık, onların arasındaki ilişkiyi daha da ilginç hale getiriyor. Sakura, Haruki'ye hayattan zevk almayı öğretirken, Haruki, Sakura'ya yalnız olmadığını hissettiriyor. Onların arasındaki arkadaşlık, zamanla bir aşka dönüşüyor. Ama Sakura'nın ömrü giderek azalıyor...

I Want to Eat Your Pancreas'ın sonu... Spoiler vermiyorum, ama mendilleri hazırla! Sakura'nın ölümü, Haruki'nin acısı ve onun Sakura'ya yazdığı mektup... O kadar dokunaklı ki, gözyaşlarını tutmak imkansız. I Want to Eat Your Pancreas, hayatın kısa ve değerli olduğunu, anı yaşamanın önemini ve aşkın gücünü anlatan, unutulmaz bir anime filmi.

Delirten Detay: Haruki'nin Sakura'nın küllerini yiyerek "Seni yiyorum" demesi... O sahne beni benden aldı!

Kimler Sevecek?: Romantizm, dram, yaşamdan kesitler türlerini sevenler, duygusal anlar yaşamak isteyenler bayılacak!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.