Little Witch Academia alternatif animeler: Akko'nun yolculuğuna benzer hikayeler: Büyü Seni Çağırıyor!

Little Witch Academia'ya bayıldın mı? O zaman bu liste tam sana göre! Akko'nun maceralarını aratmayacak, sihirle dolu, dostlukla örülü, kahkaha garantili animeler seni bekliyor! Hazır ol, çünkü büyü başlıyor!

Şubat 28, 2026 - 03:12
Şubat 28, 2026 - 03:12
 0  2
Little Witch Academia alternatif animeler: Akko'nun yolculuğuna benzer hikayeler: Büyü Seni Çağırıyor!

1: Flying Witch - Sakin Büyünün Cazibesi

Abi Flying Witch, Little Witch Academia'dan sonra tam bir ilaç gibi geldi bana! Tamam, aksiyonu LWA kadar yüksek değil, orası kesin. Ama inanılmaz rahatlatıcı, iç ısıtan bir anime. Ana karakterimiz Makoto Kowata, 15 yaşında bir cadı ve ailesinden ayrılarak kuzenlerinin yanına taşınıyor. Bundan sonra da olaylar gelişiyor! Ama olaylar bildiğimiz "dünyayı kurtarma" falan değil. Daha çok Makoto'nun yeni çevresine adapte olması, büyücülük pratiği yapması ve gündelik hayatını yaşaması üzerine kurulu. Yani beklentini ona göre ayarla. Beklenti yükseltip sonra "bunun neresi aksiyon?" deme bana.

Şimdi diyeceksin ki "Eee, bu kadar sakin anime de sarar mı?". SARMASINA DAHA NE SARMASIN! Flying Witch'in büyüsü işte tam da burada yatıyor. O kadar doğal, o kadar samimi ki, sanki Makoto'nun hayatına konuk olmuş gibi hissediyorsun. Etraftaki manzara çizimleri, karakterlerin sıcakkanlılığı, büyücülük detayları... Hepsi bir araya gelince ortaya mis gibi bir atmosfer çıkıyor. Özellikle de bahar aylarında izlemek ayrı bir keyif veriyor, net!

Bir de şu var: Flying Witch, büyücülüğü çok farklı bir açıdan ele alıyor. LWA'daki gibi sürekli bir "büyü gücü gösterme" telaşı yok. Daha çok büyücülüğün gündelik hayatla nasıl iç içe geçtiğini, insanların büyüyle nasıl yaşadığını görüyoruz. Mesela Makoto'nun büyüyle tarım yapması, bitkilerle konuşması, kehanetlerde bulunması... Bunlar hep küçük detaylar ama animeye ayrı bir tat katıyor. Kısacası Flying Witch, sakin, huzurlu ve büyüleyici bir anime arayanlar için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yapım. İzle pişman olmazsın, garanti veriyorum!

Delirten Detay: Makoto'nun büyü yaparken sürekli pusulayı şaşırması! O kadar tatlı bir detay ki, sırf o yüzden bile izlenir!

Kimler Sevecek?: Doğa temalı, sakin animeleri sevenler, büyücülükle ilgili farklı bir bakış açısı arayanlar, içini ısıtacak bir anime arayanlar.


2: Magic User's Club - Nostaljik Büyü ve Ergenlik Sancıları

Magic User's Club, biraz daha eski bir anime ama Little Witch Academia'nın o tatlı, samimi atmosferini sevenlerin kesinlikle göz atması gereken bir yapım. Hikaye, Takeo Takakura adında, fotoğrafçılığa meraklı bir lise öğrencisinin, Büyü Kullanıcıları Kulübü'ne katılmasıyla başlıyor. Kulübün diğer üyeleri de birbirinden ilginç karakterler: Kulüp başkanı Sae Sawanoguchi, gizemli Misao Amano, hiperaktif Akane Yamagishi ve zeki Nanaka Nakatomi.

Başlangıçta kulüp üyeleri, büyü yeteneklerini geliştirmek ve sıradan lise hayatlarına renk katmak için bir araya geliyorlar. Ama işler zamanla ciddileşiyor. Çünkü dünya, uzaylı bir güç olan "Invasion" tarafından tehdit edilmeye başlıyor. Büyü Kullanıcıları Kulübü de, insanlığı kurtarmak için kolları sıvamak zorunda kalıyor. Yani hem okul hayatı, hem de dünyayı kurtarma derdiyle uğraşıyorlar!

Magic User's Club'ın en sevdiğim yanı, karakterlerin derinliği ve arasındaki ilişkiler. Her bir karakterin kendine özgü sorunları, hayalleri ve korkuları var. Bu da onları çok gerçekçi ve samimi kılıyor. Özellikle de Takeo ve Sae arasındaki ilişki, zamanla çok güzel bir şekilde gelişiyor. Ergenlik sancıları, aşk, arkadaşlık, sorumluluk... Hepsi bir arada işleniyor. Bir de animenin çizim tarzı, 90'lar havasını sonuna kadar yaşatıyor. Nostalji sevenler için ayrı bir artı puan!

Delirten Detay: Uzaylıların dünyaya iniş şekli! Dev bir çiçek gibi geliyorlar, o kadar absürt ki gülmekten kırıldım!

Kimler Sevecek?: Nostaljik animeleri sevenler, karakter odaklı hikayelerden hoşlananlar, büyücülük ve bilim kurguyu harmanlayan yapımları arayanlar.


3: Yamada-kun and the Seven Witches - Öpücükle Gelen Yetenekler

Yamada-kun and the Seven Witches, Little Witch Academia'dan biraz daha farklı bir vibe'a sahip olsa da, o okul ortamını, arkadaşlığı ve doğaüstü güçleri sevenlerin kesinlikle bayılacağı bir anime. Hikaye, Ryu Yamada adında, okulun en sorunlu öğrencilerinden birinin, yanlışlıkla sınıf arkadaşı Urara Shiraishi ile öpüşmesiyle başlıyor. Bu öpücük, ikilinin bedenlerinin değişmesine neden oluyor!

Olayın sırrını çözmek için harekete geçen Yamada ve Urara, okulda yedi farklı cadının olduğunu ve her birinin farklı bir güce sahip olduğunu öğreniyorlar. Bu cadıların güçlerini kullanabilmek için de, onlarla öpüşmeleri gerekiyor! Yani anlayacağın, bol bol öpüşmeli, aksiyonlu, komik bir anime bizi bekliyor.

Yamada-kun and the Seven Witches'in en sevdiğim yanı, karakterlerin arasındaki dinamikler ve komedi unsurları. Yamada'nın umursamaz tavırları, Urara'nın zekası, diğer cadıların tuhaf kişilikleri... Hepsi bir araya gelince ortaya çok eğlenceli bir ortam çıkıyor. Bir de animenin temposu hiç düşmüyor. Sürekli bir şeyler oluyor, sürekli yeni bir cadı ortaya çıkıyor, sürekli yeni bir güç keşfediliyor. Sıkılmaya fırsatın yok!

Delirten Detay: Her cadının gücünü aktif etmek için öpüşmek zorunda olması! O kadar saçma ve komik ki, izlerken kahkaha krizine girdim!

Kimler Sevecek?: Okul temalı animeleri sevenler, komedi ve romantizmi bir arada arayanlar, doğaüstü güçlere sahip karakterleri izlemekten hoşlananlar.


4: Witch Craft Works - Erkek Lisesi, Büyü ve Savaş

Witch Craft Works, Little Witch Academia'dan biraz daha karanlık ve aksiyon dolu bir anime. Ama büyücülük temasını sevenlerin kesinlikle göz atması gereken bir yapım. Hikaye, Honoka Takamiya adında, sıradan bir erkek lise öğrencisinin, okulun en popüler kızı Ayaka Kagari tarafından sürekli olarak korunmasıyla başlıyor. Ancak Honoka, Ayaka'nın aslında bir cadı olduğunu ve kendisinin de "Beyaz Prenses" olarak bilinen bir büyücü olduğunu öğrenir.

Ayaka, Honoka'yı diğer cadılardan korumakla görevlidir. Çünkü Honoka, "Beyaz Prenses"in gücünü taşıyan kişidir. Bu yüzden diğer cadılar, Honoka'yı ele geçirmek için her türlü yolu deneyeceklerdir. Yani anlayacağın, Honoka'nın sıradan lise hayatı bir anda alt üst olur ve kendini büyü savaşlarının ortasında bulur.

Witch Craft Works'ün en sevdiğim yanı, aksiyon sahneleri ve karakterlerin arasındaki ilişkiler. Ayaka'nın Honoka'yı korumak için gösterdiği fedakarlık, diğer cadıların acımasızlığı, Honoka'nın güçlerini keşfetme süreci... Hepsi bir araya gelince ortaya çok sürükleyici bir hikaye çıkıyor. Bir de animenin çizim tarzı, çok detaylı ve etkileyici. Özellikle de büyü efektleri, görsel şölen yaşatıyor.

Delirten Detay: Ayaka'nın Honoka'yı korumak için kullandığı devasa büyü kuleleri! O kadar abartı ki, izlerken ağzım açık kaldı!

Kimler Sevecek?: Aksiyon dolu animeleri sevenler, büyücülük ve savaş temalarını bir arada arayanlar, güçlü kadın karakterleri izlemekten hoşlananlar.


5: Princess Tutu - Baleden Doğan Bir Masal

Princess Tutu, Little Witch Academia ile doğrudan bir bağlantısı olmasa da, o masalsı atmosferi, karakterlerin arasındaki derin bağları ve büyüleyici hikayesiyle kesinlikle izlenmesi gereken bir anime. Hikaye, Ahiru adında, sakar bir ördeğin, bir prense aşık olmasıyla başlıyor. Ahiru, prensin kalbini geri kazanabilmek için, Drosselmeyer adında gizemli bir yazar tarafından bir insan kızına dönüştürülür ve Princess Tutu olur.

Princess Tutu, prensin kalbini geri kazanmak için, balerin olarak dans etmek ve prensin kalbinin parçalarını toplamak zorundadır. Bu süreçte, prensin arkadaşı Fakir ve rakibi Rue ile de karşılaşır. Üçü de, Drosselmeyer'in yazdığı masalın birer parçasıdır ve kaderleri birbirine bağlıdır.

Princess Tutu'nun en sevdiğim yanı, hikayenin derinliği ve karakterlerin arasındaki karmaşık ilişkiler. Ahiru'nun prens için gösterdiği fedakarlık, Fakir'in Ahiru'ya karşı hisleri, Rue'nun karanlık geçmişi... Hepsi bir araya gelince ortaya çok dokunaklı ve etkileyici bir hikaye çıkıyor. Bir de animenin müzikleri, balerin temasına çok yakışıyor ve atmosfere ayrı bir hava katıyor.

Delirten Detay: Ahiru'nun ördekten insana dönüşme sahnesi! O kadar zarif ve estetik ki, izlerken büyülendim!

Kimler Sevecek?: Masalsı animeleri sevenler, karakter odaklı hikayelerden hoşlananlar, bale ve klasik müzikten keyif alanlar.


6: Cardcaptor Sakura - Sihirli Kartların Peşinde

Cardcaptor Sakura, sihirli kız türünün en ikonik örneklerinden biri ve Little Witch Academia'nın o tatlı, enerjik atmosferini sevenlerin kesinlikle bayılacağı bir anime. Hikaye, Sakura Kinomoto adında, ilkokul öğrencisi bir kızın, yanlışlıkla sihirli Clow Kartları'nı serbest bırakmasıyla başlıyor. Sakura, kartları yakalamak ve dünyayı kaostan kurtarmak için, Kerberos adında bir rehber eşliğinde maceraya atılır.

Sakura, kartları yakalarken, yeni güçler keşfeder, yeni arkadaşlar edinir ve büyümeyi öğrenir. Bu süreçte, Syaoran Li adında, Çinli bir büyücü de Sakura'ya yardım eder. İkili, zamanla birbirlerine aşık olur ve birlikte kartları yakalamak için çalışırlar.

Cardcaptor Sakura'nın en sevdiğim yanı, Sakura'nın pozitif enerjisi ve arkadaşlık ilişkileri. Sakura'nın her zaman umutlu olması, arkadaşlarına değer vermesi, zorlukların üstesinden gelmek için çabalaması... Hepsi çok ilham verici. Bir de animenin çizim tarzı, çok sevimli ve renkli. Özellikle de Sakura'nın kıyafetleri, her bölümde ayrı bir şölen yaşatıyor.

Delirten Detay: Sakura'nın her kartı yakaladıktan sonra söylediği "Hoooeee!" repliği! O kadar tatlı ki, sırf o yüzden bile izlenir!

Kimler Sevecek?: Sihirli kız animelerini sevenler, dostluk ve aşk temalarını bir arada arayanlar, enerjik ve pozitif bir anime izlemek isteyenler.


7: Kill la Kill - Moda, Savaş ve Absürt Komedi

Kill la Kill, Little Witch Academia'dan çok daha çılgın ve absürt bir anime olsa da, o enerjik atmosferi, aksiyon dolu sahneleri ve güçlü kadın karakterleriyle kesinlikle izlenmesi gereken bir yapım. Hikaye, Ryuko Matoi adında, babasının intikamını almak için Honnouji Akademisi'ne gelen bir kızın, "Senketsu" adında canlı bir okul üniformasıyla tanışmasıyla başlıyor.

Ryuko ve Senketsu, birlikte Honnouji Akademisi'nin başkanı Satsuki Kiryuin'e karşı savaşırlar. Satsuki, okulun öğrencilerini kontrol etmek için "Goku Üniformaları" adında özel üniformalar kullanır. Ryuko ve Senketsu, Satsuki'yi yenmek ve okulun öğrencilerini özgürleştirmek için, her türlü zorluğun üstesinden gelmek zorundadır.

Kill la Kill'in en sevdiğim yanı, aksiyon sahneleri ve karakterlerin arasındaki diyaloglar. Ryuko'nun savaşırkenki kararlılığı, Senketsu'nun Ryuko'ya verdiği destek, Satsuki'nin acımasızlığı... Hepsi bir araya gelince ortaya çok heyecanlı ve sürükleyici bir hikaye çıkıyor. Bir de animenin çizim tarzı, çok özgün ve abartılı. Özellikle de karakterlerin kıyafetleri, görsel şölen yaşatıyor.

Delirten Detay: Ryuko'nun Senketsu'yu giydiği sahneler! O kadar absürt ve komik ki, izlerken kahkaha krizine girdim!

Kimler Sevecek?: Aksiyon dolu animeleri sevenler, güçlü kadın karakterleri izlemekten hoşlananlar, absürt komedi ve abartılı çizim tarzını sevenler.


8: Little Witch Nobeta - Karanlık ve Tatlı Bir Büyücü Macerası

Little Witch Nobeta, bir video oyunu uyarlaması olmasına rağmen, Little Witch Academia'nın büyülü atmosferini ve sevimli karakterlerini sevenlerin kesinlikle göz atması gereken bir yapım. Oyunun anime uyarlaması henüz tam olarak çıkmamış olsa da, oyunun kendisi bile yeterince keyifli bir deneyim sunuyor. Hikaye, gizemli bir kaleye ulaşmaya çalışan küçük bir cadı olan Nobeta'nın maceralarını konu alıyor.

Nobeta, kaleye ulaşırken, çeşitli düşmanlarla savaşmak, bulmacaları çözmek ve yeni büyüler öğrenmek zorundadır. Bu süreçte, Nobeta'ya iki ruh eşlik eder: siyah kedi ve oyuncak bebek. Bu ruhlar, Nobeta'ya yardım eder, ona tavsiyelerde bulunur ve hikayenin gizemlerini çözmesine yardımcı olur.

Little Witch Nobeta'nın en sevdiğim yanı, oyunun atmosferi ve karakterlerin arasındaki ilişkiler. Nobeta'nın sevimli ve meraklı kişiliği, ruhların gizemli ve bilge tavırları, kale içindeki karanlık ve ürkütücü atmosfer... Hepsi bir araya gelince ortaya çok etkileyici bir deneyim çıkıyor. Bir de oyunun oynanışı, çok akıcı ve eğlenceli. Nobeta'nın büyülerle savaşması, bulmacaları çözmesi, kaleyi keşfetmesi... Hepsi çok keyifli.

Delirten Detay: Nobeta'nın büyü yaparken söylediği sevimli büyülü sözler! O kadar tatlı ki, sırf o yüzden bile oynanır!

Kimler Sevecek?: Büyücülük temalı oyunları sevenler, sevimli karakterleri izlemekten hoşlananlar, karanlık ve gizemli bir atmosfer arayanlar.


9: Akatsuki no Yona (Yona of the Dawn) - Prensesin Dönüşümü

Akatsuki no Yona, Little Witch Academia'dan farklı bir türde olsa da, ana karakterin büyüme ve kendini keşfetme yolculuğu açısından benzerlikler taşıyor. Yona, şımarık ve naif bir prensesken, bir ihanet sonucu krallığından kaçmak zorunda kalır. Hayatta kalmak ve krallığını geri almak için, Yona, efsanevi Dört Ejder Savaşçısı'nı bulmak ve onlardan yardım istemek zorundadır.

Yona, ejderha savaşçılarını ararken, yeni beceriler öğrenir, yeni arkadaşlar edinir ve dünyanın gerçekleriyle yüzleşir. Bu süreçte, Yona, naif bir prensesten, güçlü ve kararlı bir lidere dönüşür. Yona'nın büyüme yolculuğu, Little Witch Academia'daki Akko'nun yolculuğuna benziyor. İkisi de, hayallerinin peşinden koşarken, zorlukların üstesinden gelmeyi ve kendilerini geliştirmeyi öğreniyorlar.

Akatsuki no Yona'nın en sevdiğim yanı, Yona'nın karakter gelişimi ve ejderha savaşçılarıyla arasındaki ilişkiler. Yona'nın naiflikten kararlılığa geçişi, ejderha savaşçılarının Yona'ya olan bağlılığı, krallık içindeki siyasi entrikalar... Hepsi bir araya gelince ortaya çok sürükleyici bir hikaye çıkıyor. Bir de animenin müzikleri, atmosfere ayrı bir hava katıyor.

Delirten Detay: Yona'nın saçlarını kesme sahnesi! O kadar sembolik ve etkileyici ki, izlerken gözlerim doldu!

Kimler Sevecek?: Fantastik animeleri sevenler, karakter odaklı hikayelerden hoşlananlar, güçlü kadın karakterleri izlemekten hoşlananlar.


10: So I'm a Spider, So What? - Reenkarnasyon ve Hayatta Kalma Mücadelesi

So I'm a Spider, So What?, Little Witch Academia ile doğrudan bir bağlantısı olmasa da, ana karakterin zorluklarla başa çıkma ve kendini geliştirme yolculuğu açısından benzerlikler taşıyor. Hikaye, bir sınıftaki tüm öğrencilerin başka bir dünyaya reenkarnasyonuyla başlıyor. Ana karakterimiz, Kumoko adında, bir örümcek olarak dünyaya gelir.

Kumoko, örümcek olarak doğduğu için, hayatta kalmak için sürekli olarak savaşmak ve gelişmek zorundadır. Zayıf bir örümcek yavrusuyken, zamanla güçlenir, yeni yetenekler kazanır ve dünyanın sırlarını keşfeder. Kumoko'nun hayatta kalma mücadelesi, Little Witch Academia'daki Akko'nun büyücülük öğrenme mücadelesine benziyor. İkisi de, yetenekli olmasalar bile, azimle çalışarak ve pes etmeyerek hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar.

So I'm a Spider, So What?'ın en sevdiğim yanı, Kumoko'nun karakteri ve animenin mizah anlayışı. Kumoko'nun sürekli olarak kendi kendine konuşması, zor durumlarla dalga geçmesi, hayatta kalmak için her türlü yolu denemesi... Hepsi çok eğlenceli. Bir de animenin animasyon tarzı, örümceklerin hareketlerini çok gerçekçi bir şekilde yansıtıyor.

Delirten Detay: Kumoko'nun her yeni yetenek kazandığında yaptığı sevinç dansı! O kadar komik ki, izlerken gülmekten kırıldım!

Kimler Sevecek?: Reenkarnasyon temalı animeleri sevenler, hayatta kalma mücadelelerini izlemekten hoşlananlar, mizah anlayışı yüksek bir anime arayanlar.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.