Jin Roh benzeri animeler: Karanlık gelecek önerileri - Distopya sevenlere özel!

Jin Roh'un o kasvetli, umutsuz atmosferine bayılanlardansan, bu liste tam sana göre! Geleceğin karanlık yüzünü en iyi yansıtan animelerle tanışmaya hazır ol.

Mart 15, 2026 - 04:10
Mart 15, 2026 - 04:10
 0  0
Jin Roh benzeri animeler: Karanlık gelecek önerileri - Distopya sevenlere özel!

1: Ghost in the Shell - Siberpunk'ın Babası

Abi, Ghost in the Shell'i anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum! Bu anime sadece bir anime değil, resmen bir felsefe dersi. 1995 yapımı filminden tut, Stand Alone Complex serisine kadar her bir yapımı ayrı bir şaheser. Konusu mu? Gelecekte, insanların beyinlerinin siber ağlara bağlandığı bir dünyada geçiyor. Binbaşı Motoko Kusanagi ve ekibi, siber suçlarla mücadele ediyor. Ama asıl mesele bu değil. Asıl mesele, insan olmanın ne demek olduğunu sorguluyorlar. Vücutlarımız makineleştikçe, ruhumuz nereye gidiyor? İşte bu soruları o kadar derinlemesine işliyor ki, izlerken resmen beynin yanıyor!

Çizimler mi? 1995 yapımı olmasına rağmen hala taş gibi. Arka plan detayları, karakter tasarımları, animasyon kalitesi... O zamanın teknolojisiyle nasıl böyle bir şey yapmışlar hala aklım almıyor. Stand Alone Complex serisi ise daha modern bir çizime sahip ama atmosferi aynı derecede karanlık ve kasvetli. Müzikler de cabası! Yoko Kanno'nun o efsanevi besteleri, animeye ayrı bir boyut katıyor. Özellikle "Inner Universe" şarkısı, duyduğum anda beni o siber dünyaya ışınlıyor resmen!

Ghost in the Shell'i izlemeden anime izledim demeyin bence. Sadece aksiyon sahneleriyle değil, felsefi derinliğiyle de seni kendine bağlayacak bir yapım. Jin Roh'un o karanlık atmosferini sevdiysen, Ghost in the Shell'e de bayılacağına eminim. Hatta belki de daha çok seversin, kim bilir? Bu animeyi izledikten sonra dünyaya bakış açının bile değişebileceğini iddia ediyorum, o derece etkileyici!

Delirten Detay: Binbaşı Motoko Kusanagi'nin o cool ve gizemli tavırları, siber dünyadaki yetenekleri... Abi bu karakter şaka mı ya? Resmen idolüm!

Kimler Sevecek?: Siberpunk, felsefi animeler, aksiyon ve gerilim seven herkes bu animeye aşık olacak!


2: Patlabor - Robotlar ve Polisler Bir Arada

Patlabor, robotları seven ama aynı zamanda gerçekçi bir hikaye isteyenler için biçilmiş kaftan! Bu anime, gelecekte inşaat işlerinde kullanılan "Labor" adı verilen robotların yaygınlaştığı bir dünyada geçiyor. Ama tabii ki, robotlar suç işlemeye başlayınca, onları durdurmak için özel bir polis birimi kuruluyor: Patlabor. İşte bu birimin maceralarını izliyoruz. Ama sakın "basit bir robot polisiye" demeyin! Patlabor, karakter gelişimine, toplumsal eleştirilere ve hatta robotların psikolojisine bile değiniyor.

Serinin baş karakterleri olan Noa Izumi ve Asuma Shinohara, Labor kullanma konusunda oldukça yetenekli polis memurları. Ama sadece yetenekli değiller, aynı zamanda çok da eğlenceliler! Aralarındaki atışmalar, ekip arkadaşlarıyla olan ilişkileri, robotlara olan tutkuları... Hepsi o kadar doğal ve samimi ki, onlarla birlikte gülüp onlarla birlikte üzülüyorsun. Çizimler de oldukça başarılı. Robot tasarımları gerçekçi ve detaylı, aksiyon sahneleri ise akıcı ve heyecanlı. Özellikle Labor'ların hareketleri, o kadar doğal ki, sanki gerçekten varlarmış gibi hissediyorsun.

Patlabor'u Jin Roh'a benzeten şey ise, o gerçekçi ve kasvetli atmosferi. Gelecekteki Japonya'yı, sadece robotlarla değil, aynı zamanda toplumsal sorunlarla da dolu bir şekilde tasvir ediyor. Hükümetin yozlaşmışlığı, işsizlik, suç oranlarındaki artış... Hepsi Patlabor'un arka planında işleniyor. Eğer Jin Roh'un o politik ve toplumsal eleştirilerini sevdiysen, Patlabor'a da bayılacağına eminim. Bu anime, sadece robotları değil, aynı zamanda insanlığı da sorguluyor.

Delirten Detay: Ingram'ın o ikonik tasarımı, Noa'nın Ingram'a olan bağlılığı... Abi bu robotlar da bir alem ya!

Kimler Sevecek?: Robotları, polisiyeyi, gerçekçi hikayeleri ve toplumsal eleştirileri seven herkes bu animeye bayılacak!


3: Mardock Scramble - Acımasız Bir Gelecek Hikayesi

Mardock Scramble... Oha diyorum! Bu anime o kadar karanlık ve acımasız ki, izlerken resmen içim karardı. Ama aynı zamanda o kadar da sürükleyici ki, gözümü bir saniye bile ekrandan alamadım. Konusu mu? Rüfyan adında genç bir kızın, hayatının en karanlık döneminde yaşadıklarını anlatıyor. Rüfyan, fuhuş batağına düşmüş ve sonunda öldürülmüş. Ama mucizevi bir şekilde hayata döndürülüyor ve özel bir projeye dahil ediliyor. Bu proje sayesinde, vücudu sibernetik parçalarla güçlendiriliyor ve intikam almak için eğitiliyor. Ama intikam almak kolay olmayacak. Çünkü Rüfyan'ın karşısında, onu öldüren acımasız suçlular ve onları koruyan yozlaşmış sistem var.

Mardock Scramble, şiddet sahneleriyle dolu bir anime. Ama bu şiddet, sadece görsel bir şölen değil. Aynı zamanda Rüfyan'ın yaşadığı acıları ve öfkeyi de yansıtıyor. Çizimler ise muazzam! Karakter tasarımları detaylı ve gerçekçi, arka planlar ise karanlık ve kasvetli. Özellikle dövüş sahnelerindeki animasyonlar, o kadar akıcı ve heyecanlı ki, resmen nefesim kesildi. Müzikler de animeye ayrı bir hava katıyor. Elektronik müziklerle, o siberpunk atmosferi o kadar iyi yakalanmış ki, izlerken kendimi o gelecekteki dünyada gibi hissettim.

Mardock Scramble, Jin Roh gibi, geleceğin karanlık ve umutsuz bir portresini çiziyor. Ama Jin Roh'dan farklı olarak, daha çok bireysel intikam hikayesine odaklanıyor. Rüfyan'ın yaşadığı acılar, onu intikam almaya itiyor. Ama intikam almak, onu daha da karanlık bir yola sokuyor. İşte bu ikilem, Mardock Scramble'ı o kadar etkileyici yapıyor. Eğer Jin Roh'un o kasvetli atmosferini ve acımasız dünyasını sevdiysen, Mardock Scramble'ı da sakın kaçırma!

Delirten Detay: Balot'un o müthiş dönüşümleri, intikam için yapabilecekleri... Abi bu kız tam bir badass ya!

Kimler Sevecek?: Karanlık, şiddetli, siberpunk ve intikam hikayelerini seven herkes bu animeye bayılacak!


4: Blame! - Sonsuz Bir Labirentte Hayatta Kalma Mücadelesi

Blame!, abi bu animeye ne desem bilemiyorum. O kadar farklı ve o kadar kendine özgü ki... Konusu mu? Gelecekte, kontrolünü kaybetmiş bir ağ tarafından yönetilen devasa bir yapıda geçiyor. İnsanlar, bu yapının içinde hayatta kalmaya çalışıyor. Ama ağ, insanları düşman olarak görüyor ve onları yok etmek için robotlar gönderiyor. Killy adında gizemli bir adam, bu yapının içinde dolaşıyor ve ağın kontrolünü geri alabilecek bir anahtar arıyor. Ama bu anahtarı bulmak, neredeyse imkansız. Çünkü Killy, sürekli olarak robotların saldırılarına maruz kalıyor ve yapının karmaşık labirentlerinde kayboluyor.

Blame!'in en dikkat çekici özelliği, o eşsiz görsel tarzı. Anime, tamamen 3D animasyonla yapılmış. Ama bu animasyon, diğer 3D animeler gibi değil. Daha çok bir çizgi romanı andırıyor. Karakterler ve mekanlar, detaylı ve karanlık bir şekilde çizilmiş. Özellikle yapının o devasa ve karmaşık mimarisi, izlerken beni resmen büyüledi. Sanki sonsuz bir labirentin içinde kaybolmuş gibi hissettim. Müzikler de animeye ayrı bir hava katıyor. Ambient ve elektronik müziklerle, o kasvetli ve umutsuz atmosfer o kadar iyi yakalanmış ki, izlerken resmen ürperdim.

Blame!, Jin Roh gibi, geleceğin karanlık ve umutsuz bir portresini çiziyor. Ama Jin Roh'dan farklı olarak, daha çok hayatta kalma mücadelesine odaklanıyor. Killy'nin o bitmek bilmeyen yolculuğu, onu sürekli olarak tehlikelerle karşı karşıya bırakıyor. Ama Killy, asla pes etmiyor. Çünkü o, insanlığın son umudu. Eğer Jin Roh'un o kasvetli atmosferini ve hayatta kalma mücadelesini sevdiysen, Blame!'e de bayılacağına eminim. Bu anime, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda felsefi bir derinliğe de sahip.

Delirten Detay: Killy'nin o sessiz ve gizemli tavırları, elindeki o güçlü silah... Abi bu adam tam bir efsane ya!

Kimler Sevecek?: Karanlık, bilim kurgu, hayatta kalma ve gizemli hikayeleri seven herkes bu animeye bayılacak!


5: Ergo Proxy - Kimlik Arayışı ve Varoluşsal Sorgulamalar

Ergo Proxy, abi bu anime o kadar kafa karıştırıcı ki, izlerken beynim resmen eridi. Ama aynı zamanda o kadar da zekice yazılmış ki, her bölümünde yeni bir şeyler keşfettim. Konusu mu? Gelecekte, devasa kubbeli şehirlerde yaşayan insanların, robotlarla birlikte yaşadığı bir dünyada geçiyor. Bu şehirlerde, insanlar ve robotlar arasındaki dengeyi korumak için özel bir sistem kurulmuş. Ama bu sistem, bir gün bozulmaya başlıyor. Robotlar, "Cogito Virüsü" adı verilen bir virüs yüzünden bilinç kazanıyor ve kontrolden çıkıyor. Bu olaylar, Re-l Mayer adında genç bir dedektifin dikkatini çekiyor. Re-l, bu olayların arkasındaki sırrı çözmek için bir soruşturma başlatıyor. Ama bu soruşturma, onu çok daha büyük bir komploya sürüklüyor.

Ergo Proxy, felsefi derinliğiyle öne çıkan bir anime. Anime, kimlik, varoluş, bilinç gibi kavramları sorguluyor. Re-l'nin kimlik arayışı, Vincent Law'un geçmişi, Proxylerin amacı... Hepsi o kadar karmaşık ve o kadar derin ki, izlerken sürekli olarak düşünmeye sevk ediyor. Çizimler de animeye ayrı bir hava katıyor. Karakter tasarımları gotik ve karanlık, mekanlar ise modern ve kasvetli. Özellikle Proxy'lerin tasarımları, o kadar farklı ve o kadar ürkütücü ki, izlerken resmen tırstım. Müzikler de animeye ayrı bir boyut katıyor. Elektronik müziklerle, o distopik atmosfer o kadar iyi yakalanmış ki, izlerken kendimi o gelecekteki dünyada gibi hissettim.

Ergo Proxy, Jin Roh gibi, geleceğin karanlık ve umutsuz bir portresini çiziyor. Ama Jin Roh'dan farklı olarak, daha çok felsefi sorgulamalara odaklanıyor. Re-l'nin kimlik arayışı, onu sürekli olarak yeni sorularla karşı karşıya bırakıyor. Ama Re-l, asla pes etmiyor. Çünkü o, gerçeği bulmaya kararlı. Eğer Jin Roh'un o kasvetli atmosferini ve felsefi derinliğini sevdiysen, Ergo Proxy'e de bayılacağına eminim. Bu anime, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda zihinsel bir egzersiz.

Delirten Detay: Vincent Law'un o gizemli geçmişi, Ergo Proxy'nin gerçek kimliği... Abi bu anime tam bir akıl oyunu ya!

Kimler Sevecek?: Felsefi, bilim kurgu, gizemli ve psikolojik animeleri seven herkes bu animeye bayılacak!


6: Texhnolyze - Umutsuzluğun ve Yozlaşmanın Anatomisi

Texhnolyze... Abi bu anime o kadar depresif ki, izlerken hayat enerjim resmen emildi. Ama aynı zamanda o kadar da gerçekçi ki, geleceğin karanlık bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Konusu mu? Gaika adında yeraltı şehrinde geçiyor. Bu şehirde, insanlar Texhnolyze adı verilen sibernetik uzuvlarla vücutlarını güçlendiriyor. Ama bu güçlendirme, beraberinde yozlaşmayı ve şiddeti de getiriyor. Şehir, farklı gruplar arasında sürekli bir savaş halinde. Ichise adında genç bir dövüşçü, bir gün bir çatışmada kolunu ve bacağını kaybediyor. Ama Oonishi adında gizemli bir kadın, onu Texhnolyze ile hayata döndürüyor. Ichise, bu sayede yeni bir hayata başlıyor. Ama bu hayat, hiç de kolay olmayacak. Çünkü Ichise, şehrin karanlık sırlarını öğreniyor ve kendini büyük bir savaşın ortasında buluyor.

Texhnolyze, şiddet sahneleriyle dolu bir anime. Ama bu şiddet, sadece görsel bir şölen değil. Aynı zamanda şehrin yozlaşmışlığını ve insanların umutsuzluğunu da yansıtıyor. Çizimler ise muazzam! Karakter tasarımları gerçekçi ve yıpranmış, mekanlar ise karanlık ve kasvetli. Özellikle şehrin o harap hali, izlerken beni resmen etkiledi. Müzikler de animeye ayrı bir hava katıyor. Ambient ve noise müziklerle, o distopik atmosfer o kadar iyi yakalanmış ki, izlerken kendimi o gelecekteki dünyada gibi hissettim.

Texhnolyze, Jin Roh gibi, geleceğin karanlık ve umutsuz bir portresini çiziyor. Ama Jin Roh'dan farklı olarak, daha çok bireysel umutsuzluğa odaklanıyor. Ichise'nin yaşadığı acılar, onu sürekli olarak karanlığa sürüklüyor. Ama Ichise, asla pes etmiyor. Çünkü o, hayatta kalmaya kararlı. Eğer Jin Roh'un o kasvetli atmosferini ve umutsuz dünyasını sevdiysen, Texhnolyze'ı da sakın kaçırma! Bu anime, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda psikolojik bir gerilim.

Delirten Detay: Ichise'nin o sessiz ve kararlı tavırları, Texhnolyze ile olan bağı... Abi bu adam tam bir hayatta kalma makinesi ya!

Kimler Sevecek?: Karanlık, şiddetli, psikolojik ve distopik animeleri seven herkes bu animeye bayılacak!


7: Armitage III - Androidler ve İnsanlar Arasındaki Çatışma

Armitage III, cyberpunk severlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir yapım! Hikaye, Mars'ta geçiyor ve androidlerin insanlarla birlikte yaşadığı bir geleceği konu alıyor. Ancak, androidlere karşı büyük bir ayrımcılık var ve bu durum, gerilimi tırmandırıyor. Ross Sylibus adında bir dedektif, Mars'a transfer oluyor ve burada Armitage adında sıra dışı bir android polis memuruyla tanışıyor. Birlikte, androidlere karşı işlenen bir dizi cinayeti çözmeye çalışıyorlar. Ancak, bu cinayetlerin arkasında çok daha büyük bir komplo olduğunu keşfediyorlar.

Armitage III'ün en çekici yanlarından biri, androidlerin insanlarla olan ilişkisini derinlemesine işlemesi. Androidler, insan gibi hissetme yeteneğine sahip mi? Onların da hakları var mı? Bu sorular, anime boyunca sürekli olarak gündeme geliyor. Çizimler, dönemin standartlarına göre oldukça iyi ve cyberpunk atmosferi başarılı bir şekilde yansıtılıyor. Özellikle Mars'ın o çorak ve teknolojik görüntüsü, izleyiciyi hemen içine çekiyor. Aksiyon sahneleri de oldukça heyecanlı ve Armitage'in dövüş yetenekleri, izlemeye değer.

Jin Roh gibi, Armitage III de geleceğin karanlık bir yüzünü gösteriyor. İnsanlar ve androidler arasındaki ayrımcılık, şiddeti ve komploları beraberinde getiriyor. Ancak, Armitage ve Ross'un ilişkisi, umut ışığı oluyor. Birlikte, adaleti sağlamaya ve androidlerin haklarını savunmaya çalışıyorlar. Eğer Jin Roh'un o politik ve toplumsal eleştirilerini sevdiysen, Armitage III'e de bayılacağına eminim. Bu anime, sadece aksiyon ve gerilim sunmakla kalmıyor, aynı zamanda önemli soruları da gündeme getiriyor.

Delirten Detay: Armitage'in o cool ve güçlü duruşu, android olmasına rağmen insan gibi hissetme yeteneği... Abi bu karakter tam bir ikon ya!

Kimler Sevecek?: Cyberpunk, aksiyon, gerilim ve android temalı animeleri seven herkes bu animeye bayılacak!


8: Metropolis - İnsanlık ve Robotlar Arasındaki Uçurum

Metropolis, Osamu Tezuka'nın klasik mangasının anime uyarlaması ve görsel bir şölen! Hikaye, gelecekteki Metropolis şehrinde geçiyor. Bu şehirde, insanlar ve robotlar bir arada yaşıyor. Ancak, insanlar arasında büyük bir sınıf ayrımı var. Zenginler, şehrin üst katlarında lüks içinde yaşarken, fakirler ve robotlar, şehrin alt katlarında sefalet içinde yaşıyor. Kenichi adında genç bir dedektif, Metropolis'e geliyor ve burada Tima adında gizemli bir robot kızla tanışıyor. Tima, şehrin geleceği için büyük bir tehdit oluşturuyor ve Kenichi, onu korumak için elinden geleni yapıyor.

Metropolis'in en etkileyici yanlarından biri, Fritz Lang'ın aynı adlı klasik filmine saygı duruşunda bulunması. Anime, filmin temel temasını korurken, kendi özgün hikayesini de yaratmayı başarıyor. Çizimler, muazzam detaylı ve animasyon kalitesi, olağanüstü. Özellikle Metropolis şehrinin o devasa ve karmaşık yapısı, izleyiciyi büyülüyor. Müzikler de animeye ayrı bir hava katıyor. Caz ve klasik müziklerin harmanlandığı soundtrack, animeye o retro-futüristik atmosferi kazandırıyor.

Jin Roh gibi, Metropolis de geleceğin karanlık bir yüzünü gösteriyor. Sınıf ayrımı, robotlara karşı duyulan nefret ve politik entrikalar, şehri bir kaosun eşiğine getiriyor. Ancak, Kenichi ve Tima'nın ilişkisi, umut ışığı oluyor. Birlikte, insanların ve robotların bir arada yaşayabileceği bir gelecek için mücadele ediyorlar. Eğer Jin Roh'un o politik ve toplumsal eleştirilerini sevdiysen, Metropolis'e de bayılacağına eminim. Bu anime, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda önemli soruları da gündeme getiriyor.

Delirten Detay: Tima'nın o masum ve gizemli duruşu, robot olmasına rağmen insan gibi hissetme yeteneği... Abi bu karakter tam bir melek ya!

Kimler Sevecek?: Bilim kurgu, distopya, robot temalı ve klasik anime seven herkes bu animeye bayılacak!


9: Akira - Psikolojik Gerilim ve Güç Kavgaları

Akira, anime tarihinin en önemli yapımlarından biri ve izlemeyen çok şey kaçırır! Hikaye, gelecekteki Neo-Tokyo şehrinde geçiyor. Bu şehir, 3. Dünya Savaşı'ndan sonra yeniden inşa edilmiş ve suç oranları tavan yapmış durumda. Kaneda adında genç bir motosiklet çetesi lideri, bir gün Tetsuo adında arkadaşının gizemli bir güce sahip olduğunu keşfediyor. Tetsuo'nun bu gücü, şehrin dengesini bozuyor ve büyük bir kaosa yol açıyor. Kaneda, arkadaşını durdurmak ve şehri kurtarmak için elinden geleni yapıyor.

Akira'nın en etkileyici yanlarından biri, psikolojik gerilimi ustalıkla kullanması. Tetsuo'nun güçlenmesiyle birlikte yaşadığı değişimler, anime boyunca büyük bir gerilim yaratıyor. Çizimler, olağanüstü detaylı ve animasyon kalitesi, dönemin çok ötesinde. Özellikle motosiklet sahneleri ve patlamalar, izleyiciyi adeta büyülüyor. Müzikler de animeye ayrı bir hava katıyor. Geleneksel Japon müziği ve elektronik müziğin harmanlandığı soundtrack, animeye o kaotik ve gerilim dolu atmosferi kazandırıyor.

Jin Roh gibi, Akira da geleceğin karanlık bir yüzünü gösteriyor. Şiddet, suç ve politik entrikalar, şehri bir distopyaya dönüştürüyor. Ancak, Kaneda'nın arkadaşına olan bağlılığı, umut ışığı oluyor. Birlikte, şehri kurtarmak ve geleceği yeniden şekillendirmek için mücadele ediyorlar. Eğer Jin Roh'un o politik ve toplumsal eleştirilerini sevdiysen, Akira'ya da bayılacağına eminim. Bu anime, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insan doğasının karanlık yönlerini de gözler önüne seriyor.

Delirten Detay: Tetsuo'nun o kontrol edilemeyen gücü, Akira'nın gizemi... Abi bu anime tam bir akıl patlaması ya!

Kimler Sevecek?: Bilim kurgu, psikolojik gerilim, aksiyon ve distopik animeleri seven herkes bu animeye bayılacak!


10: Vexille - Dijitalleşme ve İnsanlığın Geleceği

Vexille, 2077 yılında Japonya'nın teknolojik izolasyonunu konu alan müthiş bir anime! Japonya, nano-teknoloji ve robotik gelişmelerin insanlığa zarar vereceğine inanarak kendini dünyadan soyutlamış. ABD özel kuvvetler ajanı Vexille, bu izolasyonun ardındaki sırrı çözmek için Japonya'ya gönderiliyor. Ancak, Japonya'da onu bekleyenler, düşündüğünden çok daha karmaşık ve tehlikeli.

Vexille'in en dikkat çekici özelliği, 3D animasyonla yapılmış olmasına rağmen, geleneksel anime estetiğini koruması. Çizimler, detaylı ve gerçekçi, aksiyon sahneleri ise nefes kesici. Özellikle robot tasarımları ve savaş sahneleri, izleyiciyi adeta büyülüyor. Müzikler de animeye ayrı bir hava katıyor. Elektronik müzik ve rock müziğin harmanlandığı soundtrack, animeye o gerilim dolu ve aksiyon dolu atmosferi kazandırıyor.

Jin Roh gibi, Vexille de geleceğin karanlık bir yüzünü gösteriyor. Teknoloji, insanlığın kurtuluşu mu yoksa sonu mu? Bu soru, anime boyunca sürekli olarak gündeme geliyor. Vexille'in yaşadığı olaylar, onu bu soruya farklı açılardan bakmaya zorluyor. Eğer Jin Roh'un o politik ve toplumsal eleştirilerini sevdiysen, Vexille'e de bayılacağına eminim. Bu anime, sadece aksiyon ve gerilim sunmakla kalmıyor, aynı zamanda önemli soruları da gündeme getiriyor.

Delirten Detay: Vexille'in o cesur ve kararlı duruşu, Japonya'nın teknolojik izolasyonunun ardındaki sır... Abi bu anime tam bir komplo teorisi ya!

Kimler Sevecek?: Bilim kurgu, aksiyon, gerilim ve teknoloji temalı animeleri seven herkes bu animeye bayılacak!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Deliriyorum Anime ve manga dünyasına karşı deliren bir yazar.