Macera Animeleri Senaryosunda Kaçınılması Gereken Tuzaklar: Aman Diyim, Bunlara Düşmeyin!

Macera animelerine bayılıyorsun ama senaryolar hep aynı mı geliyor? İşte kaçınman gereken o klişe tuzaklar! Bu liste seni aydınlatacak, anime dünyan değişecek!

Şubat 28, 2026 - 03:04
Şubat 28, 2026 - 03:04
 0  2
Macera Animeleri Senaryosunda Kaçınılması Gereken Tuzaklar: Aman Diyim, Bunlara Düşmeyin!

1: "Seçilmiş Kişi" Sendromu - Yok Artık Lebron James!

Abi bak, "Seçilmiş Kişi" konsepti ilk çıktığında efsaneydi, tamam mı? Ama artık o kadar çok kullanıldı ki, baydı! Herkes süper özel, herkesin içinde inanılmaz bir güç var. Ya bir durun, biraz da normal insanlar kahraman olsun! Sanki anime dünyası Lebron James'lerle dolu. Tamam, Lebron James efsane ama her takımda bir tane olunca olayın tadı kaçıyor. Senaryoda "Seçilmiş Kişi" olayına giriyorsan, en azından farklı bir şeyler yap. Mesela, kahramanımız seçilmiş kişi olduğunu öğrenince "Yok abi ben yapamam, çok işim var" falan desin. Ya da güçleri kullanmak istemesin, sürekli kaçsın. Bir ters köşe yapın, milleti şaşırtın be!

Bu "Seçilmiş Kişi" olayının en büyük sıkıntısı, karakterin gelişimini baltalaması. Zaten doğuştan süper güçlü, e daha ne gelişecek? Hikaye boyunca hiçbir zorluk yaşamıyor, her şeyi kolayca hallediyor. E o zaman niye izleyelim ki? Bizim görmek istediğimiz, zorluklarla mücadele eden, pes etmeyen, tırmalaya tırmalaya bir yerlere gelen karakterler. Naruto'yu düşün, adamın içindeki canavarı kontrol etmek için neler çekti be! İşte o yüzden Naruto efsane oldu, çünkü her şeyi hazır tepside sunmadılar.

O yüzden diyorum ki, "Seçilmiş Kişi" tuzağına düşmeyin. Eğer illa kullanacaksanız, en azından farklı bir bakış açısı getirin. Karakterin güçleriyle başa çıkmakta zorlandığı, bu güçlerin ona getirdiği sorumlulukların altında ezildiği bir hikaye anlatın. Unutmayın, kahramanlık sadece güçle değil, aynı zamanda fedakarlıkla, cesaretle ve insanlıkla da ilgilidir. Yoksa sonra herkes sıkılır, "Yine mi aynı terane?" der geçer.

Delirten Detay: Kahramanın "Seçilmiş Kişi" olduğunu öğrendiği anki tepkisi. Eğer "Tabii ki ben seçilmiş kişiyim, kim olacaktı ki?" derse, o animeyi direkt kapatın. Ama "Ne? Ben mi? Saçmalamayın!" derse, işte o zaman izlemeye devam edin. Çünkü o karakterin bir şeyleri değiştireceğine dair bir umut var demektir.

Kimler Sevecek?: Sürekli aynı klişeleri görmekten bıkan, farklı ve yaratıcı senaryolar arayan anime severler.


2: Anlamsız Güç Artışları - Bu Ne Biçim Upgrade?!

Ya bu animelerde karakterler birdenbire güçleniyor, hiçbir mantığı yok! Tamam, antrenman yaparlar, yeni teknikler öğrenirler falan anlarım da, bazen öyle saçma sapan güç artışları oluyor ki, "Bu ne şimdi?" diyorsun. Mesela, karakter köşeye sıkışıyor, ölecek gibi oluyor, sonra birden içindeki "gerçek potansiyeli" keşfediyor ve BAM! Süper güçlü oluyor. Ne oldu şimdi? Nereden geldi bu güç? Hiçbir açıklaması yok. Sanki karakterin içinde bir güç bankası varmış da, şarjı bitince otomatik olarak doluyormuş gibi.

Bu anlamsız güç artışları, hikayenin inandırıcılığını yerle bir ediyor. İzleyici olarak kendimizi aptal gibi hissediyoruz. Çünkü karakterin nasıl güçlendiğini anlamıyoruz, sadece "yazarlar böyle istedi" diye kabul etmek zorunda kalıyoruz. Bu da hikayeye olan bağlılığımızı azaltıyor. Çünkü biliyoruz ki, karakter ne kadar zor durumda olursa olsun, bir şekilde güçlenecek ve her şeyi halledecek. E o zaman niye endişelenelim ki?

Güç artışları mantıklı ve tutarlı olmalı. Karakterin ne kadar çalıştığını, ne gibi zorluklar yaşadığını, hangi fedakarlıkları yaptığını görmeliyiz. Güçlenmek için bir bedel ödemeli. Mesela, Luffy'nin Gear 2'yi ilk kullandığı anı hatırlayın. Adam kanını hızlandırıyor, vücudu perişan oluyor. Ama o gücü elde etmek için o acıyı çekmek zorunda. İşte o yüzden Gear 2 efsane oldu, çünkü Luffy'nin ne kadar zorlandığını gördük.

Delirten Detay: Karakterin güçlendiği an çalan o epik müzik. Müzik güzel olabilir, tamam da, eğer güç artışı anlamsızsa, o müzik sadece durumu daha da komik hale getiriyor. Sanki yazarlar "Müzikle durumu kurtarırız" diye düşünüyorlar.

Kimler Sevecek?: Mantıklı ve tutarlı hikayeler arayan, güç artışlarının bir anlamı olmasını isteyen anime severler.


3: Gereksiz Geri Dönüşler - Ya Yeter Artık!

Abi bu animelerde sürekli aynı sahneleri, aynı olayları tekrar tekrar gösteriyorlar. Tamam, flashback'ler hikayeyi derinleştirmek için kullanılabilir, anlarım. Ama bazen o kadar çok flashback oluyor ki, "Ya yeter artık, biliyoruz!" diyorsun. Sanki yazarlar bölümü doldurmak için flashback kullanıyorlar. "Nasılsa kimse fark etmez" diye düşünüyorlar herhalde.

Gereksiz geri dönüşler, hikayenin akışını bozuyor. İzleyiciyi sıkıyor, ilgisini dağıtıyor. Özellikle de bir olayı zaten birkaç bölüm önce gördüysek, tekrar tekrar göstermenin hiçbir anlamı yok. Sanki izleyicinin hafızası balık hafızasıymış gibi davranıyorlar. "Unutmuşlardır, tekrar gösterelim" diye düşünüyorlar herhalde.

Flashback kullanacaksanız, yeni bir şeyler göstermelisiniz. Karakterin o olayı nasıl yaşadığını, o olayın onu nasıl etkilediğini daha derinlemesine anlatmalısınız. Ya da olaya farklı bir perspektiften bakmalısınız. Ama sadece aynı sahneleri tekrar tekrar göstermek, zaman kaybından başka bir şey değil.

Delirten Detay: Flashback'lerde çalan o duygusal müzik. Müzik güzel olabilir, tamam da, eğer flashback gereksizse, o müzik sadece durumu daha da sinir bozucu hale getiriyor. Sanki yazarlar "Müzikle duygulandırırız" diye düşünüyorlar.

Kimler Sevecek?: Hikayenin akıcı ve sürükleyici olmasını isteyen, gereksiz tekrarlardan nefret eden anime severler.


4: Kötü Karakterlerin Anlamsızlığı - Niye Kötüsün Sen?!

Ya bu animelerde bazı kötü karakterler var, sırf kötü olmak için kötüler! Hiçbir motivasyonları yok, hiçbir amaçları yok. Sadece milleti sinir etmek için oradalar. Sanki yazarlar "Bir tane kötü karakter koyalım, ortalığı karıştırsın" diye düşünüyorlar. "Nasılsa kimse sorgulamaz" diye düşünüyorlar herhalde.

İyi bir kötü karakterin mutlaka bir motivasyonu olmalı. Neden kötü olduğunu, neyi başarmak istediğini, hangi acıları çektiğini anlamalıyız. Kötü karakterin hikayesi, kahramanın hikayesi kadar önemli olmalı. Çünkü iyi bir kötü karakter, hikayeyi daha ilgi çekici hale getirir, kahramanın mücadelesini daha anlamlı kılar.

Mesela, Light Yagami'yi düşünün. Adam dünyayı suçtan arındırmak istiyor, kendi adaletini sağlamak istiyor. Yaptığı şeyler yanlış olabilir, ama bir motivasyonu var. İşte o yüzden Light Yagami efsane oldu, çünkü onunla empati kurabiliyoruz, onun neden böyle davrandığını anlayabiliyoruz.

Delirten Detay: Kötü karakterin o şeytani gülüşü. Gülüş güzel olabilir, tamam da, eğer karakterin motivasyonu yoksa, o gülüş sadece durumu daha da komik hale getiriyor. Sanki yazarlar "Gülüşle korkuturuz" diye düşünüyorlar.

Kimler Sevecek?: Derin ve karmaşık karakterler arayan, kötü karakterlerin de bir hikayesi olmasını isteyen anime severler.


5: Aşk Üçgeni Faciası - Yeter Artık Bu Ne Ya!

Abi bu animelerde mutlaka bir aşk üçgeni oluyor. Tamam, aşk hikayeleri güzeldir, anlarım da, bazen o kadar abartıyorlar ki, "Ya yeter artık, bu ne ya!" diyorsun. Sanki yazarlar "Aşk üçgeni koyalım, reytingler artar" diye düşünüyorlar. "Nasılsa kimse sıkılmaz" diye düşünüyorlar herhalde.

Aşk üçgeni hikayeye bir gerilim katabilir, karakterlerin duygusal gelişimini gösterebilir, ama doğru kullanılmalı. Eğer aşk üçgeni sırf olay çıkarmak için kullanılıyorsa, hikayeye hiçbir katkısı olmaz, sadece izleyiciyi sinir eder.

Aşk üçgeninde karakterlerin duyguları gerçekçi olmalı. Neden o kişiye aşık olduklarını, o ilişkiden ne beklediklerini anlamalıyız. Eğer karakterler sadece "yakışıklı/güzel olduğu için" birbirlerine aşık oluyorlarsa, o aşk üçgeni hiçbir anlam ifade etmez.

Delirten Detay: Aşk üçgeninde çalan o romantik müzik. Müzik güzel olabilir, tamam da, eğer aşk üçgeni saçmaysa, o müzik sadece durumu daha da komik hale getiriyor. Sanki yazarlar "Müzikle duygulandırırız" diye düşünüyorlar.

Kimler Sevecek?: Gerçekçi ve anlamlı aşk hikayeleri arayan, sırf olay çıkarmak için kullanılan aşk üçgenlerinden nefret eden anime severler.


6: Filler Bölümler - Zaman Kaybı Alarmı!

Ya bu animelerde bazen öyle bölümler oluyor ki, hikayeyle hiçbir alakası yok! Tamam, karakterler biraz dinlensin, eğlensinler falan anlarım da, bazen o kadar çok filler bölüm oluyor ki, "Ya yeter artık, ne zaman hikaye başlayacak?" diyorsun. Sanki yazarlar "Filler bölüm koyalım, para kazanalım" diye düşünüyorlar. "Nasılsa kimse şikayet etmez" diye düşünüyorlar herhalde.

Filler bölümler, hikayenin akışını bozuyor, izleyicinin ilgisini dağıtıyor. Özellikle de bir animeyi merakla bekliyorsak, filler bölüm görmek bizi çok sinir ediyor. Sanki bize hakaret ediyorlar gibi hissediyoruz. "Sizin zamanınız değerli değil" der gibi davranıyorlar.

Filler bölüm yapacaksanız, en azından eğlenceli olmalı. Karakterlerin kişiliklerini daha iyi tanımamızı sağlamalı, ya da hikayeye bir şekilde katkıda bulunmalı. Ama sadece komik skeçlerden oluşan, hiçbir anlamı olmayan filler bölümler, zaman kaybından başka bir şey değil.

Delirten Detay: Filler bölümde çalan o neşeli müzik. Müzik güzel olabilir, tamam da, eğer bölüm anlamsızsa, o müzik sadece durumu daha da sinir bozucu hale getiriyor. Sanki yazarlar "Müzikle eğlendiririz" diye düşünüyorlar.

Kimler Sevecek?: Hikayenin sürekli ilerlemesini isteyen, filler bölümlerden nefret eden anime severler.


7: "Konuşma Sanatı" Faciası - Yeter Artık Konuşmayın!

Abi bu animelerde karakterler dövüşmek yerine sürekli konuşuyorlar! Tamam, konuşmak önemlidir, anlarım da, bazen o kadar çok konuşuyorlar ki, "Ya yeter artık, dövüşsenize!" diyorsun. Sanki yazarlar "Konuşmayla sorunları çözeriz" diye düşünüyorlar. "Nasılsa kimse sıkılmaz" diye düşünüyorlar herhalde.

Konuşma sahneleri, karakterlerin motivasyonlarını açıklamak, hikayeyi derinleştirmek için kullanılabilir, ama doğru kullanılmalı. Eğer karakterler sadece "haklı olduklarını" kanıtlamak için konuşuyorlarsa, o konuşma sahneleri hiçbir anlam ifade etmez.

Konuşma sahnelerinde karakterlerin duyguları gerçekçi olmalı. Neden o kadar sinirlendiklerini, neden o kadar üzüldüklerini anlamalıyız. Eğer karakterler sadece "rol yapıyorlarsa", o konuşma sahneleri hiçbir anlam ifade etmez.

Delirten Detay: Konuşma sahnesinde çalan o dramatik müzik. Müzik güzel olabilir, tamam da, eğer konuşma anlamsızsa, o müzik sadece durumu daha da komik hale getiriyor. Sanki yazarlar "Müzikle duygulandırırız" diye düşünüyorlar.

Kimler Sevecek?: Aksiyon dolu, sürekli dövüş sahneleri olan animeleri seven, konuşma sahnelerinden sıkılan anime severler.


8: Mantık Hataları Cenneti - Bu Ne Saçmalık?!

Ya bu animelerde bazen öyle mantık hataları oluyor ki, "Bu ne saçmalık?!" diyorsun. Sanki yazarlar hiç düşünmeden yazıyorlar. "Nasılsa kimse fark etmez" diye düşünüyorlar herhalde.

Mantık hataları, hikayenin inandırıcılığını yerle bir ediyor. İzleyici olarak kendimizi aptal gibi hissediyoruz. Çünkü karakterlerin neden öyle davrandığını anlamıyoruz, sadece "yazarlar böyle istedi" diye kabul etmek zorunda kalıyoruz. Bu da hikayeye olan bağlılığımızı azaltıyor.

Mesela, bir karakterin süper güçlü olduğunu biliyoruz, ama sonra birden güçsüzleşiyor, hiçbir açıklaması yok. Ya da bir karakterin öldüğünü görüyoruz, ama sonra birden geri dönüyor, hiçbir açıklaması yok. Bu tür mantık hataları, hikayeyi izlenemez hale getiriyor.

Delirten Detay: Mantık hatasının olduğu sahnede çalan o epik müzik. Müzik güzel olabilir, tamam da, eğer hata barizse, o müzik sadece durumu daha da komik hale getiriyor. Sanki yazarlar "Müzikle durumu kurtarırız" diye düşünüyorlar.

Kimler Sevecek?: Mantıklı ve tutarlı hikayeler arayan, mantık hatalarından nefret eden anime severler.


9: Yan Karakterlerin Harcanması - Yazık Oldu!

Abi bu animelerde bazı yan karakterler var, çok potansiyelleri var, ama sonra birden unutuluyorlar! Tamam, ana karakter önemli, anlarım da, yan karakterlere de biraz önem verseniz ölür müsünüz? Sanki yazarlar "Yan karakterlere gerek yok" diye düşünüyorlar. "Nasılsa kimse onları sevmez" diye düşünüyorlar herhalde.

İyi bir hikayede yan karakterler de önemli bir rol oynamalı. Ana karaktere destek olmalı, hikayeye renk katmalı, kendi gelişimlerini göstermeli. Eğer yan karakterler sadece "aksesuar" olarak kullanılıyorsa, hikayeye hiçbir katkıları olmaz.

Mesela, Naruto'daki Shikamaru'yu düşünün. Adam çok zeki, çok stratejik, ama Naruto kadar ön planda değil. Ama yine de hikayeye çok şey katıyor, Naruto'nun en iyi arkadaşlarından biri oluyor. İşte o yüzden Shikamaru efsane oldu, çünkü onun da bir kişiliği, bir hikayesi var.

Delirten Detay: Yan karakterin harcandığı sahnede çalan o duygusal müzik. Müzik güzel olabilir, tamam da, eğer karakterin potansiyeli varsa, o müzik sadece durumu daha da sinir bozucu hale getiriyor. Sanki yazarlar "Müzikle duygulandırırız" diye düşünüyorlar.

Kimler Sevecek?: Derin ve karmaşık karakterler arayan, yan karakterlerin de bir hikayesi olmasını isteyen anime severler.


10: Finalin Fiyaskosu - Yok Böyle Bir Son!

Abi bu animelerde bazen öyle finaller oluyor ki, "Yok böyle bir son!" diyorsun. Sanki yazarlar sonunu düşünmeden başlamışlar. "Nasılsa bir şeyler uydururuz" diye düşünüyorlar herhalde.

İyi bir final, hikayeyi tatmin edici bir şekilde sonlandırmalı. Karakterlerin gelişimini göstermeli, tüm soruları cevaplamalı, izleyiciyi mutlu etmeli. Eğer final anlamsızsa, tatmin edici değilse, tüm hikaye çöpe gitmiş gibi hissediyoruz.

Mesela, Attack on Titan'ın finalini düşünün. Bazıları çok sevdi, bazıları nefret etti. Ama herkesin ortak noktası, finalin tartışmalı olduğuydu. İşte o yüzden final çok önemli, çünkü tüm hikayeyi etkiliyor.

Delirten Detay: Finalde çalan o epik müzik. Müzik güzel olabilir, tamam da, eğer final kötüyse, o müzik sadece durumu daha da komik hale getiriyor. Sanki yazarlar "Müzikle kurtarırız" diye düşünüyorlar.

Kimler Sevecek?: Tatmin edici ve anlamlı finaller arayan, kötü finallerden nefret eden anime severler.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.